Susurluk çetesinin, 1993-96 yılları arasında 19 faili meçhul kalan cinayeti işlediği iddiasıyla açılan ancak beraat kararı verilen davanın istinaf hükmüne muhalif kalan hakim Ayhan Altun, kapsamlı tespit ve eleştirilerde bulunduğu bir karşı oy yazısına imza attı.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların beraatini kararlaştırmış, bu kararı istinaf mahkemesi bozmuştu. İkinci yargılama sonrasında da yerel mahkeme beraat kararı vermişti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi (istinaf) ikinci beraat kararına ilişkin itirazını tamamladı ve bu kez beraat kararını yerinde buldu. Mahkeme, Behçet Cantürk ve Abdülmecit Baskın cinayetleri yönünden, dosyaların zamanaşımına girdiğine hükmederken, diğer cinayetler için beraat kararının yerinde olduğunu belirtti.

160 SAYFALIK MUHALEFET ŞERHİ YAZDI

T24'ten Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, aralarında eski bakan Mehmet Ağar’ın da bulunduğu 18 sanıklı davada, istinaf mahkemesi üyesi Ayhan Altun karşı oy yazısında, Mehmet Ağar, emekli Yarbay Korkut Eken ve eski Özel Harekat Şube Müdürü İbrahim Şahin’in cinayetleri işleyen çeteye liderlik yaptıklarının tereddütsüz olduğunu belirtti.

Altun, 6 sayfadan ibaret karara, tam 160 sayfalık muhalefet şerhi ile karşı çıktı. Aslan’ın ileri sürdüğü gerekçeler, Yargıtay aşamasında da tartışılacak.

'MAHKEMELERCE MAHKUM EDİLMİŞLERDİR'

Altun, karşı oy yazısının başında, 3 Kasım 1996’da meydana gelen, kırmızı bültenle aranan uyuşturucu kaçakçılığından hükümlü Abdullah Çatlı’nın ölümüyle açılan Susurluk davasını anımsattı. Bu davada, sanıkların hapse mahkum edildiklerini, kararın kesinleştiğini vurgulayan Altun, "Gerçekten, sanıklardan bir kısmı ülkenin çeşitli yerlerindeki faaliyetleri nedeniyle suç işlemek amacıyla Ankara merkezli örgüt kurmak veya kurulan örgüte üye olmak suçlarından Ankara mahkemelerince mahkum edilmişlerdir. İlgili mahkeme kararları kesinleşmiştir. Böylece mahkemenin yetkisi de kesinleşmiştir... Zira, sanıkların ekseriyetinin iş bu yargılamanın ya da istinaf incelemesinin konusu olsun ya da olmasın birilerini öldürdükleri; suç örgütünün yöneticisi konumunda olan sanıkların da infaz emrini verdikleri tartışmasızdır" dedi.

KÜRT SORUNUNA DEĞİNDİ

Yazıda, Susurluk Raporu’na göre, emniyete bir bölüm silahların hibe edildiği görüntüsü altında kurulan çeteye para aktarıldığı anlatılırken, Susurluk çetesi ve Kürt sorununa dair şu ifadeler dikkat çekti:

"Genel olarak varlığı kabul edilen ve ancak zamanında "adı" konulamayan ‘Kürt 

Sorunu’, 1990 yıllar boyunca, onu silahla çözmek isteyenlerin hakimiyeti altındadır. Bölücü terör 1990'lı yılların başında tırmanışa geçmiş, faili meçhul cinayetler bu tırmanışa eşlik etmiştir. Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporuna göre 1797 faili meçhul cinayetin 630'u 1992-1993 yılları arasında işlenmiştir. 1993 yılının şiddet sarmalı dahilinde ilerleyen yoğun bir gündemi vardır. Ancak yine de bir ara dönem yaşanmış, sorunun silah kullanılmaksızın çözümü denenmiş gibidir."

Öldürülecekler listesinin MGK'de ele alındığını da hatırlatan hakim Altun, davanın sanıklarından İbrahim Şahin, Mehmet Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Ayhan Akça, Oğuz Yorulmaz, Ziya Bandırmalıoğlu, Mustafa Altınok, (Sedat Edip Bucak'ın şoförü-koruması;) Abdulgani Kızılkaya, (kumarhane işletmecisi;) Ali Feyzi Bir, Yaşar Öz, Sami Hoştan ve Haluk Kırcı’nın çete üyeliği suçundan cezalandırıldıklarını hatırlattı.

CİNAYETLERİ ANLATTI: 'UYGULAMALI EĞİTİM FAALİYETİ'

Silahlı teşekkülün yöneticiliğini yapmak suçundan İbrahim Şahin ve Korkut Eken’in de cezalandırıldığının anlatıldığı yazıda, Mehmet Ağar hakkındaki yargı süreci de özetlendi. Yazıda, suç örgütünün kurulmasının ardından sıranın eğitim faaliyetlerine geldiği belirtilerek, şöyle devam edildi:

"Ancak söz konusu faaliyetler sırasında aşağıda ayrıntısı bildirileceği üzere bir kısım infazlar da yapılmıştır. Deyim yerindeyse uygulamalı bir eğitim faaliyeti yürütülmüştür. Söz gelimi bir kısım eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü sırada 03.10.1993 tarihinde maktul Abdulmecit Baskın, 15.01.1994 tarihinde maktuller Behcet Cantürk ve Recep Kuzucu, 24/25.02.1994 tarihinde maktul Yusuf Ekinci ile 25.03.1994 tarihinde maktuller Feyzi Aslan ve Salih Aslan öldürülmüşlerdir. Ayrıca sanıkların resmi görev yerlerinde olup olmadıkları, eğitim faaliyetlerine katılıp katılmadıkları da artık sorgulanabilir değildir. Zira suç örgütünün öldürme suçları sırasında gerekli resmi görevlendirmeleri yapabilecek kabiliyette olması bir yana eğitim faaliyetleri sorumlusu da bir örgüt yöneticisidir. 

Gerçekten, eğitim faaliyetlerinin sorumlusu ve baş eğitici, eski bir özel harpçi olup, ABD, İngiltere ve Almanya'da gayrınizami savaş kurslarına katılmış bulunan eski Yarbay ve MİT görevlisi sanık Mehmet Korkut Eken'dir.

'VATANSEVER' SİVİL KİŞİLER VE MOSSAD DETAYI

Bugün, 'vatansever' sivil kişilerin de eğitildiği bilinen Menteş'teki söz konusu kursa sanıklar Ayhan Özkan, Ercan Ersoy, Alper Tekdemir, Uğur Şahin ve Seyfettin Lap'ın da eğitmen olarak katıldıklarına dair resmi yazılar bulunduğu ve ancak diğerleri de dahil fiilen katılmadıkları ya da bildirilen süre kadar katılmadıkları tartışmasızdır. Uygulamalı eğitim faaliyetlerinin başladığı sıralarda bir yandan da silah tüccarı Ertaç Tinar'ın sahibi olduğu Hospro Firması vasıtası ile İsrail'den özellikle suikast silah ve teçhizatı tedarik edilmiştir. Dolayısıyla eğitim faaliyetinin bir veçhesi de söz konusu silah ve teçhizatın kullanımının öğrenilmesine ilişkindir

Yakalandı: "Bombacı Mülayim" Tutuklandı Yakalandı: "Bombacı Mülayim" Tutuklandı

Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığınca bilgisine başvurulan Ertaç Tinar, söz konusu kursu İsrail vatandaşı eski askerlerin verdiğini ve çok beğenildiklerini bildirmiştir. Bu kişilerin Mossad ile bağlantılı oldukları ise herhalde izahtan varestedir."

Altun, karşı oy yazısında, 1996'da KKTC'de gazeteci Kutlu Adalı'nın öldürülmesi sürecini de anlatarak, "Kutlu Adalı'nın öldürülmesine ilişkin dosya pek tabi ki incelenmemiştir. Atilla Peker ise zaten dinlenmeye çalışılmamıştır” ifadelerini kullandı.

'MEHMET AĞAR SUÇ ÖRGÜTÜNÜN LİDERİDİR, BU GERÇEK DEĞİŞMEMİŞTİR'

Yazıda, Mehmet Ağar’ın, Susurluk davasındaki diğer sanıklardan yıllar sonra bu davada hapse mahkum edildiği, bu nedenle cezaevine girdiği, cezasının infazı tamamlandıktan sonra Yargıtay kararıyla, dosyası için zamanaşımından düşme kararı verildiği anımsatıldı. Yazıda, "Yargılamamız itibariyle sanık Mehmet Ağar suç örgütünün lideridir. Sadece infaz edilmiş olan mahkumiyeti ortadan kaldırılmıştır.

Dolayısıyla iş bu yargılama itibariyle suç örgütü kurucusu/yöneticisi olduğu yönündeki kabul ve gerçek değişmemiştir" denildi.

'HUKUK DÜNYAMIZDA EŞİNE RASTLANMAYAN DURUM'

Yazıda, istinaf mahkemesinin, faili meçhul cinayetler davasında verilen ilk beraat kararını bozmasının ardından yeniden yargılama yapıldığı, bu davanın ilk duruşmasında, taraflara yazılı bir belge dağıtıldığı, bu belgenin “ihsas-ı rey” niteliğinde olduğu savunuldu.

Bu belgede, gerekçesiz hüküm kurulmasının istinaf mahkemesinin bozma yetkisi kapsamında olmadığının yazdığı, yargılama başlamadan görüş bildirildiği belirtilerek, şöyle devam edildi:

“Hukuk dünyamızda eşine o güne kadar rastlanmayan ve bilahare "Hukuki Aktivizim" kavramı ile karşılanan bu durumun, yargı erkinin içine düşürüldüğü hali ortaya koyması bir yana, usul ve yasaya aykırı olduğu tartışmasızdır… Sanıklardan birinin savunmasının alınmadığını dahi bilmeyerek hüküm kurmuş bulunan mahkemenin yargısal kararlara karşı "bildiri" yayımlamak geleneğini başlatmış bulunduğu izahtan varestedir."

Hakim Altun ayrıcı cinayetleri itiraf eden Susurluk ekibinden Ayhan Çarkın'a neden itibar edilmediğini gösteren tek bir gerekçe ileri sürülmeksizin beraat kararı verildiğini de vurguladı. Altun, "Sanığın fikir ve eylem birliği dahilinde katıldığını ikrar ettiği Behçet Cantürk cinayeti nedeniyle mahkumiyetine karar verilmesi gerekmektedir" dedi.

İNFAZ EDİLEN KÜRT İŞADAMLARI LİSTESİ

Karşı oy yazısının değerlendirme bölümünde de şu ifadeler yer aldı:

Yasa dışı terör örgütüne maddi-manevi destek verdiklerini değerlendirdikleri Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kaynağı "belirlenemeyen" bir liste dahilinde infaz etmek üzere zamanın Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kemal Ağar liderliğinde bir araya gelen sanıklar İbrahim Şahin ve Mehmet Korkut Eken'in teşkilatlanmaları sırasında hızlı bir şekilde eyleme giriştikleri artık bilinmektedir. Bir kısmı dosyamız kapsamında değerlendirilen öldürme eylemlerini teşkilatlanmalarının tamamlanmasını beklemeden icra ettikleri; teşkilatlanma ve eylemlerin bir arada yürütüldüğü açıktır.

…Atılı suçları işlemek maksadıyla bir araya geldikleri artık tartışma götürmez bir gerçektir. Yukarıda zikredilen kararlar bulunmasa ve sanıklar cürüm işlemek için teşekkül kurma ve yönetme; cürüm işlemek için kurulan teşekküle üye olma suçlarından zamanaşımı veya diğer bir sebeple cezalandırılmamış olsalar ya da mahkumiyete dair kararlar sonradan kaldırılmış olsa bile suç işlemek için kurulmuş bir suç örgütünün varlığı tartışmasızdır. Böylece, silahlı suç örgütünün yöneticileri olan sanıklar Mehmet Kemal Ağar, Mehmet Korkut Eken ve İbrahim Şahin'dir. Söz konusu mahkeme kararlarında adları yazılı diğer kişiler ise silahlı suç örgütü üyeleridir."