Türkiye ve Kürdistan’da demokratikleşme tartışmaları, “demokratik entegrasyon” kavramı etrafında yoğunlaşırken, Kürtçenin kamusal alandaki statüsü bu tartışmaların en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Akademik çevreler, siyaset kurumları ve sivil toplum temsilcileri, toplumsal bütünleşmenin yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, kültürel ve dilsel hakların tanınmasıyla sağlanabileceğine dikkat çekiyor. Anadil kullanımının eğitimden yerel yönetim hizmetlerine kadar tüm kamusal alanlarda nasıl yer bulacağı, hem hukuki düzenlemeleri hem de toplumsal mutabakatı gerektiriyor.
“DİL ANAYASALARLA KORUNMALI”
Kertiş, “Her çocuk kendi anadilinde, anaokulundan üniversiteye kadar eğitim görebilmelidir. Sadece okullarda değil, devlet kurumlarında da Kürtçe olmalı. Eğitimde ve kamusal hayatta Kürtçeye statü verilmesi şart. Bunlar yasal ve anayasal düzenlemelerle mümkün. Diğer ülkelerde halklar kendi dilleriyle konuştuklarında her şey daha güzel oluyor, ekonomi gelişiyor, toplum ilerliyor. İnsanlar yaşıyorsa, o dilin önündeki engeller kaldırılmalı ve dili kabul edilmelidir” ifadelerini kullandı.

TEKLİK DAYATMASI VE EĞİTİM
Türkiye’de farklı halkların varlığı kabul edilirken, Kürtlerin ve Kürtçenin de tanınması gerektiğini söyleyen Kertiş, “Demokratik entegrasyon ile sayılan bütün sorunlar çözülür. Anayasal düzenleme ile Kürtçenin önü açılır. Eğitimin önce anlaşılır olması gerekiyor. Kürt çocukları okullarda başka bir dil görünce kendi dillerinde yetersiz olduklarını düşünüyorlar. Verilen yabancı dillerle Kürt çocukları adeta laboratuvara dönüştürülmüş. Kendi anadillerinde eğitim almalarının önü açılmalı” dedi.
“İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ DEVLETLERDEN TALEPLERİMİZ OLABİLİR”
Kürtlerin taleplerine de değinen Kertiş, “Kürtler için iki önemli nokta var: Birincisi yaşadıkları devletlerden taleplerimiz, ikincisi ise kendi yapacaklarımız. İnsan olarak devletten taleplerimiz olabilir ve devletin de bunları karşılamak gibi sorumluluğu vardır. İlk isteğimiz, dilimizin statü sahibi olması ve yasal olarak tanınmasıdır. Kürtçe eğitim dili olmalıdır. Çocuklar istedikleri dilde eğitim alabilmelidir. Yürütülen imha ve asimilasyon politikalarına karşı, her şehirde ve ilçede dil kurumlarını kurmamız gerekiyor. Her mahallede dil komünleri oluşturmalıyız. Aileler evde, sokakta çocuklarıyla Kürtçe konuşmalı. Siyasetin dili Kürtçe olmalı. Hem biz hem devlet, bunun koşullarını güvence altına almalı. Kürtler bütün enerjilerini dil ve kültürlerine vermelidir. Esnaflar dükkanlarını Kürtçe yapmalı, Kürtçe tabela asmaları gerekiyor. Yaşam Kürtçe olmalıdır. Her sokak Kürtçe okul olmalıdır” şeklinde konuştu.






