Derneğin eşbaşkanlarından Dicle Bozkurt, Kürtçe üzerindeki baskıların yüzyıllık bir geçmişi olduğunu hatırlatarak, “Dil meselesi kendine özgü ve köklü bir meseledir. Bugün yaşanan süreçler de bu dil mücadelesinin bir parçasıdır. Özellikle 1980 Askeri Darbesi sonrası anadilin üzerinde ciddi baskılar oluştu. Diyarbakır Cezaevi’nde anneler çocuklarıyla Kürtçe konuşamaz, yasağı delmeye çalışanlar darp edilirdi. Bu baskılar okullara, sokaklara kadar sirayet etti. Derslerde veya teneffüslerde Kürtçe konuşan çocuklar öğretmenler tarafından cezalandırılırdı. 1991’de yasalar bir nebze esnese de baskılar tamamen sona ermedi. Bugün seçmeli ders adımı atılmış olsa da bizim hedefimiz, Kürtçenin her yerde konuşulduğu ve resmi statüye kavuştuğu bir noktaya gelmek” dedi.
Dernek Faaliyetleri ve Hedefler
Agirî ve Serhat bölgesinde dil kurumu eksikliğini gidermek için 2025’te başvuruda bulunduklarını ifade eden Bozkurt, “Bölgede ciddi bir boşluk vardı. Biz de Kurd-î Zan Ararat Dil ve Kültür Derneği’ni açarak bu adımı attık. Derneğimizde hem Kürtçe dil dersleri hem de kültür dersleri veriyoruz. Halkla ve diğer kurumlarla ilişkilerimiz oldukça güçlü. Şu anda iki sınıfta 80 öğrencimiz, kültür sınıfımızda ise 25 öğrencimize erbane ve bağlama dersleri sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Dernek olarak ilçelerde de çalışmalara başladıklarını aktaran Bozkurt, “Giyadîn (Diyadin) ilçemizde 50 öğrencimiz var, birkaç gün içinde Bazîd (Doğubayazıt) ilçesinde 80 öğrenci ile derslere başlayacağız. Çocukları da unutmadık; 10-13 yaş arası çocuklar için ayrı bir dil sınıfı açtık. Bizim talebimiz açık: yaşamın her alanında, derneklerde, okullarda, evlerde ve sokaklarda Kürtçe konuşulması ve yaşanması. Kürtçe konuş, Kürtçe düşün, Kürtçe yaşa” dedi.
Seçmeli Ders Tartışması
Derneğin diğer eşbaşkanı Diyar Demir ise Kürtçenin kamusal alandaki görünürlüğünün hâlâ sınırlı olduğunu belirterek, “Seçmeli ders uygulaması kağıt üzerinde var, ama öğretmen ataması yok. Öğrenciler dersi seçse de sınıflar çoğu zaman boş geçiyor. Bu durum, anadil hakkını ve dilin aktarılmasını zorlaştıran politik bir tercihtir. Bizim talebimiz seçmeli ders değil, Kürtçenin resmi bir eğitim dili olmasıdır” dedi.
‘Kürtçe Yaşayalım’
Demir, gençlerin dijital alanda bilinçli olduğunu, fakat kamusal alanda hâlâ risk ve engellerle karşılaştığını söyledi. “Kurd-î Zan Ararat olarak haftanın iki günü dil, bir günü ise kültür-sanat dersleri veriyoruz. Halktan, özellikle gençlerden ve kadınlardan çok olumlu tepkiler alıyoruz. Bu ilgi bizi daha aktif olmaya teşvik ediyor. Bizim tek isteğimiz, toplumun var olduğu her yerde Kürtçenin konuşulması ve yaşatılması. Anadilin anayasal güvenceye kavuşmadığı yerde asimilasyon tehlikesi her zaman var. Kürtçe konuşalım, Kürtçe düşünelim, Kürtçe yaşayalım” diye konuştu.





