Hakkâri Zapspor’da peş peşe gelen istifalar sıradan bir yönetim değişikliği değildir. Önce Kulüp Başkanı Ayhan Tunç, ardından Teknik Direktör Mikail Özdemir görevlerinden ayrıldı. Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen sorunların artık taşınamaz hale geldiğinin en somut göstergesidir.

Bir kentin en önemli markalarından biri olan Hakkâri Zapspor, yıllardır ekonomik imkânsızlıklarla mücadele ediyor. Buna rağmen ne kalıcı bir finansman modeli oluşturulabildi ne de kentin tüm dinamikleri kulübe sahip çıktı. Sonuçta yük, birkaç fedakâr insanın omuzlarına bırakıldı. O yük ağırlaşınca da istifalar kaçınılmaz oldu.

En dikkat çekici nokta ise Hakkâri’nin sahip olduğu ekonomik potansiyele rağmen sporun sürekli kaynak aramak zorunda kalmasıdır. Esendere ve Derecik sınır kapıları, bölge ekonomisi açısından önemli bir gelir kapısıdır. Bu gelirlerden ayrılacak küçük bir payla oluşturulacak şeffaf bir spor fonu, yalnızca Zapspor’u değil, amatör kulüpleri ve genç sporcuları da ayakta tutabilir. Sporu desteklemek bir gider değil, geleceğe yapılan yatırımdır.

Diğer yandan iş dünyasının da kendisini sorgulaması gerekiyor. Bu şehirde ticaret yapıp kazanç sağlayan, büyüyen ve marka haline gelen iş insanlarının, kentin en önemli sosyal değerlerinden biri olan spora daha güçlü destek vermesi beklenir. Kentin imkânlarından yararlanırken, kentin ortak değerlerine sırt çevirmek sürdürülebilir bir anlayış değildir.

Ayhan Tunç ile Mikail Özdemir’in istifaları aslında sessiz ama çok güçlü bir mesaj içeriyor. Bu iki isim, görevlerini bırakırken Hakkâri’nin yöneticilerine, iş insanlarına ve tüm kent dinamiklerine adeta kapalı bir zarf bıraktı. O zarfın içindeki mesaj açık: “Bu şehrin gençlerine ve sporuna artık sahip çıkın.”

Bugün kaybedilen yalnızca bir başkan ya da bir teknik direktör değildir. Eğer bu çağrı duyulmazsa, yarın kaybedilecek olan Hakkâri’nin gençleri, umutları ve sporun birleştirici gücü olacaktır. Asıl sorgulanması gereken de budur.