Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Şenoba Beldesi'nde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Parti Belediye Meclis üyesi ve parti yöneticisi Ahmet Gün, beldenin Taloka köyünde 11 Aralık 2023’te korucuların saldırısında öldü, oğlu Abdurrahim Gün ağır yaralandı. Gün’ün katledilmesinin ardından Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında emekli korucu Enver Babat, Ömer Yarar ile korucu Sıddık Babat ve oğlu Ebubekir Babat hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Emekli korucu Enver Babat, 11 Aralık’ta gözaltına alındı ve "kasten öldürme” suçundan tutuklandı. Diğer saldırganlar ise olaydan bir ay sonra yakalanarak cezaevine gönderildi. Gün’ün faillerinden emekli korucu Enver Babat ve Ebubekir Babat’ın 29 Şubat’ta tahliye edildiği ortaya çıktı. Ahmet Gün’ün katledilmesiyle ilgili soruşturma kapsamında Sıddık Babat tutuklu bulunuyor.

'POLİTİK BİR CİNAYET'

Gün ailesi avukatı Özüm Vurgun, tahliye kararıyla yargıya güven kalmadığını ifade etti. Vurgun, işlenen cinayettin politik olduğunu, ancak yargının olayı iki aile arasında husumet olarak kabul ettiğini belirterek faillerin gerekli cezaları almaları için bütün hukuki yolları kullanacaklarını söyledi.

AVUKAT DOSYAYA ULAŞAMIYOR

Göç İdaresi Başkanlığı, 382 Yeni Sürekli İşçi Alımı Yapacağını Açıkladı Göç İdaresi Başkanlığı, 382 Yeni Sürekli İşçi Alımı Yapacağını Açıkladı

Vurgun, Ahmet Gün’ün katledilmesiyle ilgili dosyada ilerleme olmadığını ifade ederek, savcılığın suç vasfının değişebileceği bilgisi verdiğini aktardı. Vurgun, şu bilgileri paylaştı:

"Bilindiği üzere dosyada hukuka aykırı bir şekilde gizlilik kararı var. Biz bu dosyaya hala erişemiyoruz ve dosya içerisinde yokmuşuz gibi davranılıyor. Dosyaya ulaşmak istediğimizde taleplerimiz ret ediliyor. Dosya inceleme talepleri gönderdiğimizde, belli başlı evraklara bile ulaşamıyoruz. Hakim ve savcıyla görüştüğümüzde, ‘tutuklu kalan şüpheli suçlu’ deniliyor. Fakat, Abdurrahim Gün’ü kim vurdu, kim sopalarla dövdü? Bu soruların cevabı yok. Sanki bu dosyada sadece bir ölen var, yaralı olan hiç kimse yokmuş gibi davranılıyor.

'HASTANE RAPORLARI DOSYAYA KONULMADI'

Dosya hala soruşturma aşamasındadır. Daha yaralının bacağındaki kurşun yarasından haberi olmayan bir savcı ve hakimlikle beraberiz. Yaralı kurtulan Gün, yedinci ameliyatını oldu. Gün’ün ifadesi savcılığın talimatıyla bir defaya mahsus sadece hastanede alındı. Hastane raporları dahi dosyaya konulmamış ve Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderilmemiş. Savcılık makamına göre; cinayet iki aile arasında bir kavgadan ibaretmiş ve suçluyu buldukları, kararı verdikleri ve diğerlerini de tahliye havasındalar."

DEDEOĞULLARI KATLİAMI BENZETMESİ

Faillerin yargı tarafından korunduğunu dile getiren Vurgun, Gün’ün katledilmesini Konya'nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesine yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırı ve hukuki sürecine benzetti. Vurgun, Gün’ün faili 2 kişinin tahliyesi edilmesiyle yargıya güvenin kalmadığını belirtti. Tahliyelere karşı itirazda bulunacaklarını aktaran Vurgun, “Ancak bu adalet sistemi içerisinde bir şey beklemediğimiz bir aşamaya gelmek üzereyiz. Olaya, Konya’da yaşanan Dedeoğulları katliamı vakası gibi bakılmakta ve bir ailenin katliamı istenmekte. Çünkü ailenin güvenliği artık açık yoktur. Savcılık ve hakimlik makamına güvenlikle ilgili bir şey söylendiğimizde, ‘yapsalardı şu ana kadar zaten yaparlardı’ diye bir karşılık alıyoruz” dedi.

'BU DOSYA SİYASİ BİR CİNAYETTİR'

Dosyanın iki aile arasındaki husumet olarak ele alınamayacağını vurgulayan Vurgun, “Bu dosya siyasi bir cinayettir. Dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürdüğümüzde, olayın siyasi bir cinayet olduğu ortaya çıkacak. Ahmet Gün katledildiğinde oğlu yanında olmasaydı, faili meçhule gidecekti. Ancak Ahmet Gün’ün katileri şu an yargı tarafından korunmaya başlandı. Ahmet Gün’ü öldüren bir korucunun silahıdır. 90’lı yıllarda faili meçhul cinayetlerde kullanılan korucuların çoğu bugün emekli olanlardır” diye konuştu.

'BU OLAY KARANLIKTA KALMAYACAK'

Vurgun, faillerin yargılanması ve gerekli cezaları almaları için bütün hukuki yolları kullanacaklarını kaydederek, “Başta Şırnak Barosu olmak üzere, hak hukuk kurumlarına destek çağrısında bulunuyoruz. Bu dosya faillerin istediği gibi olmayacak. Yargı bir şekilde doğru yolu bulacak. Gün, korucular tarafından çetevari bir şekilde katledildi. Koruculuk sistemi halkı birbirine öldürtmeye başladı. Artık İçişleri Bakanlığının bu sisteme bir yetki sınırı koyması gerekir. Adalet mücadelemiz devam edecek. Bu olay karanlıkta kalmayacak. Şirnex Barosunu bu dosyaya desteğe ve dayanışmaya bekliyoruz. Roboskî Katliamı’nın ikinci hali Ahmet Gün’dür, eğer önlem alınmazsa, durdurulamaz” ifadelerini kullandı.

'DOSYA AÇILMADAN TAHLİYE EDİLDİLER'

Tahliye kararını şaşkınlıkla karşıladıklarını dile getiren Ahmet Gün’ün yeğeni Cemil Gün, “Bu olay ilk yaşadığında, taziyeye vali, kaymakam ve jandarma komutanları katıldı. Bu nedenle faillerin ceza alacağını düşünmüştük. Tarafsız bir yargı olacağını düşünüyorduk. Daha sonra aile defalarca valilikle görüşme gerçekleştirdi ve valilik bu konuda söz verdi. Maalesef şu an baktığımızda, bu tahliye bizi derinden yaraladı. Bağımsız bir yargılama bekliyorduk, ancak daha bir duruşma dahi olmadan ve dosya açılmadan failler tahliye edildi. Hepsi örgütlü bir şekilde Ahmet Gün’ü öldürdüler, oğlunu da öldürmek istediler ama o yaralı olarak kurtuldu. Biz ailece bu karar sonrasında tekrardan yıkıldık. İki ay içerisinde nasıl bir tahliye kararı verirler? Tahliye edilenlerin hepsi faildir. Failler önce darp etmiş, sonra da silahla taramışlardır” diye konuştu.

'TAHLİYE SONRA GÜVEN ORTAMI KALMADI'

Faillerin tahliyesinden sonra köyde güven ortamının kalmadığını ifade eden Gün, şunları söyledi:

“Ailece güvende değiliz. Cezasızlık politikası nedeniyle, cesaretlenen faillerin başka insanları öldürme ihtimali de var. Hukukun adil bir şekilde işlenmesi ve bu faillerin cezalarını çekmesini istiyoruz. Hukuki mücadele için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Ahmet arkadaş kendi toprağında katledildi. Bu insanlık dışıdır, büyük bir suçtur. Ahmet arkadaşı katledenler, 30 yıl önce başka yerlerden gelip köyümüzü işgal ettiler ve topraklarımızı bize haram ettiler. Her yeri bize yasakladılar. Bizi bunu kabul etmiyoruz ve herkes bunu bilsin.

Ahmet arkadaşın ağabeyi de bu topraklarda katledildi ama failleri meçhul bırakıldı. Cenazesi dahi bulunmadı. Nereye kadar bu zülüm devam edecek. Bu iki aile arasında olan bir husumet değil. Bunlar isteyerek ve örgütlü bir şekilde bu suçu işlediler. Bizim ailenin hiçbir güvenliği yok artık. Hepimiz tehlike altındayız. Eğer bu hukuk dışı eylemler devam ederse, yarın istedikleri kişiyi katledecekler. Çünkü hapis cezası almayacaklarını biliyorlar. Bu kararlar onlara cesaret veriyor." (MA)