Hakkâri’de haftalardır kapalı kalan yol, sadece bir ulaşım sorunu değil; sahipsiz bırakılmış bir kentin, duyulmayan sesinin ve paylaşılmayan çilesinin en somut göstergesi.

Benim gözümde bu yol sadece asfalt değil, bir kentin nefes borusu. Haftalardır kapalı olan bu yol, üç vekili olan bir ilin kaderine terk edilmesi demektir. Mecliste kürsüden boy gösterenler nedense Hakkari’ye gelip halkın içine karışmadı, derdiyle dertlenmedi. Yol açılsın demekle olmuyor; halkın çilesini paylaşmadan vekillik yapılmaz.

Olay yerine devlet erkânından en yüksek mertebede yalnızca Vali geldi. O da ilin valisi olma hasebiyle… Yoksa o da gelmezdi. Peki, nerede Karayolları Genel Müdürü? Geldi mi? Ulaştırma Bakanlığı’ndan bakan, bakan yardımcıları veya kaç yetkili geldi? Hiç kimse… Gerçi ilin vekilleri gelmemişken bunlar neden gelsin ki, değil mi?

Bu tablo bile başlı başına Hakkari’nin nasıl sahipsiz bırakıldığını gösteriyor. Ulaştırma Bakanlığı’ndan bir yetkili gelmedi. Halkının derdiyle dertlenmesi gereken üç vekil de hiç gelmedi. O yolda halk gibi beklemediler, halkın çilesini paylaşmadılar. Mecliste dertleri paylaştılar belki ama Hakkari’de seçmenlerinin yanında olmadılar. Bir tanesi Hakkari’ye uğramadı, bir tanesi halkın derdini sahada paylaşmadı, yalnızca meclis kürsüsünden konuşmakla yetindiler. Oysa vekillik makamı sadece mecliste söz söylemek değildir; gelin, heyelanın yaşandığı yerde halkla birlikte olun, orada ses olun.

Chatgpt Image 26 Nis 2026 17 51 53 857X503

Sağ olsun, vekillerimizden çok diğer muhalefet partilerinin sesi yükseldi. Ancak ne yazık ki hiçbir parti bu olayla ilgili bir heyet gönderip olaya halkın gözünden bakamadı. Hakkari’nin derdi Ankara’nın salonlarında dile getirildi belki, ama Hakkari’nin dağlarında, yollarında, halkın yanında dile getirilmedi. Hiçbir parti bir heyet oluşturup Hakkari’ye gelmedi, halkın gerçek sıkıntılarını dinlemedi, yolun neden kapandığını ve neden açılamadığını araştırmadı.

Bugün yaşanan felaketin adı “kader” değildir. Kader, doğanın kendi döngüsüdür; ama burada yaşanan, mühendislik biliminin göz ardı edilmesidir. Jeoteknik etütler yapılmadan, zemin mekaniği hesapları tamamlanmadan, hidrolojik veriler dikkate alınmadan ağır yük bindirilen bir yolun çökmesi kader değil, ihmaldir. Doğa kendi yasalarına göre hareket eder; bu yasaları görmezden gelmek, bilimi susturmak, halkı sahipsiz bırakmaktır.

Bu sessizlik, bu ilgisizlik sadece bir yolun kapanışı değil; halkın yalnız bırakılışıdır. Bir ilin şah damarı kesildiğinde, vekillerinin orada olmaması halkın hafızasına kazınır. Bugün susanlar, yarın methiyeler düzecek belki; ama halk bilir, halk unutmaz. Koltuklarında rahat oturanlar bilsin ki, halkın hafızası bir gün onların rahatlığını sorgulayacaktır.

Orada bir köy var uzakta derler ya… Ben diyorum ki: Orada bir şehir var uzakta. Gitmezseniz görmezsiniz, sahipsiz kalır. Hakkari’nin yalnızlığı işte böyle büyüyor; görmeyen gözler, gitmeyen ayaklar yüzünden.