44 yaşında. Ortaokul mezunu. AK Parti Hakkari İl Başkanlığı’nın binasında temizlik görevlisi, kapıcı. Aylık geliri resmi tutanaklara “belirtilmemiş” yazılmış — yani yok demek. Ama İ.S. bekliyor. Bu insanlar bir gün onu görecek. On yılın karşılığı çıkacak. Bir kapı açılacak.
Bu umut onun paltosuydu.
1 Mart 2025. Saat 15:49. O binasının önünden B.T. geçiyordu.
19 yaşında. Üniversite sınavına hazırlanıyor. Kütüphaneden yeni çıkmış, koltuğunun altında kitap. Kombinin duman borusundan damlayan su mermer üzerinde buz tutmuştu — günlerce, kimse görmeden, kimse müdahale etmeden büyümüştü. Üçüncü kattan düştü. B.T.’nin başına isabet etti.
On dikiş. Kalıcı yara. O yıl sınava giremedi. Unutkanlık başladı. Psikolojik tedaviye girdi.
Kitap yerde kaldı.
— — —
Bu bina yalnızca bir bina değildi. Yönetmeliğe göre her şeyden sorumlu olan adamların binasıydı — başında Av. Zeydin Kaya (Tartuffe), AK Parti Hakkari İl Başkanı.
Savcılık soruşturdu. Biri suçlu olmalıydı.
Tartuffe, İ.S.’yi çağırdı. Bir oda, bir masa.
“Bir şey çıkmaz. Hallederiz. Seni unutmayız.”
İ.S. on yıldır bu binada dosyaların nasıl kapandığını görmüştü. Bu cümlenin yıllardır doğru çıktığını biliyordu. Ve içinde bir şey daha vardı — belki korku, belki minnet, belki on yılın biriktirdiği aidiyet. Tartuffe ona kapı açabilirdi. Açmayabilirdi de. Ama reddetmenin bedeli daha ağır görünüyordu.
İkna oldu.
İddia edildiği üzere Tartuffe’nin işaret etmesiyle savcılık İ.S.’yi — çaycıyı, kapıcıyı, o binasının en küçük adamını — şüpheli olarak dosyaya geçirdi. B.T.’nin başına düşen buzun sorumlusu bulunmuştu.
— — —
Mahkeme hükmetti: 11.200 TL adli para cezası. 30.420 TL yargılama gideri.
İ.S. elinde kararla koştu. Önce Tartuffe’ye. Sonra diğerlerine. “Hallederiz” demişlerdi. Anlattı, tekrar anlattı.
Tüm kapılar kapandı. Birer birer, sessizce.
On yılın karşılığı buydu.
— — —
Ama B.T.’nin avukatı itiraz etti. Tek cümle, tek talep: “Binanın bakım ve onarımından sorumlu olan partili kişiler araştırılıp haklarında suç duyurusunda bulunulmasını talep ederiz.”
İtiraz kabul edildi. Dava ikinci mahkemeye taşındı. Bilirkişi atandı. Keşif yapıldı.
11 Mayıs 2026’da rapor çıktı.
AK Parti Teşkilat İç Yönetmeliği Madde 49 — İl Başkanı teşkilatın tüm işleyifini denetlemekle yükümlüdür. Bilirkişi raporuna göre: Tartuffe kusurludur. İl Mali ve İdari İşler Başkanı binasının bakım ve güvenliğinden sorumludur. Bilirkişi raporuna göre: Kusurludur.
İki isim. Kâğıtta. Dosyada.
Bina yöneticisi atanmamış. Levha asılmamış. Denetim yapılmamış. Bilirkişi raporuna rağmen sorumluluğun neden yalnızca İ.S. üzerinde bırakıldığı sorusu hâlâ cevap bekliyor.
Dava devam ediyor. Nihai karar mahkemenin.
— — —
Bu şehirde parmaklar nadiren yukarı kalkar.
Dosyalar kapanır, sorumluluk dağılır, eller temiz çıkar — hep böyle işlemiştir. Ama 11 Mayıs 2026’da bir bilirkişi kaleme sarıldı ve iki ismin üzerine yazdı: Kusurludur. Kusurludur.
İ.S. on yıl bekledi, kapılar yüzyüne kapandı. B.T. bir yıl kaybetti, hayalleri askıda kaldı. Ve şimdi ilk kez — bağımsız bir uzman, kâğıda geçmiş olarak — asıl sorumluları işaret etti.
Bu adalet değil henüz. Ama adaletin başlangıcı olabilir.
— — —
Kombiden sızan suyu çözemeyen bir yönetim bir şehri nasıl yönetecek? Kendi binasına levha asılamayan bir teşkilat bir ilin altyapısına nasıl el atacak? Çaycısını kurban seçen eller bir şehrin kaderine nasıl talip olacak?
Bu Hakkari’nin sorusudur. Ve çok uzun süredir yanıtsız kalıyor.
— — —
B.T. hâlâ kitap başında. Omzu ağrıyor, unutkanlık yaşıyor. Üniversite sınavına bir yıl geç girdi. Hâlâ giriyor. Kitap açık.
İ.S. hâlâ aynı kapıyı itiyor. Çayını koyuyor. İkna edilmiş, kullanılmış, unutulmuş. On yılın karşılığını bekledi — ceza aldı, sicili bozuldu, kapılar kapandı. Paltosu alındı.
Tartuffe bilirkişi raporunda. Dosyada. Kâğıtta.
Hesap burada soruldu. Bilirkişi yazdı. Dosya kapanmadı.
