ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’nin geleceğini ve ABD’nin bölgedeki yeni stratejisini ele alan kritik bir oturum gerçekleştirdi.
Oturumun açılışında söz alan Brian Mast, Suriye geçici hükümetinin Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara yönetimine yönelik endişelerini dile getirerek, azınlık hakları ve Suriye Demokaratik Güçleri (SDG) ile olan ittifakın önemine dikkat çekti.
Brian Mast, ABD’nin terörle mücadeledeki en önemli ortağı olan SDG'ye yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Mast, sahadaki baskıların doğrudan sonuçlarını şu sözlerle açıkladı:
“Kürt müttefikimiz SDG’ye yönelik kabul edilemez eylemler görüyoruz. Bu baskılar ve saldırılar nedeniyle CENTCOM, Suriye’deki tutukevlerinde bulunan 7 bin IŞİD savaşçısını tahliye ederek Irak’a taşımak zorunda kaldı. Bu durum güvenlik açısından büyük bir risktir.”
Mast, “Süveyda’da Dürzilere karşı işlenen şiddet ve Kürt bölgelerindeki baskılar, Ahmed Şara’nın 'soylu bir gelecek inşa etme' vaadi konusunda ABD’ye güven vermiyor. Bunlar yanlış yönde atılmış adımlardır” ifadelerini kullandı.
Oturumda ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası Din Özgürlüğü Komitesi eski başkanı Nadine Maenza da söz aldı.
Nadine Maenza, son dönemde Suriye’nin resmi güvenlik kurumlarına katılan güçler tarafından Kürt savaşçıların katledilmesi ve işkenceye maruz bırakılmasına dair “korkunç kanıtlar” bulunduğunu belirtti ve bu durumun ciddi bir alarm işareti olduğunu vurguladı.
“Kürtleri Kurtarma Yasası”nın kabul edilmesi çağrısında bulunan Maenza, ABD’nin Şam ile ilişkileri normalleştirmesinin ya da herhangi bir yakınlaşmanın, Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı bölgelerin korunmasına yönelik somut garantilere bağlı olması gerektiğini ifade etti.
Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü araştırmacısı Andrew Tabler de, Suriye’deki geçiş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tabler, Şam’daki yönetim modelinin hâlâ son derece merkeziyetçi olduğunu, gerçek bir yönetim ortaklığı yerine toplumsal bileşenlerle yalnızca biçimsel müzakereler yürütüldüğünü söyledi.
Tabler ayrıca, Türkiye destekli paramiliter gruplar da dahil olmak üzere birçok silahlı grubun hâlâ bağımsız komuta yapılarıyla hareket ettiğine dikkat çekerek, bu durumun ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgeleri belirsizlik ve kaos içinde bıraktığını söyledi.
ABD’nin Şam’daki Suriye hükümetiyle yürüttüğü müzakerelerde “iyi polis ve seçici kötü polis” yaklaşımını benimsediğini ifade eden Tabler, Washington’un, SDG’yi ve Kürtleri yeni askeri müdahalelerden korumak amacıyla yaptırımları bir baskı aracı olarak kullanmayı sürdürmesi gerektiğini belirtti.
ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey de Suriye’de ABD’nin “ahlaki bir sorumluluğa bağlı kalması gerektiğini”, geçici Suriye hükümetinin Kürt müttefiklere karşı olumsuz adımlar atmaması gerektiğini söyledi.
Jeffrey, 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın yürürlükte olduğunu, Washington’un Kürtlerin haklarının aktif bir garantörü olması gerektiğini ifade etti.
Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin üst düzey üyelerinden Senatör Gregory Meeks, SDG’nin terörle mücadelede ABD’nin hâlâ temel ortaklarından biri olduğunu dile getirdi.
Meeks, IŞİD terör örgütünü yenen 'cesur Kürtlerin' ve Washington’un müttefiklerinin, bugün yeni bir şiddet ve güvensizlik dalgasıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.
30 Ocak’taki anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını, ancak geçici Suriye yönetimi tarafından pratik ve güvenilir bir bağlılık vizyonuna ihtiyaç olduğunu vurgulayan Meeks, bileşenlere yönelik ihlallerin durdurulması, Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin korunması gerektiğini aktardı.
Johns Hopkins Üniversitesi’nde uygulamalı öğretim üyesi ve Brookings Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olan Dr. Mara Karlin, geçici Suriye Hükümeti’nin son derece merkeziyetçi bir “birleşik Suriye” modeli oluşturmaya çalıştığını, buna karşılık SDG’nin merkezi olmayan bir yönetim modelini tercih ettiğini belirtti.
Kürtler açısından Suriye devletine gerçek entegrasyonun, onların siyasi ve kültürel gelecekleri için hayati olan bir güvenlik duygusunun sağlanmasına bağlı olduğunu dile getiren Dr. Mara, Kürtçenin ulusal bir dil olarak tanınmasının önemli bir işaret olduğunu, ancak ABD ve uluslararası toplumun yeni saldırıların gerçekleşmesine izin vermemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Mara, Kürtlerin korunması gerektiği konusunda uyarıda bulundu ve bunun aceleci, yüzeysel çözümler pahasına olmaması gerektiğinin altını çizdi.
“Yol Ayrımındaki Suriye: Esad Sonrası ABD Politikasının Zorlukları” başlığıyla düzenlenen özel oturumda konuşan ABD Temsilciler Meclisini Cumhuriyetçi üyesi Scott Perry, HTŞ'nin saldırıları sırasında kaydettiği bir görüntüde YPJ'li bir kadın savaşçıya dönük işkence görüntülerini teşhir etti.
40 saniyelik görüntüyü "barbarca saldırı" olarak niteleyen Scott şunları söyledi:
"Sözde ‘barış dini’ olarak adlandırılan din yönetimi altında yaşamış tüm insanlar için hayat adeta bir cehenneme dönüştü.
Sayın Başkan, tarafıma ulaştırılan bir dizi videonun tutanaklara geçirilmesini talep ediyorum ve komitenin, herhangi bir itiraz olmaksızın bunları kayda almasını rica ediyorum. Sayın El-Şara'nın (!) azınlıkları koruyamadığı sıkça dile getiriliyor ve ben de bu konuda bir argüman ortaya koymak istiyorum ki. El-Şara, 'koruyamıyor' değil, yapmak istemiyor.
Eski HTŞ kadroları hâlâ ortalıkta dolaşıyor ve Sayın Colani’nin yeni etiketiyle yapılandırdıkları, El-Kaide’den çok da farklı değil. Hatta açık konuşalım: IŞİD ile El-Kaide arasında bir tercih yapmak zorunda kalsaydınız, gerçekten hangisini seçerdiniz? Aralarında çok büyük bir fark var mı? Evet, HTŞ küresel cihattan vazgeçtiğini söyledi, ancak Suriye’deki cihattan vazgeçtiğini ilan etmedi.
Burada şiddet meselesinden söz ediliyor ama bunun sahada nasıl göründüğünü herkes bilmiyor. Bu yüzden şimdi bir video oynatacağız. En baştan söyleyeyim: Eğer sarsıcı ve barbarca görüntüler görmek istemiyorsanız, gözlerinizi çevirin. Video yaklaşık 40 saniye sürecek."
Görüntüler ardından tepkisini sürdüren Scott, "Sakalını kesip onlara takım elbise giydirip dünyayı dolaştırabilirsiniz ama bu onun gerçekte ne olduğunu değiştirmez” diye konuştu. (DIŞ HABERLER-MA-RÛDAW)






