Kazalar, sel ve çığ felaketleri ardı ardına gelirken, ‘kader’ demek artık yeterli değil. Yıllardır dar yollar, eksik bakım ve ihmal, her yıl aynı acıları doğuruyor. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı; artık hesap sorulmalı.

Bizim memlekette bir şey olduğunda en kolay kelime “kader” oluyor.

Bir araç uçuruma yuvarlanıyor… kader.

Bir sel geliyor, evleri götürüyor… kader. Bir yol kazasında insanlar ölüyor… kader.

İnsan sormadan edemiyor:

Buna kader mi diyeceğiz, yoksa ihmal mi?

Son zamanlarda ilimizde ve ilçelerinde neredeyse haftada birkaç kez aynı görüntüler… Kaza videoları,

sel görüntüleri, devrilen araçlar…

Yerel haber siteleri ve sosyal medya ağlarının aralıklı da olsa daimi haberleri bunlar…

Görsellerde:

Bir fotoğraf, bir video,

altına iki satır taziye mesajı.

(“Allah rahmet etsin, Serê malbatê sax bît.”)

Paylaşım yapanların çoğu da bugün başkasının başına gelenin yarın kendisinin ya da çevresinden birinin başına gelebileceğini biliyor.

Defin merasiminden sonra herkes işine gücüne dönüyor.

Videolardaki insanların arkasında dağılan aileler, acıyan yürekler kalıyor. Taziye evinde matem (şînî) bir yıla yakın devam ediyor.

Whatsapp Image 2026 03 17 At 14.02.55 (2)

İnsanın vefatı üzerine en çok anneler ve varsa çocuklar etkileniyor.

Arkadaşlar, dostlar ve akrabalar mezara kadar eşlik ediyor, dualarını okuyor ve ardından ayrılıyor.

Dün Van’dan Şemdinli’ye dönerken bu gerçeği bir kez daha iliklerimize kadar hissettik.

Van’dan Şemdinli’ye doğru yola çıktık. Başkale inişine kadar yol fena değil. Yer yer tek şerit olsa da yine de geniş sayılır. İnsan biraz rahatlıyor.

Ancak Hakkari il sınırına, “Avareş” olarak bilinen vadiye girdiğimizde işin rengi bir anda değişiyor.

Yol bir anda daralıyor. Tek şeride dönüyor.

Üstüne müthiş bir kar yağışı ve sis…

Bir taraftan İran’dan gelen tırlar, diğer taraftan Esendere’ye giden nakliye araçları…

Whatsapp Image 2026 03 17 At 14.02.54 (1) 857X503

Yol yer yer kaygan. Kenarlar uçurum. Aşağısı dere.

Bazı yerlerde kaya parçaları yola düşmüş.

Direksiyon başında insanın aklına tek bir şey geliyor:

Allah’ım, varacağımız yere bizi sağ salim ulaştır.”

Tünel çıkışından Yüksekova merkeze kadar dualarla ilerledik.

Zor bela Yüksekova’ya vardık.

Yolculuğumuz devam ediyor…

Şemdinli yolunda ilerlerken, bir önceki gün Bitlis–Van yolundaki kazada hayatını kaybedenlerin cenazelerini defnedip dönen araç konvoyuna rast geldik.

Karabey Köyü (Serdeşt) tarafından Haruna Geçidi’ne (Zînya Xumaro) tırmanırken yine yolda kalmış araçlar…

İnişte bazı sürücüler korkudan araçlarını yol kenara çekiyor.

Whatsapp Image 2026 03 17 At 14.02.55

Biz de frene yüklenmeye çekinerek ikinci viteste ağır ağır indik.

Şemdinli yolu 1964 ‘te yapılmış. O günden beri doğru düzgün:

ne genişletme var,

ne virajların düzeltilmesi, ne de ciddi bir yenileme…

Yol dar. Virajlar keskin.

Bir araç gelse diğeri nefesini tutuyor.

Şapatan Geçidi’ne varmadan yeni kaza yapmış, farları açık bir araç… Az ilerisinde şarampole yuvarlanmış bir minibüs…

Yol üstünde şaşkın yolcular…

Karın zamanında temizlenmediğine, hava durumunun takip edilmediğine, ya da edilse bile önlem alınmadığına kendimiz şahit olduk.

Şimdi soralım…

Bu kader mi?

Genişletilmeyen yol kader mi?

Yol bakımı yapılmıyorsa kader mi?

Yol genişlemesi yapılmıyorsa kader mi?

Yıllardır aynı virajlar duruyorsa kader mi? Yola düşen kayaları toplamamak kader mi? Kışa hazırlık yapmamak kader mi?

Her yıl aynı kazaları izlemek kader mi?

Kader dediğin şey insanın elinde olmayan şeydir. Ama ihmal başka bir şeydir.

Sel ve çığların indiği yerlerin risk taşıdığı bilindiği hâlde dere yataklarına ev yapmak kader mi?

1964’ün kısıtlı imkanlarıyla açılmıştı bu yollar. Yıl 2026.

Bugün imkanlar farklı. Daha güçlü makineler var.

Daha büyük bütçeler ayrılabiliyor. İşi daha iyi bilen mühendisler var.

Ama bütün bunlara rağmen sonuç aynı:

Bir arpa boyu yol alınamıyor.

Kışın, belki toplamda yalnızca 15 gün yoğun kar yağışı oluyor.

Sadece bu kısa süre için bile hazırlık yapılmıyorsa, ardından yaşanan kazalara “kader” demek kimseyi ikna etmez.

Bu işin muhatapları belli ve vebali büyük:

-karayolları

-özel idare ve

-yerel yönetimler

Bu durum bütün kurumlar için geçerli.

Şeffaflık ve hesap verilebilirlik şart.

Bir yılda ne yapılmış?

Bir sonraki yıl için neler hedeflenmiş? Neler projelendirilmiş?

Hangi işler tamamlanmış, hangileri eksik kalmış?

Ama ortada hesap yok. Ne yazık ki soran da yok.

İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı.

Ve bu memleketin bugün en çok aradığı şey:

Bu ihmallerin hesabını soracak bir irade çıkacak mı?