Augsburg Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ve Augsburg Cemevi Başkanı Hüseyin Yalçın konuşmacı olarak yer aldı.

Küresel Krizler ve Ortadoğu

Tülay Hatimoğulları, küresel krizler ve savaşların dünya genelinde derinleştiğine dikkat çekerek, Ortadoğu’daki gelişmelerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Hatimoğulları, “2008’de küresel sermayenin içine girdiği kriz, kapitalizmin krizi ve vahşi kapitalizmin bütün dünyayı sömürmesi sadece işsizliği, yoksulluğu ve açlığı derinleştirmekle kalmadı; aynı zamanda savaşları hayatımıza, bölgemize ve coğrafyamıza taşıdı. ABD ve İsrail’in İran’da başlatmış olduğu savaşları, Suriye’deki gelişmeleri ve Ortadoğu’daki gelişmeleri bu çerçevede okumalıyız. Rusya-Ukrayna savaşını ve olası Çin-Tayvan krizini de buradan değerlendirmek gerekiyor” dedi.

Birleşik Mücadele

Hatimoğulları, Türkiye’nin temel sorunları arasında Kürt sorunu ve Alevi sorununun bulunduğunu ifade ederek, düşünce ve ifade özgürlüğü alanındaki kısıtlamalara işaret etti. “Ülkemizin 100 yıllık tarihine baktığımızda çok temel iki yara var: Kürt sorunu ve Alevi sorunu. Bunun yanı sıra düşünce ve ifade özgürlüğü, demokrasi ve özgürlükler alanında ciddi sorunlar yaşandı. Tarih boyunca Aleviler çok ciddi katliamlara maruz kaldı; Koçgiri, Dersim, Çorum, Sivas, Gaziantep gibi olaylar bunun örnekleri. Yanı başımızda, Suriye’de de Alevi kardeşlerimiz katledildi. Geçtiğimiz yıl da son yüzyılın en büyük Alevi katliamlarından birine tanıklık ettik. Cumhuriyetin demokrasisi Türkiye’de eksik kaldı ve ikinci yüzyılda demokratikleşmesi için büyük çaba göstermemiz gerekiyor. Siyasi darbeler ve baskılar, birçok arkadaşımızın sürgünde olmasının başlıca nedeni. Askeri vesayet rejimi ise demokrasinin önündeki en büyük engeldi. 1980 darbesi, sol, sosyalist, demokrat ve özgürlükçü bütün siyasi akımların üzerinden silindir gibi geçti. Bugün ise AKP iktidarı devletleşmiş bir parti olarak devleti ele geçirdi ve askeri yerine polisi ikame ederek yeni bir vesayet oluşturdu. Bu nedenle tek seçeneğimiz, güçlü ve birleşik bir demokratik mücadele vermektir” dedi.

Tulay Hatimogullari Ausburg Konferans Konusma 857X503

Sürece Destek Vurgusu

Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’de demokrasi mücadelesinin önünü açacağını ifade etti. “Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile Türkiye’de bir süreç başladı. Bu süreç, hem Kürt halkının demokratik haklarını hem de demokrasi mücadelesinin tıkanan damarlarını açacak. Sürecin başarıya ulaşması muhalefetin vereceği destekle mümkün olacak. Bu süreç hiçbir siyasi partinin dar anlamda iktidar pazarlığına kurban edilemeyecek kadar önemli. 100 yıldır coğrafyamız kan ağlıyor. Ölen asker de, ölen gerilla da oranın genci. Gözyaşının ve acının rengi yok. Annelerin, ailelerin, coğrafyamızın yaşadığı acı herkesin yüreğinde” dedi.

Kürt Sorunu ve Demokratikleşme

Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en temel engel Kürt sorunudur. Kürt sorununun çözümüyle demokrasi mücadelesinin önünü çok daha güçlü açacağımıza inanıyoruz. Demokrasi birden gelmez; ama kapılarının ardına kadar açılacağına inanıyoruz. Bu süreci yalnızca iktidarla değil, muhalefet partileriyle de yürütüyoruz. İstanbul’daki Newroz konuşmamda da ifade ettim; cezaevleri tıka basa dolu, DEM Parti ve CHP belediyelerine kayyımlar atanıyor. Barış demokrasiyle gelir. Demokratikleştikçe barışı sağlayabiliriz. Aksi takdirde barış konjonktürel ve dönemsel olur. Bu süreci muhalefet ve toplumun bütün kesimleriyle birlikte yürütüyoruz. Gelecek yüzyıla, çocuklarımıza barış ve demokrasi gibi miras bırakmak zorundayız. Bugün Kürt halkı dört parçada güçlü bir mücadele yürütüyor. Rojava’daki eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet uygulamaları, seküler ve demokratik sistem savunusu ile örnek teşkil ediyor” dedi.

Müzakere ve Mücadele

Hatimoğulları, müzakere ve mücadele dengesine değinerek, “Bir yandan müzakere ediyoruz, bir yandan da halk sokaklarda olmazsa demokratik taleplerimizi güçlü şekilde ortaya koyamazsak kimse kimseye hak vermez. Bu süreç, devletin ve iktidarların algısını gözeterek başlatıldı; ama halkın talep ettiği onurlu barışı zorluyoruz. Somut taleplerimiz var: Yasa yapmayı gerektirmeyen adımlar atılmalı, Türkiye’nin AİHM kararları uygulanmalı, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Kobanê tutsakları serbest bırakılmalı. Siyasi mahpuslar ve kayyımlar konusunda adım atılmalı. Anayasa zaten uygulanmalı, yerel yönetimler güçlendirilmeli. Demokratik zeminde seçilmişlerin yargılanması gerekiyorsa tutuksuz yargılanmalı. Yerel Yönetimler Yasası değişmeli; demokrasi yerelden başlar” ifadelerini kullandı.

Radikal Demokrasi ve Yapısal Değişim

Hatimoğulları, köklü değişim için reformların tek başına yeterli olmayacağını belirterek, “Radikal demokrasi şarttır. Kuvvetler ayrılığı, yasama, yürütme ve yargının bağımsızlığı sağlanmalı. Temel hak ve özgürlükler açıkça tanımlanmalı. Aleviler inancını özgürce yaşamalı; cemevleri tanımlanmalı, Alevilik Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanmamalı. Demokratikleşme paketinde kadın eşitliği, gençlerin hakları, ekolojik ve ekonomik adalet de mutlaka yer almalı” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan: “Nevruz’u provoke edenlere gereken yapılıyor”
Recep Tayyip Erdoğan: “Nevruz’u provoke edenlere gereken yapılıyor”
İçeriği Görüntüle

Enternasyonalist Barış

Hatimoğulları, konuşmasını Türkiye ve Ortadoğu’daki barışın önemine değinerek tamamladı: “Sorunlarımız çok, mücadele alanımız geniş. Savaşların derinleştiği bir dönemde sadece Türkiye’nin değil, Ortadoğu ve dünyanın barışını da konuşmamız gerekiyor. Güçlü bir enternasyonalist barış hareketi oluşması son derece önemli. İşimiz zor, yolumuz uzun ama sabır ve umutla mücadelemize devam ediyoruz. Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum, Hızır yar ve yardımcımız olsun.”

Kaynak: MA