Bu yazıyı yazmakta geç mi kaldım diye düşündüm. Sonra fark ettim ki her an yazılabilirmiş. Çünkü her gün onlarca düğün yapılıyor. Bir süredir düğünler herkesin gündeminde.Yo yo yo yanlış anlaşılmasın. İnsanların evleniyor olması konuşulmuyor. Konuşulanlar çok daha farklı şeyler.

Geçen gün il dışından bir arkadaşım aradı. "Sevda o altınlar gerçek mi?" diye şaşkınlıkla sordu. "Hakkari'de herkes mi zengin Hiç orta sınıf yok mu?" diye sormaya devam etti.Ben onu dinlerken söylediklerini anlamaya çalışıyorum.

Hakkari'de prodüksiyonların sosyal medya hesaplarını görmüş. O anda durumu anlamaya başladım. Önce ne cevap vermem gerektiğini bilemedim. Çünkü durum gösterildiği gibi görüldüğü gibi değil.

Bir an merak ettim. Ben de izledim. Koca camlı kutularda devasa altınları taşıyan insanlar. Geline doğru dans ederek yürüyor. Eğer bu bir ayin değilse çok da hoşgörünmüyordu. Halay çeken kadınların takıları o kadar kaba ve çirkin ki başka bir şeye odaklanmakta zorluk çekiliyor.

Gelin damattan çok davetlilerin fotoğrafları çekiliyor. Birkaç ay ya da yıl evlenen çiftler çok sayıda fotoğraf çektiriyorlar. Davetli kadınların çoğunu bir sıra halinde diziyorlar. Belki on ve daha fazla kadın bir buluşa imza atan bilim insanı edasıyla kameraya gülümsüyorlar.

Hiçbiri de demiyor ki biz neden bu garip duruşu sergiliyoruz. Karşıda eşleri büyük bir gururla alkış tutuyor onlara. Yaşanan bu durumlar sadece bana garip gelmiyor. Çoğu insan aynı şeyi tartışıyor. Birçok insan bu durumdan rahatsız. Fakat nedense sessizce dile getiriyorlar.

Herkes mutlu görünüyor. Sadece görünüyorlar mı yoksa gerçekten mutlular mı bilemiyorum. Bildiğim bir şey var. O da şu; sosyal medyada en çok altın benim, en mutlu evlilik benim, en beğenilen çift biziz fotoğraf yarışmasının yaşanması. Garip işler bunlar. Ya da bana mı garip geliyor bilemedim.

Bana garip gelen bir şey daha var. Kamera açısı birden bire siyah gözlüklü, takım elbiseli adamlara dönüyor. Etraflarında koruma kılıklı bazı adamlar var. Kamera ağır çekime giriyor. Kurtlar vadisi müziği çalıyor. Kameramana para uzatanlar oluyor. Orkestra çoğu zaman onları anons ediyor.

Sonra bir adam geçer. Fotoğrafın ya da videonun altında "falanca aşiretin lideri". Bir aşiretin kaç tane lideri oluyor aklım almıyor. Yarışma programı gibi liderler birbirleriyle yarıştırılıyor.

Tek problem prodüksiyonların her şeyi alenen sergilemesi değil. Bizim halkımızın kendisini her şeyin "eni" olarak görmesi. Şehrin ileri geleniyim diye kendini belirtenlerin, sadece düğünlerde ağayım diye boy gösteriyor olmaları da sorun. Şehrimizin ciddi problemleri var. Yol, su, eğitim, sağlık, ulaşım, ticaret, turizm... Halkın intihar etmesi, uyuşturucu, kumar batağına giren insanların durumu konuşulmuyor.

18 gün boyunca heyelandan yol kapandı. Garip bir şekilde falanca aşiretin lideri, ağası birden bire yok oldu. Konuşmadı, duymadı, görmedi. Sonra sürpriz. O ağalar liderler düğünlerde ortaya çıktı. Düğünde onca adamla boy göstermekle ağa ya da ileri gelen olunmuyor. Sorunlara bulunan her çarede ileri gelen ya da ağa sözcüğü yerini buluyor.

Son olarak. Kültürümüzün yok olmasına az kaldı. Kadınlarımızın, erkeklerimizin yerli kıyafetleri giymeleriyle kültürümüz korunmuyor. O sadece yerli kıyafetin korunması oluyor. Böyle kadim bir şehrin göz önünde sosyal medyaya kurban gitmesi ne de acınası bir durum.