Herhangi bir meselede hüküm verme mevkiinde olanlar, önce Kur’an-Kerim’e bakacak. Aranan hüküm orada bulunamazsa Sünnet-i Seniyye’ye intikal edilecek. Orada da bulunamazsa içtihat edilerek hüküm verilecek.

Bu sorunun cevabını da Hz. Ömer r.a.’nın vali ve kadılarına gönderdiği talimatlarda buluyoruz: Mesela Kûfe kadısı Şurayh’a gönderdiği talimatnamede şöyle diyor: “Sana bir mesele geldiğinde Allah’ın Kitabı’na bak ve orada bulduğunla hüküm ver.

Eğer aradığın hüküm Allah’ın Kitabı’nda yoksa Rasulullah s.a.v.’in Sünneti’ne bak ve onunla hükmet. Şayet sana, hükmü Allah’ın Kitabı’nda ve Rasulü’nün Sünneti’nde bulunmayan bir mesele gelirse, (içtihad ehli) insanların üzerinde birleştiği (başka bir rivayette salih kimselerin verdiği) hükmü esas al...” Aynı doğrultuda bir ifade, Abdullah b. Mesud r.a.’dan da rivayet edilmiştir. …

(en-Nesâî, İbn Ebî Şeybe)

Kur'an veya sahih bir hadis ile hakkında kesin bir hüküm olan bir mesele hiçbir mezhep alimin bir başka görüşü yoktur, olamaz. Mesela, namazın farz yani emir olduğu Kur'an ile sabittir. Namaz için abdestin de şart olmadığı da aynı şekilde sabittir; bunda bir farklılık yok. Ama detaya inildiğinde farklılıklar ortaya çıkmıştır; zaten detay için de bir hüküm olmadığı için, farklılık olması da doğaldır. Misalen; şafiide abdestin farzı 6 iken, hanefide 4 tür.

AMA ABDEST BİZZAT FARZDIR BUNDA BİR TEREDDÜT YOK.

Hakkında hüküm olmayan konularda mezhep alimleri Kur'an ve sünnete göre içtihat etmişlerdir. Birde peygamber efendimiz s.a.v buyurmuştur; Benden 400 yıl sonra ehli sünnet vel cemaat (Sünniler) için 4 hak mezhep alimi gelecektir bunlara iman edin buyurmuştur..! peygamber efendimiz s.av olmasaydı bize kuranda namaz kılın denmiş peki biz kaç rekat olduğunu nerden bilecektik.? Kısacası fıkıh alimleri de bu konulara açıklık getirmiştir.!

Fitremi kardeşime verebilir miyim?

CEVAP: Fıtır sadakası; vermek farzdır. Dolayısıyla, bayram gecesi ve günü kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin gerekli ihtiyaçlarından fazla malı bulunan her Müslümana FARZDIR. Buna göre, kişinin hem kendi hem de bakmakla yükümlü olduğu kimsenin fıtır sadakasını vermesi gerekir.

Kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler şunlardır:

1)Usul’u yani kişinin hayattaki ana, nine, baba, dede ve yaşayan bunların üstleri…

2)Fürû’u yani çocuk ve torunlar

3)Eş veya eşler

4)Köle ya da cariyeler(artık bunlar kalkmıştır)

Bu sınıflandırmadan maksat şudur ki; bir kişi hem kendi hem de bakmakla yükümlü olduğu kişilerin fıtır sadakasını vermelidir. Onun için eğer, kişinin kardeşi onunla birlikte yaşıyor ve geçimleri birlikte ise o zaman kardeşe fitre verilmez. Fakat, kardeşler evli olup da ayrı yaşıyor, geçimlerinden sorumlu değilseler o zaman birbirlerine fitre verebilirler.

BUNLARA DİKKAT..!

1-Şafii mezhebine göre nişanlı fakat nikahı yapılmış olan bir genç kızın fitresini nikahlısı verir.! çünkü onun nafakasından artık nikahlısı sorumludur babasının evinde olsa bile.!

2-Şafii mezhebine göre bir genç evlenmek için altın biriktiriyor ise ve bunun üzerinden bir yıl geçip nisap miktarına ulaşmış ise mutlaka zekatını vermesi gerekir.

KADINLARIN EZAN OKUMASI

Şafiilere göre kadının ezan okuması sünnet değildir. Fakat kadının kamet getirmesi sünnettir. Kadın kısık sesle ezan okursa kerahat yoktur. Hatta sevap getiren bir zikir sayılır. Sesini yükseltirse mekruh olur. Eğer fitne çıkma ihtimaline rağmen sesini yükseltirse haram olur. Fakat erkek için böyle değildir. Bilindiği gibi erkeğin her farz namaz için ezan okuması sünnettir.

FITIR SADAKASI BU SENE NE KADAR...?

Şafii mezhebinde fitre ancak buğday, arpa, pirinç, hurma, nohut ve mısır gibi halkın çoğunun yediklerinden verilebilir. Dolayısıyla Şafii mezhebinde gıda maddelerinin kıymetini para olarak vermek normalde caiz değildir. AMA değişen şartlar özellikle gıda maddelerine erişimi kolay hale getirdiğinden para olarak verilmesi de mümkündür (zira hanefide bu mümkündür ve bu halde taklid olur)

Özellikle Şafiilerin yoğun olduğu bölgelerde sadakayı fıtır için sembolik olarak belli miktar buğdayı sana bağışladım ve kabul ettim gibi bir niyetlemenin yapıldığını görmüşlerdir.

Fitre yaklaşık olarak 2 kilo 400 gram gıda mazlemesidir. Bu da esas olarak bir kişinin normal bir günlük geçimini sağlayan miktar olarak kabul edilir. Fitreyi bayram namazından önce vermek gerekir bilerek geciktirmek mekruhtur.

ZİRA FİTRE GÜCÜ YETEN İÇİN FARZDIR.

Bu miktar ne kadar ve neye göre belirlenir..? Asıl ölçü belirttiğimiz üzere 2 kilo 400 gram buğdaydır ama günümüzde genelde bunun yerine para vermek tercih edilmektedir. Buna göre bunun bedeli olarak da bir kişinin bir günlük yemek ihtiyacını karşılayacak kadar bir para ödenir ve bedel olarak hesaplanacak ise bir gün yemek tutarı dikkate alınır.

DİKKAT: Hiçbir geliri olmayan yani fıtır sadakası verme gücüne sahip olmayan kişi vermekle yükümlü değildir. Diyanet işleri bunun en az 28,00 TL olması gerektiğini bildirmiştir; fakat şunu belirtelim ki bu tamamen kişinin maddi durumuyla alakalıdır yani maddi durumu iyi olan 10 TL veya 100 TL dahi verebilir ama maddi durumu daha elverişsiz olan kimse de elinden geldiği kadarını verebilir ki tavsiyem şudur...!

GÜNÜMÜZ KOŞULLARINDA FITIR SADAKASININ 30 TL’nin altına düşmemesine dikkat edilmelidir. TABİ tekrar belirtiyoruz fıtır sadakası verme gücü olmayan kimseler vermekle sorumlu değillerdir...

ÖZETLE: Şafii de imkanı olan kişiler için fıtır sadakası vermek farzdır ve bu en geç bayram namazına kadar verilmiş olmalıdır. Miktar için yukarıda gerekli izahat yapıldı.

NEDEN ŞAFİİLER ABDEST İÇİN ENSEYİ MESHETMEZLER..?

Bazıları demiştir ki : Boynu meshetmek kişiye âhiret gününde boynuna takılacak olan bir bukağ ile sahibinin emin kılar. Bazıları bu hadistir demişlerse de şafii uleması bu zayıf görüşü kabul etmez. Belki bir İslâm âliminin sözü olabilir ama hadis değildir. Şafii ulemasından İmam Nevevî şöyle diyor: "Bu söz bir hadîs-i şerif değil, bilakis Peygamber adına söylenmiş uydurma bir sözdür. Bu işi yapmak ise, sünnet değil bila¬kis bir bidattir" …

Hatta İmam Nevevi, "boynu meshetmek müstehaptır" diyen İmam Beğavfyi eleştirmiştir; bu görüşün bir dayanağı olmadığına dâir İbnür-Rifâ'dan nakilde bulunmuştur. … Sonuç olarak, şafii alimlerden İmam Nevevi'ye göre: Boynu meshetmek sünnet değil bid'attır. Kıyamet gününde boyuna yapılan meshin cehenneme sürüklemek için boyuna takılacak olan bukağılardan koruyacağına dâir Ebû Ubeyd'in Kitab-ut Tuhür da Musa b. Talha kanalıyla rivayet ettiği hadisin aslı yoktur. …

İmam Şa'rânî, boynun meshedilmesiyle ilgili olarak, şöyle diyor: Boynu meshetmek İmam-ı Ebu Hanife, İmam Ahmed göre müstehab ise de İmâm-ı Şafiî ile İmam-ı Mâlik'e göre müstehab değildir.

SONUÇ OLARAK, ŞAFİİLERDE ABDEST İÇİN BOYUN MESHEDİLMEZ; Şafii âlimleri bunun sünnet değil, bir bidat olduğuna hükmetmişlerdir.

BUNLARI YAPMAYIN! Abdestin mekruhlarından bazıları şunlardır..

1- Boynu mesh etmek.

2- Abdest uzuvlarını silkelemek

3- Abdest aldıktan sonra havlu vb. şeyle kurulanmak

4- Abdest uzuvlarını silmek.

5- Solu, sağdan önce yıkamak.

6- Suyu normalden fazla kullanmak

7- Helada abdest almak.

8-Azaları üç defadan fazla veya az yıkamak.

KOLU ALÇIDA OLAN KİŞİ NASIL ABDEST-GUSÜL ALACAK..?

CEVAP: Şafii mezhebine göre; sargılı yaranın açılmasında bir zarar yoksa gusül veya abdest için yaranın açılıp yıkanması gerekir. Yaranın açılması mahzurluysa ve abdestli iken yarayı sarmışsa, sargının üzerine mesheder. Teyemmüm yapar ve namazını kılar, üzerine namazı iade etme durumu yoktur. ANCAK kişi, abdestsiz veya cünublü iken yarayı sarmışsa, o zaman namazı kaza etmesi farzdır.

Eğer sargı teyemmüm’ün azalarında bulunuyor ise (kollar ve yüz gibi) yine namazı kaza etmesi farz olur. Yaraya sarılan sargı, yaranın dışında sağlam kısmı da kapatmışsa yine kişinin namazını kaza etmesifarz olur. Ayağı veya kolu alçıya alınmış bir Şafii, bu konuda hanefi mezhebini taklid ederek abdest alırken alçı üzerine sadece mesh edip teyemmüm almadan namazını kılar, kaza etmesine de gerek yoktur. Devam edecek....