Efendim geçmişten bugüne hepimizin dilinde bir söz "Hakkâri kadim kent". "Kentimizi koruyalım". "Kültürümüzü koruyalım". Kentimiz kadim zaten.
Orada hepimiz hemfikiriz. Kentte bir sorun yok. Sorun biz sade vatandaşta da değil. Sorun yıllardır bizi yönetmek için birbiriyle yarışanlarda.
Yarışı kazanan kazandı. Peki ya sonrası. Sonrası yok ki. Zamansız bitmiş film gibiyiz. Başa kim gelirse gelsin süreç ve sonuç asla değişmiyor.
Farklı başlayan dizilerin aynı devam etmesi gibi bir şey oluyor. Ben kendimi bildim bileli Hakkâri'de su ve yol sorunu var. Yıllardır çözüm aranır ya da aranmış gibi yapılır.
Yoksa aranan şey her neyse çoktan bulunmuştu. Yıl 2026 ve yakın zamanda Hakkâri Van arası yol çökmüştü. Herkes o mağduriyeti hatırlar. Yetkililer suskundu. Hatta bir yazımda "şehrin anahtarı Zap'a düştü, halk şehirde tutsak kaldı." diye yazmıştım.
Halkın yaşadığı çok kötü durumlardan sonra güven vermeyen bir köprü yapıldı. Onun da yapımı bir hafta gibi uzun bir süre almıştı. Bazı şeyleri hatırlattıktan sonra asıl soruna gelebilirim. Gerçi sorun aynı ama bu defa şehirler arası değil. Şehrin tam orta yerinde, yine yeniden.
Geçen gün yerel haberleri takip ediyordum. Hakkâri'de yine yol çalışmaları yapılıyordu. Bu defa çok uzun sürmüş bu çalışmalar. 45 gün gibi bir süreden söz ediliyordu. Esnaf toplanmış derdini anlatıyor kameralara.
Çoğu yerel gazeteci de orada. Haber yapılacak ki seslerini yetkililere duyurabilsinler. Esnaf mağdur olduklarını, kazı çalışmalarının uzun sürdüğünü, toz duman içinde kaldıklarını, çoğu insanın bu yolu kullanmadığını dile getiriyordu. Yol kullanılmayınca satış da olmuyordu. Yol çalışmaları bitmezse kepenk indireceklerdi. Bu söz can sıkıcıydı.
Sonu gelmeyen yol çalışmasından, esnafın ve halkın sesini duymayan yetkililer herkesin kalbini kırmıştı. Sahi onlar da o şehirde yaşamıyor mu? Bu durum onları rahatsız etmiyor mu? Sorun sadece yol da değil. Su su su. Su sorunu yeni bir şey değil. Uzun ama çok uzun zamandır var olan bir durum.
Uzun dediysem 20 yıllık değil. En az 60 yıllık bir sorun. Teknoloji gelişmişken su sorununun devam etmesi hakikaten garip. Oklar yine yetkililere döndü. Onlar bu sorunları garipsemiyor mu?
Yani bu durumdan memnun olamazlar diye düşünüyorum. Acaba gündüz Hakkâri'de, gece daha güzel bir şehirde mi yaşıyorlar? Olmaz ki ama çünkü bu sorunlar gece gündüz var.
Acaba alternatif yollar mı var şehir içinde? O yolları kullanıyorlar da bu yolları görmüyorlar mı? Yaşadıkları yerde su sorunu yok da her yerde suyun sorunsuz aktığını mı düşünüyorlar? Offf aklımda deli sorular...
Bazı arkadaşlarım "memleketi kurtarmak sana mı kaldı. Yazılarını yetkililer okumuyor ki. Kendine dert edinen üç beş kişi okuyor. Bence artık yazma" diyorlar.
Ama arkadaşlar ben hiçbir zaman sade vatandaş olamadım ki. Susmak görmemek bana göre değil ki. Orası hepimizin yaşadığı şehir. Hepimiz şikayetçiyiz yaşananlardan. Susmayı tercih edenler susmaya devam edebilir.
Bir şeyler yapmak isteyene gölge olmayın yeter. Yazımı rahmetli Nejdet Akdağ'ın sözüyle bitirmek istiyorum. "Sevdamız Hakkâri yolları gibi olsun hiç bitmesin". Anlamak isteyene çok acı ve derin bir cümle.
