Hakkâri’de düğünler, birliğin ve paylaşmanın sembolü olması gerekirken giderek gösterişin ve toplumsal baskının alanına dönüşüyor. Oysa asalet; şatafatta değil, sadelikte, ölçüde ve birbirini incitmeden yaşatılan gelenekte saklıdır.
Her toplumun, milletin bir asaleti var. Rayına oturmuş, kabul görmüş adına destanlar yazılmış; örf, adet, gelenek, görenek, söylemleri var.
Hakkâri’mizin hiçbir asil evladı tarih boyunca ecdadına karşı diklenmemiş, hep sadık kalmış, diklenecek kadar da edepten ve güzel ahlaktan yoksun kalmamış, yeter ki her davranışınız onlara ait olsun.
Düğün, taziye gibi şehrin ortak değerleri, kazanımları üzerinde ağırlık koymanız, ağır olmanız, bozulmuş birçok âdeti geriye döndüreceğine olan inancımız tamdır. Yeter ki tecrübelerinizle, kararlılıkla yol alın, örnek olun.
Zenginlikle anılmak, medyatik görünmek, bir numara büyük ayakkabıya özenmek adına gelinini, kızını kilo kilo altınlarla sergileyenlerin; imkân bulamayan gençlerin gözlerine sokması; “işte bizim gücümüz, siz asla biz olamazsınız” gibi davranmak insani değil, iman zayıflıktandır.
Düğünlerinizi Milletin Gözüne Sokmayınız
Hakkâri’de herkes hısım (xizim)dır. Dolayısıyla kimse kimseye selam vermeden edemiyor. Ama bu selamı, oğul ve kız çocuklarımızın düğününe davetiye zarfıyla borçlandırma selamına dönüştürüyoruz.
Zenginin xelat zarfını şişirmek ve katılıp boy göstermeye yırtınıyoruz. Ama davetiye zarfı fakirin olunca görmemiş, almamış havasında oluyoruz.
Düğün ardında iade edeceğimiz gösteriş servetine; kızımızı, gelinimizi soyup soğana çevireceğimiz kuyumcu vitrinlerine özendiriyor, mahrem namahrem tüm halkın görsel sunumuna sunuyoruz,

“Olmazsa da olur”larla yetinmeliyiz,
Saz olmazsa da olur,
Kamera olmasa da olur,
Şatafatlı, gösterişli, bol reklamlı olmasa da olur,
Arka çekim, ön çekim olmasa da olur,
Damat tıraşı bir gün önceden yapılsa da olur,
Aşırı makyajdan orijinalini yitiren gelin kuaförleri olmasa da olur,
Tek 2-3 saatliğine giyilen bindallı, gelinlikler olmasa da olur,
Sadece gelinlik altına giyilen ve bekârların adlarına isim koleksiyonu yapılan yüksek topuklu ayakkabı olmasa da olur,
Şehir büyümüş, akraba çoğalmış düğünü bir güne yâda birkaç saate sığdırılsa da olur…
Kanaat önderleri, aşiret büyükleri, cemiyet, dernek, vakıf, başkanları, tabela, reklam, gösteriş, şatafatlı sahnelerin esirleri; kopyala yapıştır kolaylığını ekranlara taşıyan sözde basın mensupları… Dönün yönünüzü biraz da mevlit verenleri, şatafatsız düğünler oluşturmaya ter döken, gayret eden, çaba sarf edenlerin özel günlerinde görünün, haber yapın, birilerine özendirerek kültürümüzü yok etmek yerine halkın yararına haberler üretin, özenti gibi kopyala yapıştırmayı bırakın…
Misafir Beklenilir Bekletilmez
Düğün gününün xelat saatinde, millet damat ve gelini tebrik edip alel acele diğer düğünlere yetişme gayretindeyken; dış çekime gitmeniz hiç ahlaki ve yakışık değildir. Sonra ki günlerde sabahtan akşama kadar gidin hiç gelmeyin. Telaşsız rahat bir kafayla iç dış çekim ne varsa çekin...
Gün be gün türeyen her özenti çürüktür, çürümeye de mahkûmdur...
Selam ve dua ile…
