Bir buçuk yıllık bir meclis başkanlığı, kapı çarpılarak verilen bir istifa ve Mayıs’ta Ankara’ya gidenle aynı dosya. Üçlemenin ikinci akşamı: Sandıktan çıkan yeni tasvir gerçekten yeni mi?

Karagöz tasvirleri deve derisinden kesilir. Usta deriyi suda bekletir, gerer, kazır. Işık geçirecek kadar inceltir. Sonra kalıbı koyar, bıçağı gezdirir, boyar.

Aynı deriden bir Tiryaki de çıkar, bir Çelebi de. Perdede biri uyuklar, öteki salınır. Seyirci onları iki ayrı adam sanır. Kandil sönüp tasvirler sandığa girdiğinde ikisi aynı derinin iki parçasıdır.

Pazartesi, sandığı bu akşam açacağımızı yazmıştım. Sandıkkâr kapağı kaldırıyor. İçinden yepyeni elbiseler giymiş bir tasvir çıkıyor. Adı Çelebi.

Perdenin şıkı

Karagöz’ün Çelebi’si şehirlidir. Son moda giyinir, süslü konuşur. Perdeye her çıkışında yeni bir kıyafet, yeni bir söz getirir.

Bizim perdenin Çelebi’si Mahir Çallı. Bu seçimde değişimin adayı olarak perdede. Elbisesi gerçekten yeni. Derisine bakalım.

Meclisin başı

Kasım 2019'da odanın meclis başkanı Nazım Demir siyasete geçti. Servet Taş yönetimi boşalan koltuğa Mahir Çallı’yı getirdi.

Meclis, bir ticaret odasının en üst organıdır. Bütçe, kesin hesap ve yıllık faaliyet raporu orada görüşülür. Kararlar kolektiftir; meclis başkanı tek başına onaylamaz. Ama gündemi o belirler, toplantıyı o yönetir. Yönetime soru sorulacaksa ilk ses oradan çıkar.

Çallı o koltukta bir buçuk yıl oturdu.

Pazartesi, odanın haber arşivinin Ekim 2019'da sustuğunu yazdım. Çallı’nın meclis başkanlığı bir ay sonra başlıyor. Tamamı o sessizliğin içinde geçiyor.

O bir buçuk yılda meclisin gündemine hangi faaliyet raporu geldi? Hangi kesin hesap görüşüldü? Bugün odanın sitesinde o raporların hiçbiri yok.

Kapı çarpıldı

Mayıs 2021'de Çallı istifa etti. Gerekçesini de açıkladı: Yönetimin görev paylaşımına bakışını eleştirdi, üyelere yeterince katkı sunamadığını söyledi.

Hakkını vermek gerek. Bu, kolay bir cümle değil. Çallı içeriden konuştu ve kapıyı çarptı. Ertesi yıl Mavi Liste’yle Servet Taş’ın karşısına çıktı. Aynı deriden kesilmiş olmak, aynı niyeti taşımak demek değildir.

Ama o istifa bir teşhisti. Teşhis konduysa reçetesi de olmalı.

Görev paylaşımını eleştirerek giden bir adayın 2026 programında, odanın yönetim yapısına dair hangi reform var? Meclisin yönetimi nasıl denetleyeceğine, üyeye nasıl hesap verileceğine dair hangi madde? İstifa ederken esnafa söylediği şey, bugün programın neresinde?

Aynı dosya, yeni kapak

Çallı programını Ekim’de Sibar Otel’de anlattı. Dürüst bir cümleyle başladı: Odanın sınırsız bütçesi yok. Yol, fabrika, sınır kapısı yapma yetkisi yok.

Doğru. Ama bu cümleyi on üç yıldır Tiryaki de kurabilirdi. Çelebi, rakibinin savunmasını kendi programının ilk sayfasına koymuş.

Programın ilk başlığı Hakkâri-Van ve Hakkâri-Şırnak yolları. 21 Mayıs’ta Servet Taş’ın Ankara’ya götürdüğü dosyanın ilk iki maddesi de bu iki yoldu. Yol, Hakkâri’nin her adayın gündemine düşen ortak derdi; bunu biliyorum. Ama on üç yılın sonunda değişim adayının programı, eski yönetimin Mayıs’taki dosyasıyla aynı yerden açılıyor.

Sınır Lojistik Merkezi ve TIR parkı için de bir söz var: Fizibilite çalışması başlatılacak. Sınır ticaretini canlandırmak 2013'te Servet Taş’ın ilk sözüydü. On üç yıl sonra değişim adayının vaadi, o sözün fizibilitesine başlamak.

Çelebi’nin elbisesi yeni. Cebindeki kâğıt eski.

Mayıs’ta orada, Ekim’de burada

21 Mayıs’ta Cevdet Yılmaz’ın, 1 Haziran’da Gürsel Baran’ın makamında Servet Taş’ın yanında Sevda Keskin vardı.

Ekim’de Sevda Keskin, Mahir Çallı’nın listesindeydi. On projelik programın beşini o anlattı.

Hakkını vermek gerek: Bu seçimde duyduğum en ayrıntılı program onunki. Maden, Cilo merkezli turizm, yöresel ürünlerde markalaşma. Her proje için bir sorumlu, bir takvim. “Yaptık değil, sonuç aldık” diyebilmek istediğini söylüyor.

Güzel cümle. O zaman ilk soru da kendisine: Kadın Girişimciler Kurulu’nun başındayken hangi sonuç alındı? O sonuç hangi raporda yazılı?

Mayıs’ta Servet Taş’ın heyetindeydi. Ekim’de Mahir Çallı’nın programını anlatıyordu. Değişen yalnızca aday değildi. Değişmeyen ilişkiler de vardı.

Odaya da bir soru: Bir listenin adayının eşi genel sekreterlik görevini sürdürürken, seçimin tarafsızlığı nasıl güvence altına alınıyor? Bu bir suçlama değil. Her kurumun kendine sorması gereken bir çıkar çatışması sorusu.

Takdimci

Çelebi perdeye kendiliğinden çıkmaz. Onu Hacivat takdim eder.

Mahir Çallı adaylığını Hacivat’ın perdesinde açıkladı. Aynı haberde okurlara, Çallı’yı yakında Hacivat’ın kaleminden okuyacakları müjdelendi.

On üç yıl Tiryaki’nin Ankara yolculuklarına gazel okuyan perde, şimdi Çelebi’yi takdim ediyor. Bir perde, iki tasvir, tek gazel.

Sandık hesabı

Colemêrg Haber’de meslektaşım Mimar Kaya 1 Kasım’da bir tahmin yayımladı. Kendisi de bunun kişisel bir öngörü olduğunu söylüyor. 600 kadar seçmenin sandığa gideceğini, bunların yarısının Servet Taş’ın karşısında duracağını varsayıyor: Taş 300, Karahanlı 240, Çallı 60.

Bu bir anket değil. Oylar da bir adaydan ötekine kendiliğinden akmaz; HATSO’da sandık meslek komiteleri üzerinden kurulur. Ama tablo bir mantığı gösteriyor: Tiryaki’nin karşısındaki oylar Tiryaki’nin oyları kadar. Bölündükleri için Tiryaki önde. Kaya da aynı yere varıyor: Muhalif oyların bölünmesi, mevcut başkanın en büyük avantajı olabilir.

22 Ağustos’ta yayımlanan bir saha çalışması ise tabloyu tersine çeviriyor. Aralarında gazetecilerin de bulunduğu yedi kişilik bir ekip, oy hakkı olan 684 firmayı tek tek ziyaret etmiş: Karahanlı 392, Taş 176, Çallı 77. O gün yarışta dördüncü bir aday da vardı; bugün üç aday kaldı. Hangi tablo doğru, 12 Kasım akşamı göreceğiz. Ama iki tablonun ortak bir satırı var: Çelebi ikisinde de kazanmıyor.

Tiryaki’den kopanlar da var. Adnan Hatipoğlu 2 Kasım’da, Taş’ın “bu son seçimim” dediği iddiasını ve yeniden aday olunca birçok meclis ve yönetim üyesinin ondan ayrıldığını yazdı. Kopanlar ikiye bölünürse, Tiryaki’nin uykusu kaçmaz.

Kentte bir birlik görüşmesinden söz ediliyor: Değişim isteyenlerin, esnafın en çok desteklediği adayda buluşması. İçeriğini bilmiyorum. Ama o masaya oturulduysa, Çallı’nın orada ne konuşulduğunu ve yarışı neden sürdürdüğünü esnafa anlatması gerekir.

Adaylık bir haktır. Birleşme masasına oturmak ise bir sözdür. Masaya oturup sonra kendi yoluna devam eden, o masada neyin olmadığını da söylemek zorundadır. Çünkü bu sessizliğin bedelini sandıkta Çelebi değil, değişim isteyen esnaf öder.

Niyetini bilmiyorum. Hesabı okuyabiliyorum.

Karagöz’ün sorusu

Perdede Çelebi süslü konuşur. Karagöz anlamaz, anlamadıkça sorar. Sordukça Çelebi’nin sözü kısalır.

Hakkâri’nin Karagöz’ü de Çelebi’nin programını dinledi. Yollar, lojistik merkezi, fizibilite, takvim. Hepsi güzel kelimeler. Karagöz’ün elinde yine o defter var. Bu kez sorusu başka bir tasvire:

O gün kapıyı neden çarptığınızı söylediniz. Bugün o kapıyı nasıl açacağınızı söyleyin.

Elbise yeni. Deri aynı.

Hakkâri’nin yeni bir elbiseye değil, yeni bir deriye ihtiyacı var.