Bu şehir yıllardır yanlış bir yerden seviliyor. Uzaktan filtreyle drone yüksekliğinden. Hakkâriye bakılırken gözler yukarı kaldırılıyor oysa gerçek yere düşenlerin yanında duruyor. Dağların heybeti anlatılıyor fakat dağların arasında sıkışıp kalan hayatlar bilinçli biçimde kadrajın dışında bırakılıyor.
Güzellik konuşuluyor yaşam hakkı erteleniyor. Burayı kış turizminin cenneti ilan edenler aynı anda ölüm yollarını normalleştiriyor. Karın beyazlığına övgüler dizilirken o beyazlığın altında kararan kaderler görmezden geliniyor. Kayak pistleri tanıtılırken pistlere ulaşamadan uçurumdan düşen araçlar talihsizlik denilerek geçiştiriliyor.
Bu talih değil ihmaldir.
Reels videolarında Hakkâride bir yer başlığıyla paylaşılan görüntüler bu şehrin hakikatini temsil etmiyor. O görüntülerde Van yolunda sabaha ulaşamayan gençler yok. Ambulans beklerken tükenen ömürler yok. Her cenazeden sonra biraz daha sessizleşen evler yok. Estetik burada gerçeği örtmenin en kibar yoluna dönüşmüş durumda. Zap Vadisini anlatırken suyun berraklığından söz ediliyor. Kimse o suyun taşıdığı ağırlığı konuşmuyor. O vadide akan yalnızca su değil ihmaller ertelenmiş yatırımlar ve yüzleşilmemiş sorumluluklar. Her kartpostallık kare bu yüzden biraz da vicdansız. Van Hakkâri arasındaki yol hâlâ yol diye anılıyor. Oysa orası her virajda hayatın tartıya çıktığı bir hat. Bu yolun düzeltilmemiş olması teknik bir eksiklik değil bilinçli bir tercihtir. Ölüm bu kadar tekrar ediyorsa burada kaza değil alışkanlık vardır.
Bu şehirde hasta olmak bile göç gerektiriyor.
Tedavi başka şehirlere havale ediliyor. Bir şehir insanını yaşatamıyorsa onu yalnızca barındırıyordur.
Gençler gidiyor.
Gitti deniyor taşındı deniyor tercih deniyor. Oysa iş yoksa gelecek yoksa kalmak bir direniştir. Bu topraklardan kazanıp bu topraklara yatırım yapmayanların sessizliği bu gidişlerin suç ortağıdır.Servet burada biriktiriliyor umut başka şehirlerde satın alınıyor.
Bu şehirde zenginlik var sorumluluk yok. Kazanç var aidiyet yok. Sessizlik var masumiyet yok.
Geceleri ışıkları yanan tabela duruyor. Hakkâride hayatvar yazıyor. O tabelanın altından her geçildiğinde ironi biraz daha büyüyor. Hayat varken bu kadar erken ölüm yaşanıyorsa ortada büyük bir çelişki vardır.
Bu şehir manzara değildir.
Bu şehir tanıtım malzemesi değildir.
Bu şehir üzerine şiir yazılıp geçilecek bir fon değildir.
Bu şehir yaşamak istiyor.
Güvenli yollar istiyor.
Ulaşılabilir sağlık istiyor.
Kök salacak bir gelecek istiyor.
Bu coğrafyada susmak tarafsızlık değildir.
Sessizlik burada en ağır suç ortaklığıdır.
