KESK Şubeler Plafomunda yapılan açıklamayı TÜM BEL-SEN Hakkari Şube Başkanı Tahir Tekinalp yaptı.

"Özgür, Demokratik ve Katılımcı" yerel yönetimlerden yana tavır alacaklarını açıklayan Tüm Bel-Sen Hakkari Şube Başkanı Tahir Tekinalp, açıklamanın devamında şunları ifade etti.

'' Ülkemiz ekonomik, siyasal ve toplumsal olarak adeta bir çöküşe doğru sürüklendiği, yoksulluk, güvencesizlik, zorbalık ve şiddetin her geçen gün daha da yaygınlaştığı; kadın cinayetlerinin adeta bir cins kırımı düzeyine ulaşıp, kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılığın sıradanlaştırıldığı; yaşam alanlarımızın, tarikat-mafya-çete, uyuşturucu kıskacında hukuki güvenceden yoksun bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz. Yargının iktidarın sopası haline geldiği, bütün demokratik hak ve özgürlüklerin gasp edildiği, Cumhuriyetin laiklik, halkçılık ve kamusallık gibi temel değerlerinin aşındırıldığı, sermayenin ise kar hırsı için genel ve yerel yönetim süreçlerinde bire bir etkili olarak ülkeyi ekonomik yıkıma sürüklediği bu süreçte önümüzdeki günlerde bir yerel yönetim seçimi gerçekleştirecektir.

Önümüzdeki yerel seçimler sadece belediyeleri hangi isimlerin yöneteceği seçimi değil bugün yaşatılan karanlığın derinleşmesi tehlikesi karşısında aydınlık bir geleceğe dair umutların yeşermesine vesile olması bağlamında kritik bir eşikte durmaktadır.

Ülkemiz yerel yönetimlerinin, bir yandan seçilmişler yerine kayyumlar atanıp halkın demokratik iradesinin gasp edilmesi; diğer yandan da karar alma ve bütçe kısıntılarıyla belediye yönetimleri yetkisiz kılınarak adeta cumhurbaşkanlığının talimatını yerine getiren birer taşra birimi haline getirilmek istenmesi gerçekliğinde; önümüzdeki yerel seçimler sadece bir seçim değil doğayı, kentleri, kamu hizmetlerini, eşitliği, özgürlüğü ve insanca bir yaşamı savunma adına demokratik birer mevzi olarak durmaktadır.

Emekçilerin hak ve özgürlüklerini ülkemizin demokrasi, barış, özgürlük mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak gören Sendikamız, toplumsal mücadelenin her düzeyde gittikçe daha da yoğunlaştığı bir süreçte yaşanacak yerel yönetim seçimlerini bir seçim olmanın ötesinde asıl olarak bütün toplumun geleceğini ilgilendiren, bir mücadele alanı olarak görmektedir.

Demokrasi güçleri; emek düşmanı, gerici, erkek egemen, rantçı ve beton merkezli tekçi, otoriter mevcut iktidar anlayışından kurtulmak ve tüm çeşitliliğiyle halkın kamu hizmetlerine katılma hakkının en üst seviyede gerçekleştirildiği demokratik yönetim anlayışının tabana yayıldığı yeni bir yerel yönetim sistemi inşa etmek üzere; yerel yönetimlere ve seçim sürecine sahip çıkmalıdır. Bunun için yerel seçimlerde sermayenin değil halkın ihtiyaçlarını merkezine alan, toplumun çeşitliliğini kültürünü, geleneklerini ve tarihi mirasını koruyan ve yarınlara taşıyan, kadın özgürlükçü, ekolojik, katılımcı ve çoğulcu bir demokrasi anlayışından yana politikalara taraf olunmalıdır.

Yerellere sahip çıkarak, yerel seçimlerde demokrasi ve özgürlüklerden yana halkçı belediyelerin, sayısının artırılması emek ve demokrasi mücadelesi açısından olduğu kadar temel hak ve özgürlükleri için mücadele eden biz yerel yönetim emekçileri için de ayrıca önemlidir.

Her geçen gün daha da derinleşen ekonomik krizinin faturasının ve gerici, otoriter -tekçi yaşam dayatmalarının biz emekçilere, yoksullara, inkâr edilerek yok sayılanlara ve ötekileştirilenlere kesilmesini engelleyip; demokratik, katılımcı, özgürlükçü, çağdaş ve halkçı alternatifler yaratabilmek için, yerel seçimlerde emeği, demokrasiyi laikliği ve kamuculuğu savunan; özgürlük, barış ve adaletten yana olan adaylar etrafında birleşmek; yoksulluğa, baskıcı ve cinsiyetçi otoriter antidemokratik devlet anlayışına karşı çıkan bütün kesimlerle ortak bir mücadele hattının yaratılmasına katkı sunmak önümüzdeki dönemin temel görevidir.Bu bakış açısıyla TÜM BEL SEN olarak yerel seçimlerde,

Kentleri emekten yana, demokrasi, laiklik, özgürlük, halkçılık, eşitlik, adalet ve barış gibi temel insanlık değerleri ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde yönetmeyi esas alan,

Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerellerde eksiksiz bir biçimde yaşama geçirilmesi gerektiğine inanan ve bunun için kent yönetimini gerekli katılım mekanizmaları üzerinden kent bileşenleriyle birlikte yürüteceğini taahhüt eden,

Belediyenin planlamadan imara ve bütçeye kadar tüm karar alma süreçlerinde bilimsel kurallar ile eşitlikçi ve toplumcu ortak aklı esas alacak olan,

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve tabana yayılması amacını içeren Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan çekincelerin kaldırılıp, çağdaş ve modern tüm ülkeler gibi bu sözleşmenin etkin bir şekilde uygulanmasından yana taraf olan,

Kayyum ve yetki kısıtlamaları vb. uygulamalarla halktan kopartılıp merkezin birer taşra birimine dönüştürülmesine karşı yerel yönetimlerin idari ve mali yetkilerinin genişletilecek biçimde kamu yönetiminin âdemi merkeziyet esasına göre yeniden yapılandırılmasını savunan,

Yerel yönetimleri birer şirket olarak değil, halka hizmet veren kamu kurumları olarak gören ve yerel hizmetlerin verilmesinde kar değil, toplumsal yararı esas alan,

Ulaşım, temiz su, alt yapı, ısınma, çöp vb. hizmetlerin halka doğrudan, sürekli ve nitelikli ulaştırılmasını birincil görevi olarak gören ve bu hizmetleri, emekçilerle birlikte planlayan,

Başta toplu sözleşme ve grev hakkı olmak üzere çalışanların hak ve özgürlüklerinde, hiçbir şekilde veya bahaneyle, tarihsel kazanımların, insanca yaşam ilkelerinin, evrensel hukuk ve uluslararası sözleşmelerin gerisinde kalmayacağını taahhüt eden,

Çalışanların demokratik, ekonomik, sosyal ve özlük haklarını eksiksiz bir şekilde tanıyıp; kamusal hizmet üretim süreçlerini emekçilerle birlikte planlayıp yönetmeyi esas alan,

Yerel hizmetlerin sunumunda özelleştirme ve taşeronlaştırmaya karşı çıkıp, kamu hizmetlerinin toplumun temel dayanağı olduğunu, bu hizmetlerin sürekliliği ve herkese eşit ulaşılabilir nitelikli sunumunu ilke edinen,

Hakkari'de Arslan ve Deniz çifti görkemli bir törenle dünya evine girdi Hakkari'de Arslan ve Deniz çifti görkemli bir törenle dünya evine girdi

Haksız ve hukuksuz biçimde tek taraflı KHK'larla işten atılan emekçilerin işlerine geri iadesini savunan ve bunun için sorumluluk almayı beyan eden,

Kentlerin toplumcu, kadın özgürlükçü, demokratik, çağdaş ve modern yaşam alanları olmalarını hedefleyen,

Yurttaşlar arasında sınıfsal konum, kan bağı, cinsiyet, yaş, din veya inanca dayalı hiçbir ayrımcılığa izin vermeyerek; kentleri eşitlik idealinin yaygınlaşma alanları olarak gören,

Özgürlükçü bir yaklaşım üzerinden çok kültürlü, çok dilli ve çok kimlikli yaşamı birer zenginlik olarak görerek birlikte yaşamı temel alan ve her türlü ayrımcılık, ötekileştirme, ırkçılık ve nefret suçuyla tavizsiz mücadele eden,

Kentlerde yaşayan her bir toplumsal bir bileşeni o yerelin eşit birer parçası olarak gören, bu zenginliği ve çoğulluğu koruyup ve geliştiren; bu kapsamda hiçbir ayrımcılık olmadan tüm inançlara eşit olanaklar tanımayı esas alan,

Planlamadan karar alma ve uygulamaya kadar tüm süreçlerde toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alıp; kimsenin cinsiyeti, cinsel yönelimi ya da cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmayacağı kentler yaratmayı ilke edinen,

Belediyelerin tüm hizmetlerinde cinsiyet eşitlikçi istihdamı esas alıp, pozitif ayrımcı bir anlayışla, bu eşitlik sağlanana kadar işe alımlarda kadın emekçilere öncelik tanımayı taahhüt eden,

Yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler, çocuklar ve mültecilerin toplumsal yaşama katılımını artırmaya yönelik sosyal ve kültürel tesisler, kreşler, bakımevleri, eğitim merkezleri oluşturmayı ve başta kadınlar için yeterli sayıda güvenli sığınma evleri açmayı hedefleyen,

Kentsel dönüşüm vb. uygulamaları, rant ve talan aracı olarak değil; temel insan hakkı olan barınma sorununun demokratik çözümü ve kentte yaşayan değişik kültürlerden insanların beraber yaşayabilecekleri bir kentlilik bilinci yaratılması temelinde ele alan,

Kentlerin toplumsal mülkiyeti olan kamusal alanların sermayenin ve cemaat tipi gerici odakların istemlerine göre değil, toplum ve halk yararına kullanılacağını garanti eden,

Başta üniversite öğrencileri olmak üzere kentte yaşayan herkese insanca bir yaşam sürdürecekleri nitelikli ve ekonomik barınma olanakları yaratmayı hedefleyen,

Kentleri doğa insan yabancılaşmasının aşılmasının temel alanı olarak kabul edip, bütün faaliyetlerinde ekolojiyi, tarihi ve kültürel mirası, doğal dokuyu korumayı esas alan,

Kentler; kırı, tarımsal ve yerel ekonomiyi tahrip eden tüketim merkezleri olmaktan çıkarılmasını amaçlayan ve bu kapsamda kırsal kalkınma modelleri, üretim ve tüketim kooperatifleri ile ucuz ve güvenli gıdaya ulaşım olanakları yaratılmasını destekleyen,

Kent çeperlerinin, kırsalın ve yaban hayatın madencilik, enerji projeleri ve yapılaşmayla yıkıma uğratılması gerçeği karşısında kaynakların israf edilmediği, toprakların zehirlenmediği geleneksel, doğayla uyumlu tarımsal üretim kooperatiflerini destekleyen,

Kentlerin içinde yaşayan herkesin ortak mülkiyeti olduğu gerçeği üzerinden tüm canlılara sağlıklı ve güvenli yaşam alanları sağlanmasını güvenceye alan,

Kent halkının belleğinde yer edinmiş olaylarla anılan yerlerin hafıza merkezi olarak yapılandırılmasını amaçlayan,

Kentleri deprem, sel ve benzeri doğal afetlere karşı dirençli hale getirilmesini tavizsiz önceliği kabul edip bu kapsamda bilimsel raporlarda belirtilen dönüşüm ve hazırlıklar ile sonrasında müdahaleler için gerekli tedbirleri temel öncelik olarak uygulamaya geçirmeyi taahhüt eden, Adaylara oy verilmesini savunmaktadır.''dedi.