İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), “Dünya Raporu 2026”yı yayımladı. HRW İcra Direktörü Philippe Bolopion’un “İnsan hakları Trumpçı bir dünyada ayakta kalabilir mi?” başlıklı yazısıyla sunulan raporda, 100’ü aşkın ülkede insan haklarının durumu kapsamlı biçimde incelendi.

Raporda Türkiye’ye ayrılan bölümde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde yayılan protestolara dikkat çekildi. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan çok sayıda eylemcinin, barışçıl protesto haklarını kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alındığı hatırlatıldı. Gözaltı sürecinde gençlerin kötü muameleye maruz kaldıklarını bildirdiklerine işaret edilirken, güvenlik güçlerinin nadiren hesap vermesi nedeniyle cezasızlık kültürünün sürdüğü vurgulandı.

Raporda, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve diğer muhalefet temsilcilerine açılan davalar ile belediye başkanlarına yönelik gözaltıların, ana muhalefetin siyasal alandan dışlanmasına yönelik koordineli bir girişim olduğu yönündeki kaygıları artırdığı belirtildi. Bu uygulamaların siyasal örgütlenme özgürlüğü ile özgür ve adil seçim hakkını ciddi biçimde zedelediği ifade edildi.

Öcalan: “Kalıcı Birlik Eşitlik ve Ortak Yaşam İradesiyle Mümkün”
Öcalan: “Kalıcı Birlik Eşitlik ve Ortak Yaşam İradesiyle Mümkün”
İçeriği Görüntüle

Hrw 2026 Raporu Surece Ragmen Kurt Siyasetciler Cezaevinde Omle

İfade özgürlüğü alanındaki tabloya da yer verilen raporda, tutuklu gazeteciler ve medya çalışanlarına dikkat çekildi. Medyanın büyük ölçüde iktidarın kontrolünde olduğu belirtilirken, RTÜK’ün muhalif yayın organlarına yönelik keyfi yaptırımlar uyguladığı kaydedildi.

HRW, PKK’nin silah bırakması ve yeni çözüm süreci tartışmalarına rağmen, şiddet içermeyen siyasi faaliyetler nedeniyle çok sayıda Kürt siyasetçi ve aktivistin terör suçlamalarıyla yargılanmaya devam ettiğini vurguladı. Bu kapsamda, HDP’nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın hâlâ cezaevinde bulunduğu hatırlatıldı.

Raporda ayrıca, 2025 yılı boyunca avukatların, özellikle siyasi nitelikli davalarda müvekkillerini savundukları veya insan haklarını korumaya yönelik açıklamalar yaptıkları için artan ölçüde yargısal baskıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.

Türkiye’nin dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yaptığı belirtilen raporda, yetkililerin bu nüfusu azaltmaya yönelik politikalarının sığınmacıların haklarını zayıflattığı ifade edildi. Koruma taleplerinin giderek daha fazla görmezden gelindiği, sığınmacıların “düzensiz göçmen” ya da “güvenlik tehdidi” olarak etiketlenerek “gönüllü geri dönüş” belgelerini imzalamaya zorlandığı kaydedildi.

Raporda hükümetin 2025’i “Aile Yılı” ilan etmesi de eleştirildi. Bu adımın, kadınların ve LGBTİ+ bireylerin haklarını sınırlayan politikaları meşrulaştırmak için kullanıldığı belirtildi.

HRW’nin küresel değerlendirmesinde ise demokrasinin dünya genelinde son kırk yılın en düşük seviyesine gerilediği vurgulandı. Raporda, Donald Trump’ın yeniden ABD başkanı olmasının, insan hakları alanında küresel ölçekte yaşanan gerilemeyi hızlandırdığı ve ABD’nin otoriterliğe doğru sürüklendiği ifade edildi.