Hakkâri Ticaret ve Sanayi Odası (HATSO) seçimlerinde dört aday yarışıyor. Aytekin Karahanlı seçim çalışmalarında şu ana kadar en görünür isim olurken, Mahir Çallı hedeflerini 10 maddelik bir programla açıkladı. Mevcut başkan Servet Taş’ın sessizliği ve Yasin Çatal’ın yarıştaki konumu ise tartışılıyor. Ancak asıl soru şu: Hakkâri’nin ticari geleceği için yarışan adaylar, neden ortak bir hedef etrafında buluşamıyor?

Hakkâri’de kasım ayında yapılması beklenen HATSO seçimleri giderek hareketleniyor. Mevcut başkan Servet Taş ile iş insanları Aytekin Karahanlı, Mahir Çallı ve Yasin Çatal, odanın yönetimini üstlenmek için yarışıyor. Dört adayın da Hakkârili olması ve Pinyanişi aşireti mensubu olması, bu yarışın yalnızca bir başkanlık mücadelesi olarak görülmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Çünkü burada söz konusu olan, kişilerin makam yarışı değil, Hakkâri esnafının, tüccarının ve kent ekonomisinin geleceğidir.

Seçim çalışmalarına bakıldığında, şu ana kadar en kapsamlı ve görünür kampanyayı Aytekin Karahanlı’nın yürüttüğü görülüyor. Kentin farklı noktalarına yerleştirilen seçim afişleri, kullanılan sloganlar, bir kafenin seçim ofisine dönüştürülmesi ve hedeflerin basın aracılığıyla kamuoyuna açıklanması, Karahanlı’nın seçim sürecine hazırlıklı girdiğini gösteriyor.

Mahir Çallı ise 10 maddelik hedeflerini açıklayarak programını ortaya koyan adaylardan biri oldu. Ancak açıklanan hedeflerin Hakkâri esnafının hangi sorunlarına nasıl çözüm getireceği ve ne ölçüde uygulanabilir olduğu da tartışılması gereken konular arasında.

Mevcut başkan Servet Taş’ın ise şu ana kadar diğer adaylar kadar görünür bir seçim çalışması yürütmemesi dikkat çekiyor. Taş’ın seçim sonucuna güvendiği için sessiz kaldığı yönünde yorumlar yapılabilir. Ancak seçime giren bir başkanın, geçmiş dönem çalışmalarını ve yeni dönem hedeflerini kamuoyuyla paylaşması, üyelerine karşı taşıdığı sorumluluğun gereğidir.

Yasin Çatal’ın adaylığı ise kulislerde farklı değerlendirmelere konu oluyor. Çatal’ın mevcut başkanın stratejisinin bir parçası olduğu yönünde yorumlar dile getirilse de bu iddia doğrulanmış değil. Kendi projelerini ve seçim hedeflerini kamuoyuyla paylaşmaması, hakkındaki soru işaretlerini artırıyor. Bir adayın bağımsız bir program ortaya koymadan yarışta yer alması, seçmenlerin karar verme sürecini de zorlaştırabilir.

Ancak bütün bu tartışmaların ötesinde, HATSO seçimlerinin asıl meselesi adayların afişleri, sloganları, seçim ofisleri veya birbirlerine karşı üstünlük kurma çabaları olmamalıdır.

Dört aday, dört ayrı hesap mı; ortak bir Hakkâri hedefi mi?

Dört adayın da Hakkâri’nin ekonomik ve toplumsal gerçeklerini bilen isimler olması önemli bir avantaj. Öyleyse şu soruyu sormak gerekiyor: Eğer hepsinin temel amacı Hakkâri’ye hizmet etmekse, neden kentin ticari geleceği için ortak bir zeminde buluşamıyorlar?

Elbette seçimlerin amacı farklı görüşlerin ve yönetim anlayışlarının yarışmasıdır. Birden fazla adayın çıkması demokratik açıdan olağan ve değerlidir. Ancak rekabetin hizmet üretmekten uzaklaşıp kişisel hesaplara, güç mücadelelerine veya çevrelerin yarışına dönüşmesi, asıl hedefin geri plana itilmesine neden olabilir.

HATSO, herhangi bir siyasi partinin il başkanlığı değildir. Burada yarışanların görevi, bir siyasi hareketin tabanını genişletmek ya da bir grubun gücünü göstermek değil; esnafın, tüccarın, üreticinin ve iş dünyasının ortak çıkarlarını temsil etmektir.

Bu nedenle seçimlerin, kimin daha fazla afiş astığı veya kimin daha kalabalık bir grupla hareket ettiği üzerinden değerlendirilmesi doğru olmaz. Asıl ölçüt, kimin Hakkâri’nin ekonomik sorunlarını daha iyi analiz ettiği ve bunlara yönelik daha uygulanabilir çözümler geliştirdiğidir.

Hakkâri esnafının beklentisi çok farklı

Hakkâri’de esnafın ve iş insanlarının beklentileri, seçim dönemlerinde verilen genel vaatlerden çok daha somut.

İşletmelerin maliyetleri, piyasadaki daralma, finansmana erişim, yeni yatırım olanakları, yerel üretimin geliştirilmesi ve ticari hareketliliğin artırılması gibi başlıklar, HATSO yönetiminin öncelikli gündemi olmalıdır.

Hakkâri’de üretilen ürünlerin daha geniş pazarlara ulaştırılması, hayvancılık ve tarıma dayalı ticaretin geliştirilmesi, genç girişimcilerin desteklenmesi, işletmelerin dijital ticarete yönlendirilmesi ve sınır ticaretinin kent ekonomisine katkısının artırılması gibi konularda hangi adayın ne önerdiği açıkça ortaya konulmalıdır.

Adayların her biri, seçildikleri takdirde ilk altı ayda ne yapacaklarını, hangi kurumlarla görüşeceklerini ve hangi projeleri hayata geçirmeyi hedeflediklerini açıklamalıdır.

Çünkü esnafın sorması gereken soru basittir: “Siz seçildiğinizde benim işimde ne değişecek?”

Bu soruya somut yanıt veremeyen bir adayın, yalnızca seçim kampanyasıyla başarı elde etmesi mümkün olsa bile, kent ekonomisine kalıcı katkı sunması kolay olmayacaktır.

Rekabet yerine ortak akıl mümkün değil mi?

Dört adayın da Hakkâri’nin geleceğini önemsediğini varsayalım. O hâlde onları birbirinden ayıran temel unsur ne olmalıdır? Kişisel ilişkiler, çevreler veya güç dengeleri mi; yoksa kentin sorunlarına ilişkin farklı ve uygulanabilir çözüm önerileri mi?

Eğer amaç gerçekten Hakkâri’ye hizmet etmekse, adayların ortak sorunlar konusunda bir araya gelmesi, birbirlerinin projelerini tartışması ve kentin ekonomik geleceği için ortak hedefler belirlemesi neden mümkün olmasın?

Elbette bu, dört adayın mutlaka tek bir aday etrafında birleşmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Demokratik rekabet korunmalı; üyeler farklı programlar arasında tercih yapabilmelidir. Ancak rekabet, ortak sorunlarda iş birliğine engel olmamalıdır.

Adaylar, Hakkâri’nin ekonomik gelişimi için üzerinde uzlaşabilecekleri başlıkları belirleyebilir. Seçimden sonra kim başkan olursa olsun, diğer adayların da deneyimlerinden ve önerilerinden yararlanılabilecek bir çalışma zemini oluşturulabilir.

Böyle bir yaklaşım, seçim yarışını kişisel bir güç mücadelesinden çıkararak kentin yararına dönüştürebilir.

HATSO bir makam değil, sorumluluktur

HATSO başkanlığı, yalnızca bir unvan kazanmak değildir. Bu görev, üyelerin aidatlarıyla faaliyet gösteren bir meslek kuruluşunun kaynaklarını doğru kullanmayı, esnafın sorunlarını takip etmeyi, kamu kurumlarıyla etkili ilişkiler kurmayı ve yapılan çalışmaların hesabını vermeyi gerektirir.

Bu nedenle mevcut başkanın geçmiş dönem performansı kadar diğer adayların deneyimi, projeleri ve yönetim anlayışı da sorgulanmalıdır. Hiçbir aday yalnızca mevcut başkan olduğu için başarılı kabul edilemeyeceği gibi, yeni bir aday da yalnızca değişim vaadiyle yeterli görülemez.

Esnafın kararını sağlıklı biçimde verebilmesi için adayların projeleri karşılaştırılabilir, hedefleri ölçülebilir ve taahhütleri takip edilebilir olmalıdır.

Hakkâri’nin ihtiyacı, seçimden seçime hatırlanan esnaf değil; sorunları seçim bittikten sonra da gündemde tutulan, talepleri takip edilen ve ekonomik gelişimi için somut adımlar atılan bir kenttir.

Kazanan yalnızca bir aday olmamalı

HATSO seçimlerinde dört adayın yarışması tek başına bir sorun değildir. Asıl sorun, bu yarışın kentin ekonomik geleceğine ilişkin güçlü bir tartışma üretip üretmediğidir.

Aytekin Karahanlı’nın şu ana kadar yürüttüğü görünür seçim çalışmaları, Mahir Çallı’nın açıkladığı hedefler, Servet Taş’ın mevcut başkan olarak ortaya koyması gereken hesap verebilirlik ve Yasin Çatal’ın kamuoyuna açıklaması beklenen bağımsız programı, üyelerin değerlendirmesi gereken başlıklardır.

Ancak adayların hiçbirinin başarısı yalnızca seçim kampanyasının büyüklüğüyle ölçülemez. Asıl başarı, seçimden sonra esnafın sorunlarına ne ölçüde çözüm üretildiğiyle ortaya çıkacaktır.

Hakkâri’de ticaret odası seçimleri bir siyasi parti yarışı gibi yürütülür, kişisel güç dengeleri projelerin önüne geçerse bunun bedelini yalnızca adaylar değil, kent ekonomisi de ödeyebilir.

Hakkâri’nin kaybedecek zamanı yok. Esnafın beklentisi kavga değil hizmet, slogan değil proje, kişisel hesap değil ortak akıldır.

Dört aday da gerçekten Hakkâri için yola çıktıysa, bunu yalnızca seçim meydanlarında değil, kentin ekonomik geleceğine ilişkin ortaya koyacakları programlarla göstermelidir.

Çünkü bu yarışın sonunda kazanan yalnızca bir başkan olmamalı; Hakkâri’nin esnafı, iş insanları ve geleceği de kazanmalıdır.