Duru’nun doğum günü hayalleri, kapanan bir yolun ardında kaldı. Bir çocuğun gözyaşı, yalnızca bir ailenin değil, ihmal edilen bir coğrafyanın sessiz çığlığına dönüştü. Çünkü yol kapandığında sadece mesafeler değil, umutlar da uzar; kavuşmalar ertelenir, sevinçler yarım kalır. Bu hikâye, bir çocuğun doğum günü üzerinden, yolların aslında hayatın kendisi olduğunu hatırlatıyor.
Yol kapandığında sadece taşlar değil, hayaller de yıkılır.
Ben bir babayım. Adı Duru olan altı yaşında bir kızım var. Günlerdir doğum günü için hazırlık yapıyor. Ninesiyle, dedesiyle, halasıyla kutlayacak. Çocuk aklıyla program yapmış, ablasının desteğiyle plan kurmuş. Sabah uyandığında mutlulukla gülüyor, okula gitmek istemiyor; çünkü tek isteği bir an önce Hakkari’ye varmak.
Ama yol kapanıyor. Bir yol, bir ihmal, bir çocuğun hayallerini paramparça ediyor. Duru sinir krizleri geçirerek ağlıyor. “Yollar açılsın” diyor. “Vali amcalar çalışmıyor mu?” diye soruyor. İnternete yazmamı istiyor: “Yol nasıl açılır, hemen göstersin.” Çocuk aklıyla bile çözüm arıyor. Çünkü o biliyor ki yol açılırsa mutluluk da açılır. Yol açılırsa ninesine, dedesine kavuşur. Yol açılırsa doğum günü gerçek olur.

Ben bir babayım. Çocuğumun gözyaşlarını silmeye çalışırken, aslında bir ilin kaderine terk edilmişliğini görüyorum. 21. yüzyılda hâlâ tek bir yolun esiri olmak, alternatif bir güzergâhın olmaması kabul edilemez. 1950’lerde dört ayrı noktadan yol bağlantısı olduğu söylenirken bugün hâlâ tek bir damara mahkûm edilmek, mühendisliğin ve yönetimin ihmali demektir.
Yol sadece taş ve asfalt değildir. Yol, medeniyetin nefes borusudur. Yol, hasretle beklenen kavuşmaların sessiz köprüsüdür; sevinçleri taşıyan, ayrılıkları bitiren, insanların kalplerini birbirine bağlayan görünmez bir eldir. Yol olmazsa bu duygular eksik kalır; kavuşmalar ertelenir, sevinçler yarım kalır, bir çocuğun umutları yıkılır.
Duru’nun gözyaşları, Hakkari’nin kaderine terk edilmişliğinin en masum kanıtıdır.
Ben bir babayım. Çocuğumun doğum gününde yanında ninesi olmayacak, dedesi olmayacak, halası olmayacak. Bir yol kapandı, bir mutluluk yarım kaldı. Ama bu yazıyı onun isteğiyle kaleme alıyorum. Çünkü Duru’nun sesi büyüsün, herkes duysun.
