İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, Ankara ve İzmir’de açıklama yaparak, cezaevlerinde bulunan hasta mahpusların durumuna dikkat çekti.

İZMİR

İHD İzmir Şubesi, hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek için düzenlediği eylemin 285’inci haftasında Konak Eski Sümerbank önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, Barış Anneleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de destek verdi. “Susma suça ortak olma, ölüyorlar” pankartının açıldığı eylemde, Giresun Espiye L Tipi Cezaevi’nde bulunan ağır hasta mahpus Şehmus Koç’un durumuna dikkat çekildi. Açıklamanın Kürtçesini İHD İzmir Şube Eş Başkanı Zilan Gümüş, Türkçesini ise İHD Yönetim Kurulu üyesi Fırat Canoğlu okudu.

'GÖZALTINDA İŞKENCE'

Giresun Cezaevi’nde bulunan Koç’un, gözaltına alındığında ağır işkenceler yaşadığını belirten Canoğlu, Koç’un yaşadığı işkencelere ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Mardin Cezaevinde bir gün kaldıktan sonra Tokat Cezaevine sürgün edilen, şu anda ise Giresun Espiye L tipi hapishanesinde bulunan Şeyhmus Koç’un, gözaltı süresinde uygulanan şiddet sonucunda iki elinin parmakları ve elleri kırılmış, burnu kırılmış, saçları yolunmuş, yerde sürüklendiği için diz kapakları parçalanmış, sağ başparmağı kopuk, kafasında ve göğsünde şarapnel parçaları vardır. Gözaltı süresinin bitiminde hastaneye götürüldüğünde de işkenceleri belirtecek bir sağlık raporu düzenlenmesi güvenlik güçleri tarafından engel olunmuştur. Şeyhmus’un Yargıtay’daki davası sonuçlanmış ve ağırlaştırılmış müebbet ve 80 yıla hüküm verildi."

'PSİKOLOJİK SORUNLAR YAŞIYOR’

Güzellik Takıntısının Psikolojik Nedenleri ve İşlevleri Güzellik Takıntısının Psikolojik Nedenleri ve İşlevleri

Koç'un cezaevinde kaldığı süre içerisinde hastalıklarının ilerlediğini ve yeni hastalıkların oluştuğunu ifade eden Canoğlu, şunları aktardı:

"Koç’un parmaklarında kopukluklar, kollarında ve göğsünde şarapnel parçalarının yanı sıra astım ve migren hastalıkları da oluşmuştur. İHD’nin ağır hasta mahpuslar listesinde bulunmaktadır. Koç'un yaşamını en zorlayan hastalıkların başında yaşamış olduğu psikolojik rahatsızlıkları gelmektedir.

Ailesi tarafından yapılan ziyaretlerde ve telefon görüşmelerinde durumunun ağırlaştığının görünür hale geldiği ifade edilmiştir. Aile görüşlerinde; anlaşılamayan, gerçekle ilgisi olmayan durumlardan sözler söylemekte, aile bireyleri ile kendisi arasında hayali olaylardan bahsetmektedir. Ailesi tarafından yapılan ziyaretlere kimi zaman çıkmadığı oluyor.

Görüştükleri zaman ise arkadaşları tarafından ikna edilerek görüşe çıkıyor. Kimi aile bireyleri ile irtibat kurmuyor, kurduğu zamanda bu diyaloglar kesik kesik gerçekleşiyor, bazı zamanlarda aile bireylerine tepki gösteriyor. Telefon görüşmelerinde de ya konuşmuyor, kısa tutup hemen kapatıyor."

‘RUTİN KONTROLLERİ YAPILMIYOR’

Ailesine Koç’un yaşadığı sağlık sorunlarına ilişkin verilen bilgileri paylaşan Canoğlu, Koç’un 2 yıl önce anksiyete bozukluğu teşhisi konulduğunu ve kendisine bu hastalıklar için yalnızca bir ilacın verildiğini belirtti. Canoğlu, şöyle konuştu:

"Bu ilacı da ömür boyu kullanacağı söylenmiştir. Ancak bu ilaç tedavi etmekten ziyade daha çok uyutmaktadır. Rutin kontrolleri yapılmadığı için de hastalığın ne kadar ilerlediği belli değildir. İlaçları da yalnızca revire çıkarılarak yazılmakta, uzman doktorlar tarafından ve tam teşekküllü bir hastanede tedavisi yapılmamaktadır.

Bu durum da hastalığının daha çok ilerlemesine zemin hazırlıyor. Ailesi her görüşe gittiklerinde idare ile görüşüyor, tedavisinin yapılmasını talep etmelerine rağmen bir gelişme sağlanamıyor. İdare tarafından hiçbir şey yapılmıyor ve 'Yapacağımız bir şey yok' deniliyor. Yine kurumuza yapılan başvurular sonucunda ilgili kurumlara yazılan yazılardan da bir sonuç alınamamıştır. Yalnızca revirde ilaçları yazılıyor, bir tablet ilaçla tedavi etmeye çalışıyorlar."

Koç’un ailesine çok uzak cezaevinde tutulmasının da sağlık durumunu ağırlaştırdığını söyleyen Canoğlu, Koç’un tedavisinin uygun koşullarda sağlanması gerektiğini belirtti.

ANKARA

Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 495’inci hafta basın açıklamasını İHD Ankara Şubesi önünde gerçekleştirdi. “Tedavi haktır engellenemez, hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartının açıldığı açıklamaya İHD üye ve yöneticileri katıldı. Açıklamayı yapan İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen, İHD olarak tespit edebildikleri kadarıyla 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutsak olduğunu belirtti.

'TUTSAĞIN ISRARIYLA ACİLE GÖTÜRÜLDÜ'

Ocak 2023’ten bu yana Aydın E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta mahpus Mahmut Başyiğit’in safra taşı sorunu yaşadığını, ısrarlar sonucunda Şubat 2024 tarihinde Aydın Devlet Hastanesi aciline götürüldüğünü ancak detaylı tetkiklerinin yapılmadığını belirten Çevirmen, “4 Şubat’ta acile götürülmüş ancak detaylı tetkikler yapılmamıştır. Hasta, Gastroenterolojiye sevk talebinde bulunmuş ve 1 ay sonra sıra gelmiştir. 6 Şubat 2024 tarihinde hastaneye gittiğinde safrada birtakım bulgular gözlenmiştir. Sonrasında mide için endoskopiye girdiğinde yoğun safra sekresyonu ve çökeltiler belirlenmiştir” dedi.

'KANSER OLDUĞUNU CEZAEVİNDE ÖĞRENDİ'

Çevirmen, 7 Şubat 2024 tarihinde safra kesesinin alınması için ameliyata giren Başyiğit’in safrasında tümör olduğu fark edilmiş ve kötü huylu tümörün karaciğer, kalın bağırsak ve mideye yayıldığının anlaşıldığını belirtti. Çevirmen, “Ameliyat sırasında doktor, eşinin onayını talep ederek büyük ve riskli bir ameliyat ile tümörü temizlemeye çalışacağını söylemiştir. Fakat eşi buna tek başına karar vermek istememiş ve hastanın kendisinin karar vermesini istemiştir. Ameliyattan sonra yoğun bakımda bir süre kalıp çıktığında hastanedeki mahkum odasına alınmıştır. Kanserden haberi olmayan mahpusa ailesi tarafından bilgi verilmiştir” ifadelerini kullandı.

'EŞİNE REFAKAT İZNİ VERİLMEDİ'

Ameliyattan sonraki gün refakatçi izni istemiş olmasına rağmen izin verilmeyen Başyiğit’in 12 Şubat tarihinde yeniden ameliyat edildiğini ve 4, 4 buçuk saatlik operasyon sonrası yoğun bakıma alındığını belirten Çevirmen, “Bu ameliyatta tümörün bir kısmı temizlenmeye çalışılmış, 2 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra tekrar hastane mahkum odasına alınmıştır. Durumu ağır olmasına rağmen ailesine refakatçi izni verilmemiştir ve bu süreçte görüşme yapamamışlardır. 16 Şubat’ta eşi günlük 20 dakika girip bakımını yapabilmek için izin çıkartabilmiştir. Hastanın ne hareket edecek ne konuşacak ne de kendi öz bakımını yapabilecek durumu olmamasına rağmen yalnızca günlük 20 dakika eşine bakım için izin verilmiştir. Eşi, 19 Şubat’ta tekrar görmeye gittiğinde taburcu olduğu söylenmiş ve ameliyatlı, bakıma muhtaç durumda iken Aydın E Tipi Cezaevine geri gönderilmiştir” diye konuştu.

Çevirmen, 27 Şubat’ta patoloji raporu çıktığını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Kanserin 4’üncü evrede olduğu ve yayıldığı anlaşılmıştır. Kanserin çeşitli organlara sıçradığı ve 4’üncü evrede olan mahpusun hapishanede bir gün dahi kalabilecek durumu yoktur ve kabul edilemez. Acilen tahliyesinin sağlanması ve ailesinin yanında tedavilerine başlanmasını talep ediyoruz. Hapishanede kalması, yaşam hakkının ihlal edilmesi demektir.”

İSTANBUL

İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonun her hafta düzenlediği F Oturmasının 623'üncüsünde ağır hasta mahpus Besiye Özer’in durumuna dikkat çekildi. İHD Şube binası önünde yapılan açıklamada hasta mahpusların fotoğrafları açıldı. "623. F Oturması hasta mahpus Besiye Özer serbest bırakılsın" ve "Tedavi haktır engellenemez" pankartlarının açıldığı eylemde, basın metnini Cüneyt Yılmaz okudu.

Yılmaz, Gebze Kadın Hapishanesinde tutulan Özer'in rahim içinde bulunan kitle nedeniyle ameliyat edildiğini ancak ameliyattan sonra da şikayetlerinin devam ettiğini aktardı. Ameliyat sonrası gelişen erken menopozla birlikte anemi, unutkanlık, göğüste şiddetli ağrı ve sıkışma ile zaman zaman kilo kaybı yaşadığını kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti:

"Kız kardeşinin anlatımına göre; daha ağır sağlık sorunları yaşayan mahpusların önüne geçmemek için şikayetlerinin kamuoyuna duyurulmasını uzun süre engelleyen Besiye Özer'in sağlık durumu, hızla bozuluyor. 2017 yılında Kocaeli Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan rahim ameliyatı sonrası şikayetleri devam ettiği halde, tedavi ve kontrollerindeki aksamalar önlenmiyor. Bu ameliyat nedeniyle erken menopoza girdiği için özel bir tedavi ve beslenme gerekiyor ancak bu sağlanmıyor. Son dönemde gelişen göğsündeki sıkışma ve ağrı ailesini büyük bir endişeye sokmuş durumda. ‘Tedavisi için gerekenler yapılsın, hapishanede bu tedavi yapılamıyorsa kardeşim serbest bırakılsın' diyerek kardeşinin sağlık ve yaşam hakkının korunması için yardım isteyen kız kardeşi, bütün hasta mahpuslar için bu hakkın sağlanması için de çağrıda bulunuyor." 

Yılmaz, hasta tutsak Besiye Özer ve diğer tüm hasta tutsakların tedavi hakkı önündeki engellerin kaldırılmasını, derhal serbest bırakılarak ve sağlık -yaşam haklarının korunması için kamuoyunu duyarlı olmaya çağırdı.

Eylem, "Hasta mahpuslar serbest bırakılsın", "Tedavi haktır engellenemez", "Besiye Özer serbest bırakılsın" sloganlarıyla sona erdi.