Bölgede büyüyen tefecilik, yalnızca ekonomiyi değil; umutları, gençliği ve toplumsal vicdanı da tüketiyor. Çıkış yolu ise ancak adaletin, dayanışmanın ve helal emeğin yeniden değer bulduğu bir düzen kurmaktan geçiyor.

Bölgemizde son zamanlarda iflas eden iş insanlarının ve gençlerin, daha yaşanabilir bir hayat vaadiyle çıktıkları yolda nasıl bir çıkmaza sürüklendiklerini hep birlikte görüyoruz. Umutla kurulan hayaller, alın teriyle büyütülmek istenen işler; ne yazık ki tefeciliğin karanlık gölgesinde bir bir yok oluyor. Faizin pençesine düşen her birey, yalnızca ekonomik olarak değil; psikolojik ve sosyal olarak da çöküşe sürükleniyor. Gençler geleceklerini kurmak isterken borç batağında kayboluyor, esnaf ayakta kalma mücadelesi verirken kapısına kilit vurmak zorunda kalıyor.

Whatsapp Image 2026 04 05 At 16.42.38 857X503

Tefecilik yalnızca bir ekonomik sorun değil, aynı zamanda toplumun vicdanını yaralayan büyük bir adaletsizliktir. Çünkü bu düzen; zayıfın daha da ezildiği, güçlü görünenin ise başkalarının çaresizliği üzerinden büyüdüğü bir çarpıklığı temsil eder. Oysa bir toplum, en çok zor zamanlarında birbirine sahip çıkarak güçlenir. Bugün ihtiyaç duyulan şey; insanların çaresizliğini fırsata çeviren bu düzenin son bulması ve yerine adil, şeffaf ve insan onurunu koruyan bir ekonomik anlayışın hâkim olmasıdır.

Unutulmamalıdır ki hiçbir karanlık düzen sonsuza kadar sürmez. İnsanların sesi birleştiğinde, adalet talebi büyüdüğünde ve vicdanlar susmadığında; en derin çukurlar bile kapanır. Bu topraklarda yeniden umut yeşerecekse, bu ancak haksız kazancın değil helal emeğin değer gördüğü bir düzenle mümkün olacaktır. Çünkü bir bölgeyi ayakta tutan şey yalnızca ekonomi değil; adalet, dayanışma ve insanlıktır.