Hakkâri'nin bir ilçesinde yaşayan 1930 aileye toplam 3 milyon 917 bin TL nakdî yardım yapılması kararlaştırılmış.

Bir kaç gün önce yerel basında bir haber okudum.

Günlerdir o haberin etkisinden çıkamadım.

Hakkâri'nin bir ilçesinde yaşayan 1930 aileye toplam 3 milyon 917 bin TL nakdî yardım yapılması kararlaştırılmış.

Gözüm hemen masadaki makinesini aradı.

Rakamları girdim.

Sonuç, aile başına yaklaşık 2.030 TL.

Bazen bir memleketin yıllarca konuşulmayan hikâyesi tek bir rakama sığabiliyor.

2.030 TL.

Sonra son günlerde ülke gündemini meşgul eden haberlere baktım.

Fonlar...

Destekler...

Milyonlar...

Ayrıcalıklar...

Birileri ne kadar aldı, kim hangi imkânlardan yararlandı tartışmaları...

Öte tarafta ise bir ilçede yardıma ihtiyaç duyan 1930 aile.

Asıl üzerinde durulması gereken de budur.

Çünkü 1930 aile bir rakam değildir.

Bir ilçede görünen tablodur.

Peki bir ilçede tablo buysa Hakkâri'nin tamamındaki tablo nasıldır?

Bir ilçede 1930 aile yardıma ihtiyaç duyuyorsa il genelinde sayı kaç bin aileye ulaşıyordur?

Daha da önemlisi...

Mesele sadece Hakkâri midir?

Türkiye'nin dört bir yanında benzer tablolar yaşanıyorsa diğer illerde rakamlar kaç binlerle, kaç on binlerle ifade ediliyordur?

Kaç evde aynı ekonomik sıkıntılar yaşanıyordur?

Kaç aile aynı çaresizliğin içinde ayakta kalmaya çalışıyordur?

İşte asıl soru budur.

Çünkü konuşmamız gereken yardım miktarı değil, insanların neden yardıma ihtiyaç duyar hale geldiğidir.

Buradan bir başka soruya geçelim.

Yıllardır Hakkâri'nin adını taşıyanlar...

Hakkâri'nin evladı olmakla övünenler...

Bu şehirden güç alanlar...

Bu şehir adına konuşanlar...

Hakkâri'ye ne bıraktılar?

Bugün dönüp baktığımızda hangi kalıcı eseri gösterebiliyoruz?

Hangi yatırımı?

Hangi fabrikayı?

Hangi üretim merkezini?

Hangi istihdam alanını?

Hangi umudu?

Çünkü siyasetin değeri kürsülerde söylenen sözlerle değil, insanların hayatında bıraktığı izlerle ölçülür.

Adalet de alkışlanan konuşmalarla değil, vatandaşın sofrasındaki ekmekle ölçülür.

Bugün insanlar yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyorsa hepimizin dönüp aynı soruyu sorması gerekir.

Sorun, kaç kişiye yardım edildiği değildir.

Sorun, neden bu kadar çok insanın yardıma ihtiyaç duyduğudur.

Ve bazen yılların muhasebesi tek bir rakamda gizlidir.

1930 aile.

2.030 TL.

Bir hesap makinesinin ekranına sığan bu rakamlar, belki de koca bir şehrin cevabını beklediği soruları içinde taşıyor.

Bu şehir sizden ne aldı değil, siz bu şehre ne verdiniz?

Ve bugün konuşulması gereken, dağıtılan yardımın miktarı değil; yardıma muhtaç hale gelen insanların sayısıdır.

Hesap makinesi hata yapmıyor. 1930 aile, kişi başı değil aile başına yaklaşık 2.030 TL. Asıl mesele rakamlar değil rakamların arasındaki hayatlar.