Meclis Genel Kurulu'nda görüşülen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (DEM Parti) HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava'ya yönelik saldırılara karşı düzenlenen protesto eylemlerinde polis müdahalesinde yaşanan hak ihlallerinin araştırılması için sunulan Meclis araştırma önergesi, AKP ve MHP oyları ile reddedildi.
Önerge görüşmesi sırasında AKP Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu'nun "Birkaç iddia alıp genellemek de bütün güvenlik şeşkilatlarımızı zan altında bırakmaktadır" şeklinde ifadeleri tartışmaya neden oldu. Tipioğlu'nun söylemlerine tepki gösteren DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Rojava eylemlerinde asker ve polis müdahalelerinin belgelendiğini belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Bazı konuşmaları dinlemek zül, açık ve net söyleyelim. Çünkü hakikat var bir de yalanlar var; gerçekler var, bir de manipülasyonlar var; yaşadıklarımız var bir de ajitasyon var; çok açık ve net. Bakın, bizim İstanbul Milletvekilimiz Celal Fırat polis tarafından darp edildi, bayıldı, hastaneye kaldırıldı. Numan Bey biliyor; kendisini aradık, Meclis Başkanını; bizzat aradı, görüştü" şeklinde konuştu.

'GÜNLERDİR YAŞAM SAVAŞI VERİYOR'
Mêrdîn'in Nisêbîn İlçesinde düzenlenen Rojava eylemelerinde gözaltına alındıktan sonra gördüğü işkence nedeniyle beyin kanaması geçiren Diyar Koç'un yaşadıklarına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Diyar Koç, hiçbir suçu olmayan bir çocuk. Asker alıyor darp ediyor. Günlerdir hastanede yaşam savaşı veriyor. Beyin kanaması geçirdi. 13 yaşındaki bir çocuk kameraların önünde kaldırılıp yere çakıldı. Hangisinden bahsedelim biz" dedi.
'BELGELİ İŞKENCEYE Mİ İNANALIM YALANLARINIZA MI'
Gülistan Kılıç Koçyiğit devamla şunları kaydetti: "Suruç'ta, Genel Başkanımızın olduğu yerde plastik mermi sıkıldı, gaz atıldı ya! Biz şimdi yaşadıklarımıza, gördüklerimize, belgeli işkenceye mi inanalım yoksa sizin buradaki yalanlarınıza mı inanalım? Hangisine inanalım? Ya, Diyar Koç'u çok merak eden AKP vekili varsa şurada Kampüs Hastanesinde yatıyor, Sincan Kampüs Hastanesinde, gitsin ziyaret etsin! Ha, onu yapmak istemiyor mu, arasın Adalet Bakanına sorsun 'Genel durumu neymiş, başına ne gelmiş?' diye. Yeter ama yeter! Bu ülkede işkence hep vardı, hâlâ işkence var; sistematik işkence ve bir zihniyet sorunu. Kürt'e gelince, solcuya gelince, kadına gelince, muhalife gelince işkence yapmayı kendisine hak gören bir iktidar anlayışı var. İşte, biz bu anlayışa karşı mücadele ettik, bundan sonra da edeceğiz, o kadar!"






