Toplum için “dilenmeyi” fedakârlık bilen, makamı değil gönülleri hedefleyen bir idarecinin; Hakkâri’ye kalıcı eserler bırakma uğruna verdiği mücadelenin ve erken vedasının ardından, başlatılan hizmetlerin tamamlanması için yapılan samimi bir çağrı…
Dilenmek, her ne kadar toplumda ayıp, biçarelik olarak görülse de; bazı dilenmeler, dilencinin kibrini, böbürlenmesini kırar, rencide olma yerine aksine onu dilendiği konu veya konular konusunda; gıpta edilecek zirvelere taşır.
Bu dilenme iki türdür.
1- Acziyetini belirten şahsi dilencilik,
2- Toplumun menfaatine yarar sağlayacak dilenciliktir.
Birinci dilenci genel olarak şahsi menfaat ister, ikincisi ise fedakârlık ister.
İşte bu dilencilerden biri de ikincisini tercih eden Ali Çelik’ti.
Ne mi yaptı yâda yapmaya çalıştı Ali ÇELİK?
Makama rahat oturmadı, yapışmadı fani koltuğa; hep kalıcı yer aradı; bu gönüldü ve yer edinmek için de kuru kuruya durulmazdı...
Yardımcılarını 15-20 dakika zarfında 4-5 defa araması, talimat vermesi, bir iki konuda aciliyet olarak belirttiği hizmetin 12 saat içerisinde bitmesini emretmesi ve halkın serzenişlerini aktarmasına bizzat şahit olduk.
İlk gün kurum amirleri toplantısında su, doğalgaz, yol gibi halkın temel sorun şikâyetlerini öncelikli sıraya alınmasını, önceki idarecilere çıkışmasını duyduk,
Her kuruşta şahsi menfaatleri olmayınca; il yöneticilerini dayıları sandıkları Ankara makamlarına şikâyet eden, halka gelen hizmetleri halka koklatmadan bölüşen, durduran, aksatan, erteleten, iptal ettiren…
“Hakkâri her şeyin en iyisine layıktır” söylemi ardına gizlenip en kötüsünü sunan yerli yamyam zihniyetin yolunu kapatan, halka hizmetten başka muhatap kabul etmez duyumları alınca; İdarecileri frenleyen Ebuzer el Gıfari düştü akla.
Şehir merkezi ana caddelerini güvenlik gerekçesiyle kepçe toprakla ulaşıma kapatan, yıkım onayı çıkmış kurum binalarını onarıma ihale eden, şehri tek renk boyama, mahalle aralarında dışı güzel reklamla reklam edilmiş ama hala kapakları açılmamış giyim toplama dolaplar…
Gelen yatırımları çarçup eden idarecilere verilen uzun süre yönetme yetkisinin devam edeceği zanıyla heyecanlandık.
Bilemedik erken veda edeceğini,
Bazı vedalarda güzeldir,
Tıpkı bu veda gibi;
Günler, aylar, yıllarca pes etmeden, yılmadan, azim, gayret ve kararlılıkla Müdürlük Müdürlük, Bakanlık Bakanlık, kapı kapı dilenen, dilenmekle kalmayıp direnen; Hakkâri halkı için ne koparabilirim, ne ekleme yapabilirim şevkiyle gece gündüz kalıcı daimi projelerle haşir neşir olan, ismi duyulmayan en ücra köylere hizmet götüren ilimizin dilencisi Sayın Bakanıma;
Nasıl ki her insan, tohumunu attığı meyveden, projesinde öncülük ettiği eserden, fidanını diktiği ağacın gölgesinde uzanmak arzusuyla gün sayıyorsa Hakkâri adına imza altına aldığınız ve ısrarla yapılmasında, bitirilmesinde ter döktüğünüz hizmetlerin sonlandığını, halkın yararlandığı günü görme arzusunda olduğunuza gönülden inanıyoruz.
Çünkü Adana, Trabzon Valiliği, Emniyet Genel Müdürlüğünü önerdiler kabul etmediniz. İki yıl daha burada projelerimi özellikle de Helel su projesini hayata geçirmeden gitmemeye direndiniz. Ama talimat Cumhurbaşkanımızdan olunca!
Dolayısıyla dilendiğiniz kapılarda artık karar verme makamındasınız; “Hakkâri hizmetin en güzeline layıktır” demediniz. Ama deyip unutanları da gördünüz, tanıdınız…
Son bir iyilik diyerek; başlattığınız ve yapılmasında, bitirilmesinde ısrar ettiğiniz projelerin bir an evvel son bulması için aracılığınızla İbrahim valimizle hızlandırılmanızı istirham ediyoruz...
Selam ve dua ile…
