Deli Deli Küpeli ve Buzlar Çözülmeden üzerinden kurulan anlatı, Hakkari’de otorite boşluğu, siyasal temsil ve adalet tartışmasını keskin bir dille sorguluyor.Kemal Sunal’ın canlandırdığı “deli kaymakam” metaforu ile güncel figürler karşılaştırılırken, yazı kürsünün doluluğu ile meşruiyet arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.

Deli Deli Küpeli

Cevat Fehmi Başkut'a ve Kemal Sunal'a saygıyla

"Otoritenin olmadığı yerde en tehlikeli figür, onu varmış gibi davrananıdır."

— Hannah Arendt

İsmail Sihat Kaya · Hakkari · Nisan 2026

Filmde Kemal Sunal deliydi. Ama adalet onun ellerindeydi.

Hakkari'de deli yok. Adalet de yok.

1986 yılında Kartal Tibet bir film çekti. Kaynak, Cevat Fehmi Başkut'un 1964'te yazdığı oyundu: Buzlar Çözülmeden. Başrolde Kemal Sunal vardı.

Hikâye tanıdıktı: Karla kapanan bir kasaba. Kesilmiş yollar. Halkı soyan tefeciler. Baskın yapan eşkıyalar. Kanunu yalnızca kendi çıkarı için kalkan yapan Avukat Şeref. Tam bu kaosun ortasına tımarhaneden kaçan bir deli düşer. Halk onu kaymakam sanır. Kimse kimlik sormaz — çünkü kürsü boştur ve o kürsünün dolmuş olması, adaletin varlığından daha teselli edicidir.

Deli kaymakam rolünü ciddiye alır. Tefeciye dur der. Halkın yanında saf tutar.

O sahnede Avukat Şeref masaya yumruk vurup haykırır:

Avukat Şeref

"Bu ülkede kanun var, hukuk var!"

Deli Kaymakam

"Kanun da hukuk da dürüst insanlar için var. Halkı dolandırmak için değil."

Güldürürken can yakan bu sahnenin sırrı şudur: Haklı olan delidir. Ve o deli, karlar eriyince gerçek kaymakamın geleceğini, kendi vaktinin dolacağını bilir. Masumiyeti sınırını bilmesinden gelir.

Hakkari, 2.500 metre yükseklikte bir bekleyiş şehridir.

Kışları uzundur. Devlet geç gelir, kar erken. Boş kürsünün dolu kürsüden daha tehlikeli olduğu bir coğrafyadır burası.

Karlar eridi. Kürsü boş kaldı. Ve üzerine Tartuffe oturdu.

Hakkari kamuoyunun yakından tanıdığı bu figür, her cümlesine "Allah'ın izniyle" diyerek başlar — öyle ki bu kutsal ifade, onun dilinde siyasi bir noktalama işaretine dönüşmüştür. Hakkari'nin yolu yoktu ama Tartuffe'ün her zaman söyleyecek bir sözü vardı.

20 Nisan 2026'da yine kürsüdeydi:

Tartuffe

"Allah'ın izniyle sıranız gelecek."

Kimin sırası? Hangi yetkiyle? Soru soran olmadı.

13 Nisan 2026'da Hakkari–Van karayolu çöktü. Halk mahsur kaldı.

20 Nisan'da Tartuffe uzun bir basın açıklaması yaptı. Felaketi belgeleyenlere, sesini yükselten herkese parmak sallayarak dedi ki:

Tartuffe

"Çöplüğe gidip horozlanmayın."

Yanındakiler alkışladı.

Ardından Ankara seferi. Dönüşte heyelan bölgesi.

Elinde baston. Ayağında çizmeler.

Çamurda yürüdü, koordine etti, açıkladı. Instagram'a yükledi.

630 beğeni aldı.

Deli'nin ayağındaki çamur bir hizmetin iziydi. Tartuffe'ün ayağındaki çamur bir prodüksiyonun parçasıydı.

Filmdeki Avukat Şeref de tam böyle yapardı.

"Boş kürsü, dolu kürsüden daha tehlikelidir. Çünkü boş kürsüye oturanı kimse sorgulamaz."

Aynı basın açıklamasında katı atık tesisi için şunu söyledi:

Tartuffe

"Sorumlular hesap verecektir."

Ben de 25 Nisan 2026'da "Çiçikov'un Elbisesi" yazısıyla devreye girdim. Sorumluları işaret ettim. Karakterlerine yakışan elbiseleri tanımladım. Al, bak, gör dedim.

Şimdi bekliyoruz.

Eleştirenlere basın açıklamasında parmak salladığın gibi — o isimlere de parmak sallayacak mısın?

Allah'ın izniyle hesabını soracağız.

Filmde deli kaymakam giderken gülümsüyordu. Karlar erimiş, gerçek ortaya çıkmıştı. Sınırını bildi ve çekildi.

Tartuffe bu hesabı yapmıyor. Çünkü Tartuffe avukattır — sınırı biliyor, bile bile aşıyor.

Filmde Kemal Sunal deliydi.

Ama adalet onun ellerinde parlıyordu.

Hakkari'de deli yok. Adalet de yok.

Sadece kürsü var. Ve kürsüde Tartuffe.

Bu şehri kim savunacak?

Cevat Fehmi Başkut, Buzlar Çözülmeden (1964) · Sinema uyarlaması: Deli Deli Küpeli, Kartal Tibet (1986)