Gogol 1842'de bir memur yazmıştı: hayatı paltosu kadardır. Palto gidince Akaki de gider. Hakkari'nin Akaki'si ise paltosunu değil koltuğunu kaybetmemek için her dönem yeni bir listeye girer. Fakat bu listelerin arkasında bedel ödeyenler var. Onların anısına saygı şeffaflığı zorunlu kılar — süslü cümleler değil, hakikat.
Nikolay Gogol'ün en tanınmış kahramanı Akaki Akakiyeviç, Petersburg'un devasa bürokrasisinde küçücük bir memurdur. Adını kimse doğru hatırlamaz. Toplantılarda oturur ama konuşmaz. Görev verilmesini bekler — birileri önermeli, birileri itmeli, birileri onu bir yere koymalıdır. Kendi başına var olamaz. Tek tutkusu vardır: paltosu. O paltoyu satın aldığında ilk kez bir insan hisseder kendini. Sonra palto çalınır. Akaki eriyip gider.
Gogol bu hikâyeyi yazarken bir sistemi yazmaktaydı aslında: Akaki'yi üreten bürokrasi, Akaki'yi yutan bürokrasinin ta kendisiydi. Petersburg'un soğuğunda bir memurun yok olması — sistemin değil, bireyin trajedisiydi. Akaki masumdur. Onu mahveden sistemdir.
Hakkari'nin Akaki'si ise farklı bir yerde duruyor. O masumiyetten uzak. Sisteme kurban gitmiyor — sistemin içinde, kapalı kapıların arkasında, her dönemin listesinde dolaşıyor. Palto değişiyor, beden aynı kalıyor.
✦ ✦ ✦
I. 695 Oyun Hikâyesi: Kayıp Tek Bir Nedene Sığmaz
2024 yerel seçimlerinde Hakkari merkez, son yirmi yılın en kritik sandığını yaşadı. DEM Parti yüzde kırk sekiz nokta dokuzu, AK Parti yüzde kırk altı nokta beşi aldı. Fark 695 oydu.
|
%48.9 DEM PARTİ Hakkari Merkez · 2024 |
%46.5 AK PARTİ Hakkari Merkez · 2024 |
695 OY FARKI Son 20 Yılın En Kritik Seçimi |
Bu kaybı tek bir nedene bağlamak kolaycılık olur. Demografik dönüşümler var, ekonomik baskı var, aday profili tartışması var, aşiret dengelerinin form değiştirmesi var. Yüksekova'da DEM yüzde yetmişsekiz aldı — ideolojik taban sağlam duruyor. Ama merkezdeki bu kırılganlık yalnızca dış etkenlerle açıklanamaz.
Çünkü halkın bildiği bir şey var: 695 oyun içinde, dışarıdan gelen bir baskının değil, içeriden açılan ellerin payı da vardır. Yönetim içindeyken seçim sürecinde farklı yönde hareket edenlerin aile durumları biliniyordu. Bu eller bugün hâlâ aynı yapı içinde. Hiçbir şey olmamış gibi. Parti yönetimi görüyor — ama görmezden geliyor.
Bir hareket bu soruyu sormadan ilerliyorsa, bir sonraki seçimde aynı farkı kapatması için bir nedeni yoktur.
II. Sicil: Her Listenin İçindeki İsim
Hakkari siyasetinde bazı isimler vardır ki her dönemin listesinde belirir. Seçim kaybedilirse kaybolmaz, kongre sonucu olumsuz çıkarsa silinmez. Yeniden belirir — başka bir unvanla, başka bir koridorda.
Nazmi Çoşkun bu figürün somut adıdır.
NAZMİ ÇOŞKUN · GÖREV SİCİLİ
|
1 |
Hakkari Belediyesi Meclis Üyesi |
|
2 |
Hakkari İl Genel Meclis Üyesi |
|
3 |
Hakkari Belediyesi Başkan Yardımcısı |
|
4 |
Hakkari Belediyesi Başkan Vekili |
|
5 |
DEM Parti Hakkari Merkez İlçe Eş Başkanı (Kongre sürecinde "kesinlikle olamaz" denirken getirildi) |
Beş pozisyon. Belediye meclisi, il genel meclisi, başkan yardımcılığı, başkan vekilliği, ilçe eş başkanlığı. Hakkari'de siyasetin dokunduğu hemen her alan. Bu bir kariyer değil — bu bir dolaşım. Ve bu dolaşımın içinde çalışma yok, üretim yok, somut bir iz yok. Var olan şey şudur: doğru zamanda, doğru koridorda, doğru kapının önünde durmak.
III. Karakter Anatomisi: Sessizliğin Sistemi
Nazmi Çoşkun'u anlamak için önce sessizliğini anlamak gerekiyor. Bu adam toplantılarda konuşmaz. Söz almaz. Fikir üretmez. Karar anlarında görünmez — ya da tam o anda başka bir yere bakar. Görev verilmesini bekler. Birileri önermeli, birileri itmeli, birileri onu bir pozisyona koymalıdır.
Bu ilk bakışta zayıflık gibi görünür. Değildir.
Sessizlik, bu sistemde bir hayatta kalma tekniğidir. Konuşmayan insan hata yapmaz. Fikir üretmeyen insan o fikrin hesabını vermez. Hiçbir şeyin sahibi olmayan insan hiçbir şeyi kaybetmez. Akaki de böyleydi — bürodaki herkes onu iter, o şikâyet etmezdi. Çünkü şikâyet edenler görünür olur, görünür olanlar hedef olur. Sessiz kalan ise her dönem listede kalır.
"İdeoloji bu adam için bir kıyafettir. Sabah giyilir, akşam çıkarılır. Altında ne var? Altyapı yok, birikim yok, o geleneğin taşıdığı tarihe dair tek bir iz yok."
DEM geleneği bu coğrafyada bedel tarihiyle yüklüdür. O bedeli ödeyenlerin dili vardır, duruşu vardır, geçmişi vardır. Nazmi Çoşkun ise o dili dışarıdan giyiyor. Basın açıklamalarında doğru cümleler kuruyor — "Örgütlenmek suç değildir", "Baskılara boyun eğmeyeceğiz." Söylem kusursuzdur. Ama söylemin içi boştur. Çünkü o söylemi taşıyan birikim yoktur.
Palto tam burada devreye giriyor: ideoloji onun paltosudur. Palto çalınınca Gogol'ün Akaki'sinde ne kalırsa — kıyafet çıkınca Hakkari'nin Akaki'sinde de o kalır. Hiçbir şey.
Ve bürokratik refleks böyle oluşur: sistem seni ürettiğin için değil, tehdit oluşturmadığın için içinde tutar. Nazmi Çoşkun tehdit oluşturmaz. Hiçbir şeyi sorgulamaz, hiçbir dengeyi sarsmaz, hiçbir kapıyı kapatmaz. Bu yüzden her kapı ona açılır.
IV. Kapalı Kapılar: Mekanizma Nasıl İşliyor
Kongre sürecinde "kesinlikle il başkanı olamaz" değerlendirmeleri yapılırken kısa süre sonra merkez ilçe eş başkanlığına getirildi. Hangi ilişki devreye girdi? Hangi denge hesabı bu sonucu üretti?
Bu soruların cevabı kapalı kapıların arkasında. O kapıların içinde ne konuşulduğunu bilmiyoruz — belgeleyemiyoruz, iddia edemeyiz. Ama şunu söyleyebiliriz: kapalı kapıların bu kadar çok olması, ve her kapıdan bir pozisyonla çıkılması, kendi başına bir sorudur. Bir sistemin sorusudur.
Olmadık yerlerde pozisyon kapabilmek bir beceridir. Ama bu beceri üretim gerektirmiyor, hesap verme gerektirmiyor. Gerektirdiği tek şey şudur: doğru zamanda doğru koridorda durmak. Ve bu becerinin adı siyaset değildir. Bu becerinin adı dolaşımdır.
Bir gün inşaatta görülüyor, ertesi gün Passat'a biniyor. Mesleği belirsiz, geliri belli değil. Ama her listenin içinde. Bu tablo, onlarca yıldır kamusal pozisyonlarda bulunan biri için ciddi bir soru işareti doğuruyor. Halk bu soruyu soruyor zaten. Sessizce, kendi aralarında. "Bu adam nasıl geçiniyor?" sorusu bir dedikodu değil — bu siyasal bir hesap sorusudur. Ve bu soruyu sormak, bu harekete duyulan beklentinin dile getirilmesidir.
V. CHP Ziyareti: Telefon, Salon, Sahne
Balzac bir odanın tek bir detayından insanın tüm sınıfsal konumunu okurdu. Tek bir jest bazen sayfalar dolusu analizin yerini tutar.
BELGELENMİŞ SAHNE · HAKKARİ CHP İL BAŞKANLIĞI ZİYARETİ
DEM Parti il ve merkez ilçe yönetimi CHP Hakkari İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. Gündem: "Kentimizin sorunları, halkımızın talepleri, ortak demokratik mücadele anlayışı." Fotoğrafta masadaki herkes konuşmacıya, birbirine, sahneye dönmüş.
Bir kişi hariç. Telefona gömülmüş. "Ortak demokratik mücadele" konuşulurken ekrana bakıyor. Bedensel olarak orada — zihinsel olarak bambaşka bir koridorda.
Bu sembolik bir okuma değil. Bu, onlarca yıllık bir karakterin tek bir karede özeti.
Gogol'ün Akaki'si de toplantılarda böyle görünürdü: orada ama yok. Adı listede ama sesi çıkmaz. El kalkar, iner. Koltuk korunur. Şehir bekler.
VI. Bu Hareket Bir Rant Kapısı Değildir — Ve Öyle Görünmemelidir
Burada durup dürüst olmam gerekiyor. Bu eleştiriyi dışarıdan değil, içeriden yapıyorum. Bu geleneğin içinden geçtim. Tartüffe'ü yazdığımda haklıydım — ve bu gerçek değişmiyor. Ama aynı geleneğin kendi Akaki'lerine karşı zamanında söz kurulamamış olması da bir eksikliktir. Bu yazı o borcun ödenmesidir.
DEM ve bu geleneği taşıyan hareket, Hakkari'de herhangi bir siyasi parti değildir. Bu halk bu harekete oy verirken yalnızca tercihini değil — tarihini, kimliğini, onurunu koydu sandığa. Bedel ödeyenler oldu. Ağır, telafi edilemez bedeller.
O bedellerin anısına saygı şunu gerektirir: Bu harekete emanet edilen her pozisyon şeffaf olmalıdır. Gelir kaynağı açık olmalıdır. Kamusal görevin karşılığı üretim olmalıdır. Sessizlik bir kariyer basamağına dönüşmemelidir. Ve seçim sürecinde içeriden yanlış yönde hareket edenlerin hesabı — hiçbir şey olmamış gibi devam edilemez — sorulmalıdır.
Çünkü kapalı devre şudur: İçeride yanlış yönde hareket edenler korunur, kongrede "olamaz" denilen isimler getirilir, sicili sorgulayanlar kenara çekilir. Bu döngü kırılmadan ne inşa sürecinden ne şeffaflıktan ne de gelecekten söz edilebilir.
✦ ✦ ✦
Gogol'ün Akaki'si öldüğünde hayaleti Petersburg sokaklarında dolaşmaya devam etti. O hayalet sisteme karşı bir hesap arıyordu — ama artık geç kalmıştı, sistem onu çoktan unutmuştu.
Hakkari'nin Akaki'si hâlâ yaşıyor. Hâlâ listede. Hâlâ koridorda. Telefon hâlâ elinde. Ve Zap hâlâ akıyor — bu şehrin en parlak çocuklarını sürükleyerek, sessizce.
Bazı şehirler unutmaz. Hakkari de onlardan biridir. Bu halk kimlerin hangi dönemde nasıl durduğunu biliyor. Kim üretti, kim tüketti. Kim bedel ödedi, kim koltuğa yapıştı. Kim içeride yanlış yönde hareket etti — biliyor.
✦ ✦ ✦
Bu nedenle bu yazı bir çağrıdır — saldırı değil, hesap sorma hakkının kullanımı:
▸ Nazmi Çoşkun ve bu hareketin içindeki her pozisyon sahibi kamuoyuna karşı şeffaf olmak zorundadır.
▸ Gelir kaynağı açıklanmalıdır.
▸ Kamusal pozisyonun karşılığı somut üretimle gösterilmelidir.
▸ Seçim sürecinde içeriden hareket edenlerin hesabı sorulmalıdır.
Bu hareket bir rant kapısı değildir. Böyle algılanmaya devam etmesine de izin verilmemelidir. Bedel ödeyenlerin anısı bunu hak ediyor. Hakkari halkı bunu hak ediyor.
Kral çıplak. Bunu görmek için cesaret yeterlidir.
İSMAİL SİHAT KAYA
Colemêrg Haber · Mayıs 2026
Bu Yazı Bir Serinin Parçasıdır · Colemêrg Sahnesi
SERİDEKİ DİĞER YAZILAR
Hakkari'nin Yolu Yok Ama Tartüffe'ü Var
Hakkari'nin Hacivat'ı: Hakan Taş
Şemdinli'den Sızdırılan Hakikat
Deli Deli Küpeli
Mama Beklerken
Çiçikov'un Elbisesi
→ Zap Kıyısında Bir Palto: Akaki'nin Koltuğu [Bu yazı]
Bu yazıda yöneltilen sorular siyasal hesap sorma hakkının kullanımıdır. Kamusal pozisyon taşıyan her isim kamuoyuna karşı şeffaflıkla yükümlüdür. Serinin tüm yazıları Colemêrg Haber'de yayımlanmıştır. Instagram: @ismailsihatkaya
