Başkan Gür, yaptığı yazı açıklamada" artık hayati bir ciddiyette öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. Ana branşlarda dahi öğretmen eksikliği yaşanırken, ülkemizin bazı illerinde norm fazlası öğretmenlerin bulunması üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir çelişkidir.
Bir tarafta norm fazlası öğretmen, diğer tarafta öğretmen bekleyen çocuklarımız…
Bu tablo hak ve hakkaniyet, vicdan ve sosyal devlet gereği, fırsat eşitliği için değişmek zorundadır.
Hakkari’de doğmak bir çocuğun tercihi değildir. Ancak o çocuğa nitelikli eğitim ulaştırmak devletimizin sorumluluğudur.
Bugün Hakkari’deki çocuğumuz da İstanbul’daki, Ankara’daki, İzmir’deki çocuğumuz da aynı merkezi sınavlara giriyor; aynı sorularla, aynı süreyle ve aynı başarı ölçütleriyle değerlendiriliyor.
Öyleyse eğitim imkanlarının da mümkün olduğunca birbirine yaklaştırılması gerekir.
Çocuklarımız ayrıcalık istemiyor, adalet istiyor.
ÖĞRETMENİ ZORLA DEĞİL, TEŞVİK EDEREK TUTALIM
Burada özellikle bir hususun altını çizmek istiyoruz:
Hakkari’de yıllarca fedakarca görev yaptıktan sonra ailesinin yanına gitmek, memleketine dönmek veya hayatını başka bir şehirde sürdürmek isteyen hiçbir öğretmenimizi suçlamıyoruz. Tayin istemek öğretmenimizin en tabii hakkıdır.
Meselemiz giden öğretmen değil, öğretmeni sürekli gitmeye mecbur bırakan şartlardır.
Onun için çözüm, öğretmenin tayin hakkını sınırlamak veya zorunlu hizmet sürelerini sürekli uzatmak değildir. Asıl çözüm; öğretmenin Hakkari’de ve benzer şartlara sahip yerlerde gönüllü olarak daha uzun süre görev yapmasını sağlayacak ekonomik, sosyal ve mesleki imkanları oluşturmaktır.
Hakkari başta olmak üzere coğrafi ve sosyal olarak zor şartlara sahip yerleşim yerlerinde çalışan öğretmenlerimize “Mahrumiyet ve Zorunlu Hizmet Tazminatı” ödenmelidir.
Barınma sorunu çözülmeli, lojman imkanları artırılmalı, gerekli yerlerde kira desteği sağlanmalı; hizmet puanı ve mesleki teşvikler bu bölgelerde görev yapmayı cazip hale getirecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Biz öğretmen zorla Hakkari’de tutulsun veya zorla Hakkari’ye getirilsin demiyoruz.
Biz Hakkari’mizin öğretmenlerimizin gönüllü olarak tercih edeceği, görev yaptığı süre boyunca kendilerini değerli hissedecekleri ve imkan bulduklarında hemen ayrılmak zorunda kalmayacakları bir eğitim ortamına kavuşturulmasını talep ediyoruz.
Çünkü öğretmen burada kaldıkça öğrencisini, ailesini ve şehri daha iyi tanır; kurumsal hafıza güçlenir ve eğitimde süreklilik sağlanır.
Mahrumiyet tazminatı da yalnızca ekonomik bir ödeme değildir. Aynı zamanda devletimizin öğretmenine, “Senin fedakarlığını görüyorum, emeğine değer veriyorum” demesidir.
Bu talebimiz sadece Hakkari için değildir. Şartların ağır olduğu Şırnak’ta, Ağrı’da, Van’da veya ülkemizin herhangi bir ilinde, ilçesinde ve köyünde aynı hakkaniyet ölçüsü uygulanmalıdır.
Talebimiz bölgesel bir imtiyaz değil, ülke çapında adaletli bir eğitim politikasıdır.
Hakkari’den Sayın Cumhurbaşkanımıza, Milli Eğitim Bakanımıza ve ilgili bakanlıklarımıza bir kez daha sesimizi duyurmak istiyoruz:
Allah rızası için Hakkari’nin bu sesine kulak veriniz.
Bu meseleyi yalnızca bir sendikanın özlük talebi olarak görmeyiniz. Burada çocuklarımızın geleceği, eğitimde fırsat eşitliği ve öğretmenlerimizin emeğinin karşılığının verilmesi söz konusudur.
Rabbimiz, “Şüphesiz Allah adaleti ve iyiliği emreder” buyuruyor. (Nahl, 16/90)
Biz de adalet istiyoruz.
Hakkari’nin çocuğu için adalet, fedakarca görev yapan öğretmenimiz için adalet, ülkemizin bütün mahrumiyet bölgeleri için adalet…
Devletimiz bu meseleyi çözebilecek imkana ve tecrübeye sahiptir. Öğretmen istihdamına yalnızca kadro ve sayı üzerinden değil; coğrafya, mahrumiyet, barınma, hakkaniyet ve fırsat eşitliği üzerinden bakacak kalıcı bir sisteme ihtiyaç vardır.
Çünkü bir şehre yapılabilecek en büyük yatırım insana yapılan yatırımdır. İnsana yapılan yatırımın başlangıç noktası da eğitimdir.
Onun için diyoruz ki:
Öğretmensiz sınıf kalmasın.
Mahrumiyet çocuklarımızın kaderi olmasın.
Öğretmenin fedakarlığı karşılıksız bırakılmasın.
Tayin isteyen öğretmenimiz suçlanmasın, kalmak isteyen öğretmenimizin şartları iyileştirilsin.
Ve bir çocuğun geleceğini doğduğu coğrafya belirlemesin.
Eğitim-Bir-Sen Hakkari Şubesi olarak çocuklarımızın eğitim hakkını da öğretmenlerimizin hukukunu da birlikte savunmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna ve ilgili mercilere saygıyla arz edilir.






