Zirve yapmak, makam yükseltmek, rakip devirmek kolaydır. Kimi; bilgisiyle, uykusuzluğuyla; ayakkabı, dirsek, kalem, kürek eskitmekle ana sütü gibi hakkıyla, dereceleri yükselir. Kimi; hile, hurda, cilve, zorbayla koltuklara oturur. Kimi de rüşvet, torpil, adam kayırma ahlaksızlıklarıyla mevkilere gelir.
Makamı muhafaza etmek, her babayiğidin harcı değildir. İlkin mülayim sonra adım adım zalim oluyorsa, halkına tepeden bakıyorsa vay haline.
Makamına geçerken omuzlarındaki vebalin, sorumluluğun bilinciyle titreyen, ter döken; evinin kapısını aralarken de helal lokmanın lezzetiyle hane halkına selam verenlerin yaşı ne olursa olsun ellerinden öperim. Ama bu halkın zerre miktar hakkına göz koyanı, çalanı, çarçup edip savuranı, heba edeni, emanetin hıyanetine de hakkım zehir zıkkım olsun deme hakkı var bu milletin…
Her görsel bir milli sermayeden meydana gelmiştir. Milli sermayede bu milletin vakıf malıdır, kaybetmeye, makyajlamaya, belli bir güruhun kısa vadeli menfaatine sunulup, vatandaş mağdur edilemez.
Sayın Valim; sadece Bakanların geçeceği güzergâhların bir ötesine de ayak atsanız!
Milli Eğitim Müdürüm; okul denetimlerine yaya gitseniz,
Hastane müdürüm; vatandaşların kullandıkları wc’ye de uğrasanız,
Belediye Başkanım; vergisini veren, yola kavuşamayanı da anlasanız…
Görseller; bu memleketin meramını dillendirmeye birer kitaptır.







