Türkiye'den Almanya'ya yapılan sığınma başvurularında artış var. Başvuruların yüzde 80'den fazlasını Kürtler oluştururken bu grubun sığınma taleplerine verilen kabul oranı yüzde 4,8'e kadar düştü.

DW Türkçe'den Elmas Topçu'nun haberine göre, Türkiye'den Almanya'ya sığınanların sayısı son iki yılda rekor derecede artış kaydetti. Türkiye'den Almanya'ya yapılan iltica başvuruları 2021'de 7 bin 67'yken bu rakam 2022'de üç kattan fazla artarak 23 bin 938 oldu.

TEMMUZ AYINDA TÜRKİYE AFGANİSTAN'I GEÇTİ

RELATED VİDEO

Türkiye'den Almanya'ya 2022 yılında toplamda 23 bin 938 iltica başvurusu yapılmıştı. Bu yılın ilk yedi ayında (Ocak-Temmuz) Türkiye'den Almanya'ya yapılan iltica başvuruları ise şimdiden 23 bin 82 oldu.

Türkiye, Almanya'ya son yıllarda yapılan iltica başvurularında onlarca yıldır savaş ve krizlerin damgasını vurduğu Suriye ve Afganistan'ın ardından üçüncü sırada yer alıyor. Temmuz 2023'te ise 3 bin 791 başvuru ile Türkiye ilk kez Afganistan'ı da geride bırakarak Suriye'nin ardından en çok iltica başvurusu gelen ikinci ülke oldu.


İltica edenlerin sayısı artarken Almanya'nın başvurulara kabul oranı ise giderek azalıyor. Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), bu sene ocak-temmuz döneminde Türkiye'den yapılan başvuruların yüzde 15'ine onay verildiğini açıkladı. Bu oran geçen yıl yüzde 27,8, 2021'de de yüzde 37,2 olmuştu.

İLTİCA EDENLERİN YÜZDE 80'DEN FAZLASI KÜRTLER

BAMF'ın verdiği bilgiye göre, 2021'de Türk vatandaşlarının yaptığı toplam 7 bin 67 iltica başvurusundan 3 bin 878'ini Kürtler oluşturdu. Geçen yıl Türkiye'den yapılan 23 binden fazla iltica başvurusunun 19 bin 500'ü, yani yüzde 81'den fazlası da yine Kürtler'den oluştu. Bu yıl ocak-temmuz döneminde iltica etmek isteyen 23 binden fazla kişiden 19 bin 220'si de Alman makamlarına Kürt olduğunu beyan etti.

ALMANYA KÜRT TOPLUMU: BEKLİYORDUK

Almanya'ya yapılan iltica başvurularını değerlendiren Almanya Kürt Toplumu Genel Sekreteri Cahit Başer, "Pek çok kuruluş gibi biz de iktidarın seçimleri yeniden kazanması halinde ilticalarda artış bekliyorduk" dedi. "Etnik ve dini azınlık mensupları ile demokratlar için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim zaferinin sadece hayal kırıklığı olmadığını, aynı zamanda daha çok baskı, kısıtlama ve takibat anlamına geldiğini" söyleyen Başer, "Kürtler ve Aleviler karşıtı ırkçılık uzun süredir toplum tarafından genel kabul gören bir gerçeklik. Türk ve Sünni olanın dışındaki her şey tehdit veya tehlike olarak görülüyor" şeklinde konuştu. Bütün bunların, insanların yaşadığı toprakları terk etmesi yönünde hissedikleri baskıyı daha da artırdığını savunan Başer, "6 Şubat depremleri, onlarca yıldır ihmal edilen Kürt illerindeki mevcut karamsarlığı daha da derinleştirdi" görüşünde.

Almanya'da ilticacılara yardım eden bir sivil toplum örgütü olan Pro Asly'ün Aşağı Saksonya Eyalet Yönetim Kurulu Üyesi ve Avukat Dündar Kelloğlu da "Erdoğan'ı seçmeyen yüzde 50 şu dönem büyük bir depresyon içinde" ifadelerini kullandı. Almanya'ya gelen ve iltica edenler arasında bunu yoğun biçimde gözlemlediklerini söyleyen Kelloğlu sözlerini "Şu dönem hakim olan karamsar ve kötümser hava 1980 askeri darbesi sonrasında bile yoktu" şeklinde sürdürdü. Kelloğlu, mevcut siyasi duruma ve bununla bağlantılı ekonomik krize bakıldığında ilticaların daha da artmasının muhtemel olduğunu da sözlerine ekledi.

AYDIN: İLTİCALAR ARTACAK VEYA YÜKSEK SEVİYEDE SÜRECEK

Almanya Bilim ve Siyaset Vakfı (SWP) uzmanlarından Dr. Yaşar Aydın da mevcut siyasi havaya ilaveten ekonomideki kötümser gidişatın yurt dışına çıkışlarda etkili olduğu kanısında. "Giderek artan ekonomik kriz yüzünden daha da çok şeyden vazgeçmek zorunda kalınacağını ve mevcut refahlarından daha da çok şey kaybedeceklerini görüyorlar" diyen Aydın, özellikle eğitimli kesimin geleceğe gün geçtikçe daha da kötümser baktığını, Türkiye'de kendisine güvenli bir yarın göremediği için ülkesini terk ettiğini ve Almanya gibi ülkelere gittiğini dile getirdi.

KÜRTLERİN İLTİCA TALEPLERİNE REKOR RET

Türk ve Kürt olduğunu beyan edenlerin başvurularının kabulüne ilişkin makas da giderek açıldı. Almanya'ya 2021'de iltica edenken "Türküm" diyenlerin başvurularının yüzde 77'si kabul edilirken Kürt olduğunu söyleyenlerde bu oran sadece yüzde 10,7 oldu. Geçen yıl ise Türk olduğunu belirtenlerin başvurularının yüzde 73'üne yine onay verilirken Kürt olduğunu söyleyenlerde kabul oranı yüzde 8,2'ye düştü. Bu yılın ilk yedi ayında da "Türküm" diyen ilticacıların yüzde 59,8'ine olumlu cevap verildi, Kürtlere verilen kabul yanıtı ise neredeyse yarı yarıya azalarak yüzde 4,8 seviyesine indi.

'TÜRKİYE'DE DURUM DEĞİŞMEDİ, AMA BAMF TUTUM DEĞİŞTİRDİ'

Özgür Özel'in seçim çağrısı: Geçim sağlanmazsa seçim kaçınılmaz hale gelir, alternatif yok Özgür Özel'in seçim çağrısı: Geçim sağlanmazsa seçim kaçınılmaz hale gelir, alternatif yok

Türkiye'den iltica başvurularına kabul oranlarının neden düştüğü sorusunu yönelttiğimiz BAMF yetkilileri ise "ilticanın tamamen bireysel bir olay olduğuna vurgu yaparak sığınmacıların geldikleri ülkelerdeki toplumsal ve siyasi gelişmeleri içeren raporların sık sık güncellendiğini ve bu raporlar sayesinde iltica başvurularının incelenip kabul veya ret verildiğini" aktardı. BAMF daha ayrıntılı bir açıklama yapmadı.

Türkiye'de temel hak ve özgürlükler ile yargı bağımsızlığı konularında iyileşme olmaksızın BAMF'nin Türkiye'ye yönelik değerlendirmesini değiştirdiğini düşünen Kelloğlu ise "Eskiden siyasi görüşü nedeniyle takibata uğrayan veya hakkında yakalama kararı olan kabul alırdı, şimdi sadece cezası kesinleşmişlere kalma hakkı veriliyor. Biri aranıyorsa veya davası sürüyorsa ret veriyorlar" dedi. Almanya Kürt Toplumu Genel Sekreteri Başar da BAMF'ın "iltica bireyseldir" değerlendirmesini "uydurulmuş bir hukuki kılıf" şeklinde eleştirdi.