Hakkâri folkloru, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı arşivlerinde yer alan ve Cilo TV kayıtlarıyla yayımlanan 1960’lı yıllara ait “Hakkâri’nin Has Âdetleri” görüntülerinde tüm özgünlüğüyle karşımıza çıkmaktadır. Bu kayıtlar; Kıras, Fistan ve Poşi gibi yöreye ait kadın giysilerini, doğal duruşları ve geleneksel halay figürlerini belgeleyen önemli kültürel kaynaklardır.

Arşiv görüntülerinde kadın yöresel giyimi; renk uyumu, kumaşın sadeliği, ölçülü süsleme ve işlevsellik esas alınarak şekillenmiştir. Kıyafetler, sahne için değil; gündelik yaşamın ve toplumsal ritüellerin bir parçası olarak kullanılmıştır. Bu durum, folklorun gösterişten uzak, doğal ve samimi yapısını ortaya koymaktadır.

FolklörAncak günümüzde kadın yöresel giyiminde ciddi bir deformasyon yaşandığı açıkça görülmektedir. Geleneksel kıras ve fistanların yerini; yöreyle ilgisi olmayan, aşırı parlak, sentetik, kırmızı ağırlıklı ve sahne odaklı kostümler almıştır. Orijinal giysilerde bulunmayan kesimler, abartılı süslemeler ve yapay aksesuarlar, kültürel kimliği temsil etmekten çok, folkloru bir gösteri unsuruna indirgemektedir.

Yöresel Tarihi Kadın Giyimi Hakkari

Bu deformasyon yalnızca estetik bir sorun değildir. Kadın kimliği üzerinden aktarılan kültürel değerlerin yanlış ve eksik biçimde nesilden nesile aktarılmasına neden olmaktadır. Çocuklara ve gençlere “yöresel kıyafet” adı altında öğretilen bu kostümler, gerçek kültürü yansıtmadığı gibi, tarihsel belleğin de silinmesine yol açmaktadır.

Folklör Mmmmm

Özellikle halk eğitim merkezlerinde, kültürel aktarım amacıyla yürütülmesi gereken çalışmaların; ek ders, sahne gösterisi ve yarışma mantığına indirgenmesi bu bozulmayı daha da derinleştirmektedir. Sırf birkaç kişinin kazanımı için, kadın yöresel giyimi üzerinden yapılan bu değişimler, folklorun ruhuna zarar vermektedir.

1960’lı yıllara ait arşiv görüntüleri ile günümüz uygulamaları karşılaştırıldığında; kadın yöresel giyiminin, figürlerle birlikte nasıl biçimsel ve anlamsal olarak dönüştürüldüğü net biçimde görülmektedir. Bu karşılaştırma, folklorun korunması adına arşiv kayıtlarının esas alınmasının ne denli hayati olduğunu ortaya koymaktadır.

Hakkâri folkloru ve kadın yöresel giyimi yaşatılmak isteniyorsa; özgün kumaşlar, doğru renkler, yerel kesimler ve arşiv belgeleri temel alınmalı; sahne kaygıları kültürel gerçekliğin önüne geçirilmemelidir. Aksi hâlde, kültür yalnızca görsel bir dekor olarak kalacak ve gerçek kimliğini kaybederek zamanla yok olacaktır.