Hakkâri’de tartışılan mesele, tek tek isimlerden ziyade daha derin bir yapıya işaret ediyor: Tarihsel aşiret ve toplumsal bütünlüğün parçalanarak yerlerine merkezle ilişkili “suni liderlikler” inşa edilmesi. Bu süreç, yerel basının övgü dili, kamu kurumlarının görünür meşruiyeti ve siyasi atama döngüleriyle beslenen bir sistem olarak karşımıza çıkıyor.
Bir toplumu bitirmenin üç yolu vardır: Ailesini çözersiniz. Eğitimini kirletirsiniz. Ama en sessiz ve en kalıcı yöntem üçüncüsüdür: örnek olanı değersizleştirirsiniz. Bu yazı, o üçüncü yöntemin Hakkâri'deki anatomisidir.
Siyaset sosyolojisinin en temel kurallarından biridir: Bir toplumu yönetmek istiyorsanız, önce onun tarihsel bütünlüğünü parçalamalı, ardından o parçaların her birine kendi "memur liderlerinizi" atamalısınız. Bu, sömürgecilik literatüründe "Kabileleştirme Siyaseti" (Tribalization) olarak geçer. Bugün Hakkâri'de tanık olduğumuz manzara, sadece birkaç ismin siyasi hırsı değil; koca bir kentin toplumsal hafızasının silinip yerine suni bir kast sistemi inşa edilme çabasıdır.
Sömürge Mirası: Mahmood Mamdani ve "Vatandaş ile Tebaa"
Ugandalı siyaset bilimci Mahmood Mamdani, Vatandaş ile Tebaa adlı eserinde, sömürge yönetimlerinin en büyük başarısının "gelenek icat etmek" olduğunu anlatır. Sömürgeci, devasa coğrafyaları doğrudan yönetemez; bu yüzden onları ufak parçalara böler ve her birine "geleneksel lider" süsü verilmiş şahıslar atar. Bu liderlerin gücü halkından değil, kendisine bu unvanı bahşeden merkezden beslenir.
Bugün Hakkâri'de yapılmak istenen tam olarak budur: Pinyanişi ve Ertoşi gibi tarihsel derinliği olan konfederasyonların iradesi, her mahallede bir "aşiret" icat edilerek paramparça edilmektedir. Bu, Mamdani'nin tarif ettiği "parçala ve yönet" stratejisinin yerel bir kopyasıdır.
Frantz Fanon ve "Aracı Elitlerin" İhaneti
Cezayir Devrimi'nin kuramsal babası Frantz Fanon, Yeryüzünün Lanetlileri'nde sömürge sonrası toplumların en büyük belasını tarif eder: Aracı Elitler. Bu kesim üretmez, fikir geliştirmez; yalnızca egemen merkez ile halk arasında komisyonculuk yapar. Halkın sesini Ankara'ya taşımaz; Ankara'nın onayını halka satar.
Bu profilin ayırt edici özelliği şudur: Meşruiyetini halktan değil, merkezden alır. Seçilmez; atanır. Hesap vermez; himaye edilir. Ve en önemlisi — temsil ettiğini iddia ettiği toplumun tarihsel kimliğini araçsallaştırarak bunu yapar.
Tarihsel Hafıza Kaybı: Köyden Aşiret mi Çıkar?
Hakkâri ve Kürdistan tarihinde aşiret yapıları belirli bir coğrafi, askeri ve hukuki bütünselliği ifade eder. Bu yapılar yüzyıllar içinde şekillenmiş, savaş ve barış dönemlerinde sınanmış, coğrafyayla ve insanıyla bütünleşmiştir.
Bilecani, Marufi, Grawi — bunlar müstakil birer ulus-aşiret değil, kadim ağacın dallarıdır. Eğer her köyü bir aşiret ilan ederseniz, Hakkâri'yi bir klanlar panayırına çevirirsiniz. Her parçalanmış toplulukta ayrı bir "lider" olursa, bu liderlerin her biri ayrı bir kapıya bağımlı olur. Hakkâri tek sesle konuşamaz; ve bu, tam olarak istenen sonuçtur.
Kadim yapıları değersizleştirip yerine suni figürler koymak, yalnızca tarihsel bir hata değildir. Bu, toplumu bitirmenin üçüncü ve en sinsi yoludur: örnek olanı silmek, hafızayı karartmak, kökleri koparmak.
Vaka Analizi: Sılehi Bölgesi ve Suni Lider Üretimi
Mehmet Alayı Atlı Örneği
Bu zihniyetin Hakkâri'deki işleyişini somutlaştırmak için Sılehi bölgesine ve kamuoyuna mal olmuş bir örneğe bakalım.
Önce tarihi bir not: Sılehi, bağımsız bir aşiret değildir. Pinyanişi konfederasyonunun sinesinde bir bölge, bir köydür. Bunu bilmek, sonraki soruyu sormayı zorunlu kılar: "Sılehi Aşireti Lideri" unvanı nereden, nasıl ve kimin onayıyla türedi?
Kamuya açık kaynaklarda belgelenen bilgilere göre Mehmet Alayı Atlı'nın siyasi kariyeri şu kalıbı izlemektedir:
2015: AK Parti milletvekili aday adayı olmak için özel sektördeki görevinden istifa. Aday olamaz. Ardından Yüksekova Devlet Hastanesi Müdür Yardımcılığı görevi.
2016-2017: Hakkari Ağız Diş Sağlığı Hastanesi Müdür Yardımcılığı.
2018: Yeniden aday adaylığı, yeniden istifa. Seçim biter; Hakkari Ağız Diş Sağlığı Merkezi Müdürü olarak yeniden atanır.
2020: Van Edremit Belediyesi'ne eğitmen ataması.
2021: Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı onayıyla Van Edremit Belediyesi Özel Kalem Müdürü.
2023: Üçüncü kez AK Parti milletvekili aday adaylığı başvurusu.
Soru meşrudur ve kamuoyunun hakkıdır: Bu döngü bir liderlik midir, yoksa siyasi sadakatin kamu atamasıyla sistematik biçimde ödüllendirilmesi midir?
İkinci bir ayrıntı daha dikkat çekicidir: Atlı, "Hakkari'nin Durankaya bölgesinde yaşayan Sılehi Aşiretinin lideri" olarak tanıtılmaktadır. Ancak kamuya yansıyan bilgilere göre son yıllarda Van'da ikamet etmektedir. Hakkâri adına Ankara kapılarını aşındıran, Hakkâri'yi temsil ettiğini iddia eden biri, Hakkâri'de yaşamamaktadır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli Savunma Bakanı, Milli Eğitim Bakanı ve askeri üst düzey makamlarla gerçekleştirilen ziyaretler yerel basında coşkuyla duyurulmaktadır. Peki bu ziyaretlerden Hakkâri'ye ne döndü? Hangi proje, hangi yatırım, hangi istihdam bu kapı aşındırmalarının meyvesi oldu?
Hakkâri'nin onurlu gençleri işsizlik ve gelecek kaygısıyla boğuşurken, bu sorunun yanıtı bir hayli sessizdir.
Mesele Atlı şahsı değildir. Mesele, Sılehi gibi tarihsel bir bölgenin suni bir "aşiret" kimliğine büründürülmesi ve bu kimlik üzerinden siyasi rant döngüsünün işletilmesidir. Atlı bu sistemin mimarı değil, en görünür örneğidir. Asıl sorun, bu kalıbın Hakkâri'de tekrar eden bir yapıya dönüşmüş olmasıdır.
Sistemin Dördüncü Ayağı: Sipariş Basın ve Övgü Ekonomisi
Suni lider üretiminin sürdürülebilir olması için bir şart daha gereklidir:
Birisi bu liderliği her gün yeniden yazmalıdır.
Bu görevi Hakkâri'deki bazı yerel haber siteleri üstlenmiş durumdadır. Söz konusu siteler, gazetecilik işlevi görmek yerine belirli isimlerin imajını inşa eden ve sürekli yenileyen bir övgü ekonomisinin taşıyıcısına dönüşmüştür.
Kamuya açık haberlere bakıldığında tablo açıktır: Hakkari İl Sesi Gazetesi, Atlı için kaleme aldığı bir yazıda onu "dengenin temsilcisi", "Hakkari'den Ankara'ya uzanan gönül köprüsü" ve "geleceğe bırakılan onurlu bir duruş" olarak tanımlamıştır. Bu bir haber değildir. Sorgulanmış, doğrulanmış, bağlamlandırılmış hiçbir unsur yoktur. Bu, sipariş usulü üretilmiş bir imaj metnidir.
Aynı gazete bir başka haberinde ise Atlı'nın ticari bir dergiye — "Milyoner X Ekonomi, İş ve Mucitler Dergisi" — verdiği röportajı haber olarak servis etmiştir. Bir aşiret lideri, iş dünyasının önde gelen isimleri arasında sunulmaktadır. Bu paketlemenin kendisi de bir mesaj taşımaktadır: Figür büyütülmekte, meşruiyet katmanlanmaktadır.
Devlet kurumları da bu döngüye dahil olmuştur. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Hakkari İl Emniyet Müdürü, Atlı'yı resmi protokol olarak Polis Evi'nde ağırlamış; bu buluşma Emniyet Müdürlüğü'nün resmi sosyal medya hesabından duyurulmuştur. Böylece suni unvan, devletin görünür onayıyla mühürlenmiştir.
Üç halka birbirini tamamlamaktadır: Yerel basın övgü üretir. Devlet kurumları meşruiyet damgası vurur. Siyasi merkez kamu atamasıyla ödüllendirir. Halka kapandığında ortaya çıkan şey bir lider değil, sistemin kendisidir.
Peki bu övgü ekonomisinin bedeli nedir? Gazeteciliğin temel işlevi — sormak, sorgulamak, belgelemek — yerini alkışa bırakmaktadır. Yerel halkın gerçek sorunları; işsizlik, göç, altyapı yokluğu, eğitime erişim — bu sitelerin manşetlerinde değil, dipnotlarında kalmaktadır.
Burada kritik bir ayrıntıyı da kaydetmek gerekir: Atlı, bir röportajında "aşiret reisliği" unvanını neden "kanaat önderliği" olarak yeniden tanımladıklarını bizzat açıklamıştır: "Aşiret reisliği adını biraz daha tatlı göstermek için 'kanaat önderliği'ne taşıdık." Bu itiraf, unvanın tarihsel veya sosyolojik bir gerçekliğe değil, bilinçli bir imaj tasarımına dayandığını ortaya koymaktadır. Yerel basın ise bu tasarımın gönüllü reklamcısı rolünü üstlenmiştir.
Bir toplumu dönüştürmenin en etkili yolu, onun hafızasını yazan kalemleri ele geçirmektir. Övgü üreten bir basın, muhalefet üretemeyen bir toplumdur. Ve muhalefet üretemeyen bir toplum, kendine yazılan senaryoyu oynamaya mahkûmdur.
Dağınık Toplum Köleleşmeye Mahkûmdur
Hakkâri'nin gerçek kanaat önderleri; aday adaylığı açıklayıp ardından kamu ataması bekleyenler değil, halkının tarihsel birliğini ve onurunu her türlü rantın üzerinde tutanlardır.
Ey Hakkâri halkı! Sizi parçalara ayırıp liderlik adı altında mülk vaat edenlere dikkat edin. Pinyanişi'yi Pinyanişi'den, Ertoşi'yi Ertoşi'den koparıp mikro-aşiretçilik oyununa meze edenler bu coğrafyayı tanımazlar. Tarihinizi bilin, coğrafyanızı tanıyın.
Övgü üreten kalemler, haber değil himaye taşır. Sipariş basın, toplumun değil efendisinin sesidir.
Bir toplumu bitirmenin üç yolu vardır: Ailesini çözersiniz, eğitimini kirletirsiniz ve örnek aldıklarını değersizleştirirsiniz. Hakkâri'nin geleceği, bu üçüncü yolun — ve onu besleyen sistemin tamamının — fark edildiği gün başlayacaktır.
Bu yazı, kamuya açık belge ve haberlere dayanan bir siyasi değerlendirmedir. Vaka analizinde yer alan tüm görev ve haber bilgileri basın kaynaklarından derlenmiştir. Hedef bireyler değil, Hakkâri'nin toplumsal dokusunu aşındıran bir zihniyettir.
