Reşit Demir

Reşit Demir

Mail: [email protected]

KİMLİK-KİŞİLİK-DİNDARLIK

KİMLİK-KİŞİLİK-DİNDARLIK

Kimlik; bireyin kendi farklılığını ortaya koyarak bir kişilik elde etmesidir. Kişilik nerede durduğumuz, kimlikte kim olduğumuz sorusuna verilen cevaptır. Çünkü, neci olduğumuzdan ziyade kim olduğumuz önem kazanır. Kimlik ve kişilik sorunu çözülmediği zaman, kişinin “neci” olduğunun çokta bir anlamı yoktur. Zira kimlik ve kişilik insanın konumlandırılması, değerler dünyasının neresinde yer aldığının göstergesidir.

Piyasada çok kimlikli bir yaşam sürüp gidiyor. İnsanlar birden fazla kimlikle kendilerini pazarlayabiliyorlar. Kişinin tanınması, kimlik ve kişilik üzerinden gerçekleşmektedir. Kimlik ve kişilik ideolojik bir tanımlama yada, bir iddia olmaktan ibaret olmamalıdır.  Kimlik ve kişiliğin inanılan değerler üzerinden anlamlandırılacak şekilde kuşatıcı olmalıdır. Kimlik ve kişilik bir kamuflaj değildir, onurlu bir duruş ve sahici yaşama tezahürüdür. 

Günümüzün en tehlikeli krizi kimlik ve kişilik yoksunluğudur, kişinin kendini bir ideoloji etrafında tanımlaması yetmez, önemli olan inandığı dava, değer ve ideolojisine uygun bir tavır sergilemesidir. Kendi kimlik ve kişiliğini öne çıkarmayan, bunun için çaba göstermeyen, gündelik yaşamın anaforunda kaybolup gider. Kimlik ve kişiliği yozlaştıran, değerleri dejenere eden, insanları sisteme entegre eden, egemenlerin kuşatmasına dahil olan insanlar, “kimlik ve kişilik cenderesinde kaybolurlar,  kimlik ve kişiliğin çarpıtılması, yozlaşma ve gölgelemesine karşı dikkatli olunmalıdır.

Toplumun en can alıcı noktası kimlik ve kişilik erozyonuna uğramasıdır. Kimliğin önünde bir sıfatın olması, arkasına bir nesnenin eklenmesi tek başına bir anlam ifade etmeyebilir. Kıymetli olan kişinin sahiplik iddiasında bulunduğu kimlik ve kişiliğine uygun bir mücadele içinde varlığını sürdürebilmesidir. Kişilik labirentinde onurlu bir yolculuk gerekir. 

Hayatı boyunca hiçbir değer üretmemiş birinin şahsiyeti asla çok güçlü olamaz. “Şahsiyet”ten ahlak ve haysiyeti çıkardığınızda geriye kalan silik bir kalıptır. Zor zamanlarda eğilip bükülmeyenler şahsiyetli kimselerdir. 

Dindarlık Tipleri ve Farklı Dindarlık Versiyonları*
1- Fikri/Bilgisel Dindarlık: Bu dindarlık tipinde kişi dini emirleri bilir fakat onları gündelik hayatında yaşamaz.
2- Duygusal Dindarlık: Kişi dini ilkelere coşkun bir ilgi duyar ancak dini tartışabilecek bilgiye sahip olamaz. 
3- Davranışsal Dindarlık: Kişi dini duyguya veya yeterli dini, bilgiye sahip olmasa da ritüelleri uygular.
4- Faydacı Dindarlık: Kişi dini uygulamalar yaparken özel maslahatlar, çıkar gözetir.
5- Hidayet Tarzı Dindarlık: Kişi hayatında uzun süre dine uzak durur aniden dine yönelir ve aşırı bağlanır. 
6- Savunmacı Dindarlık: Korku, kaygı, günahkarlık duygusu, sosyal ve iktisadi şartların getirdiği hayal kırıklıklarına karşı savunmacı bir dindarlık tipidir. 
7- Marazi Dindarlık: Dindarlık akli ve zihni anlamda hastalıklı bir hal alır. Hatta kişi kendisini insanları hidayete erdirecek kimse olarak görebilir.
8- Aşırı Dindarlık: Kişi dini uygulamalarda aşırılığa kaçar, duygusal, davranışsal ve fikri anlamda aşırılığa gider. (Buradaki aşırılık dinden değil kişinin yanlış uygulamasından kaynaklıdır.) 
9- Mistik Dindarlık: Kişi varoluşla birlik tecrübesi yaşar. Yaratıcı ile bir halinde olduğuna dair derin bir hisse sahiptir. 
10- Hakiki Dindarlık: Kişi duygusal, davranışsal ve fikri açıdan bir denge içerisinde dini yaşar. Birey benliğiyle ve davranışıyla uyum içerisindedir. 

(Kaynak: http//www.asbar.com/ar/contents-aspx?c=71- 16.04.2010) 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar