Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamaları okudum. Açıklamada, “13 Nisan’da meydana gelen büyük heyelan nedeniyle tesis geçici olarak kapatılmıştır. Tesis halen geçici kabul aşamasındadır ve yalnızca tıbbi atık bertarafı için geçici faaliyet belgesi bulunmaktadır. Valilik koordinasyonunda oluşturulan komisyon sahada inceleme yapmaktadır, teknik rapor hazırlanarak kamuoyuyla paylaşılacaktır” denildi.
Öncelikle bir vatandaş olarak — hafızamı canlı tutmak için — soruyorum:
1. Neden bu bölge seçildi? Heyelan riski bilinirken hangi gerekçelerle bu alan tercih edildi?
2. Hangi kurumlar sorumluluk aldı? Belediye, birlik, yüklenici firma ve denetim mekanizmaları bu kararda nasıl rol oynadı?
3. Teknik raporlar halka açıklandı mı? Jeoteknik, hidrojeolojik ve zemin etüdü raporları kamuya sunuldu mu, yoksa gizli mi tutuldu?
4. Yerel halkın görüşü alındı mı? Köylerde yaşayan insanlar ve kanaat önderleri sürece dahil edildi mi, yoksa dışarıda mı bırakıldı?
5. Yol kapanmasının sonuçları nedir? On bir gündür kapalı olan yol, halkın günlük yaşamını, çocukların okula gidişini, hastaların hastaneye ulaşımını nasıl etkiledi?
6. Hakkari’ye gıda ve kargo taşımacılığı nasıl etkilendi? Market rafları, ilaç ve temel ihtiyaçlar bu kapanmadan nasıl etkilendi?
7. Hakkari–Van arası yolcu taşımacılığı yapan firmalar ne durumda? Otobüs ve minibüs firmaları, şoförler ve çalışanlar bu süreçte nasıl mağdur oldu?
8. On bir gündür bir yolun açılamaması büyük bir sorun değil mi? Bir şehrin şah damarı bu kadar süre kapalı kalabilir mi?
9. Bu olay olağanüstü bir durum değil mi? Bir yolun kapanması sadece teknik bir mesele mi, yoksa bir şehrin yaşam hakkını tehdit eden olağanüstü bir durum mu?
10. Bu Yanlış kararların sorumluluğu kime ait olacak, yoksa yine “kader” denilerek üzeri mi örtülecek?
Bu sorular Hakkari kamuoyunda karşılık bulur mu? Vicdan sahibi biri çıkar cevaplar mı bilemem. Ama bu sorular burada kalsın. Ve şimdi asıl sorularıma, yani Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün yaptığı açıklamalardan çıkardığım ve cevabını çok merak ettiğim sorulara geçiyorum:
1. Geçici kabul aşamasında olan bir tesis, halkın güvenliği için neden hizmete açıldı? Eksiklikleri giderilmeden açılmaya çalışılması sorumluluk değil mi? Kim aldı bu sorumluluğu?
2. 30 milyon Euro’luk yatırımın akıbeti ne olacak? Bu kadar büyük bir bütçe harcanmışken, tesisin kapalı kalması nasıl açıklanacak?
3. Tesisin sadece tıbbi atık için geçici belgesi olması yeterli mi? Çevre izin ve lisans süreci tamamlanmadan açılışının yapılması ve tıbbi atık toplanması ne kadar doğrudur? Burada bir ihmal yok mu? Açılış neden tüm izinler alınmadan geçici bir izin ile yapıldı?
4. Komisyon raporu ne zaman kamuoyuna açıklanacak? Halkın beklediği şeffaflık sağlanacak mı, yoksa yine “sabır” mı istenecek?
5. Katı atık tesisine tıbbi atık dışında toplama yapıldı mı? Resmi açıklamada bu konuya neden değinilmedi?
6. Tesisteki tıbbi atıklardan kaç ton heyelan sonucu Zap Suyu’na karıştı? Bu atıkların doğada oluşturacağı tahribatın derecesi nedir?
7. Tıbbi atık dışında kimyevi ve evsel atık toplandı mı? Eğer toplandıysa, bu atıkların doğaya etkisi nasıl değerlendirildi?
8. Tıbbi atık dışında atık toplanmadıysa, il ve ilçelerde toplanan çöpler nerede ve nasıl depolandı? Toplanma alanları nerelerdir? hangi yöntemle depolandı?
9. Katı atık tesisinde kaç ton atık toplandı? Toplanan bu atıklar kayıt altında mı? Verilerin erişilebilirliği var mı?
10. ???
İl Müdürlüğü’nün açıklamasını okuyan herkesin sorması ve mutlaka cevap bulması gereken sorular bunlardır. Çünkü bir yolun kapanması sadece asfaltın kayması değildir; bir şehrin nefesinin kesilmesidir. Çocukların okula gidememesi, hastaların hastaneye ulaşamaması, ticaretin durması, rafların boşalması ve emeğin heba olmasıdır. İl Müdürlüğü’nün kendi açıklamaları bile ihmaller zincirini ortaya koyuyor. Bu soruların cevabı verilse de verilmese de, hafızayı diri tutmak ve kamuoyunun vicdanına bırakmak bizim görevimizdir. Horozların ötüşü sabahı getirir; biz de sorularımızla bu karanlığı aydınlatmak zorundayız.
