"Bir İğne 20 Bin Lira, Bu Yükü Aileler Tek Başına Taşıyamaz"
Yaklaşık 9 yıldır madde bağımlılığıyla mücadele eden 26 yaşındaki oğlunun yeniden hayata tutunabilmesi için büyük bir çaba veren B.G., tedavi sürecinde yaşadıkları zorlukları anlattı. Bağımlılığın yalnızca bireyi değil, tüm aileyi etkileyen uzun soluklu bir hastalık olduğunu belirten anne, mevcut tedavi sisteminin yetersiz kaldığını ve özellikle ilaç maliyetlerinin ailelerin karşılayamayacağı seviyeye ulaştığını söyledi.
Saha Araştırmaları Merkezi'nin (SAMER) hazırladığı rapora göre bölgede uyuşturucu bağımlılığı giderek yaygınlaşıyor. Raporda, 05-11 yaş grubunda bağımlılık oranının yüzde 16,2'ye ulaştığı belirtilirken, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü çalışmaların artan ihtiyaç karşısında yetersiz kaldığı ifade ediliyor.
"İlk başta ne olduğunu anlayamadım"
Oğlunun bağımlılık sürecini anlatan B.G., yaşadıkları değişimi zamanla fark ettiğini söyledi.
"Oğlum uzun süre odasından çıkmıyordu. Lavaboya giriyor, saatlerce içeride kalıyordu. Çıktığında boğazımı yakan ağır bir koku hissediyordum. İlk başta ne olduğunu anlayamadım. Ona belli etmeden takip etmeye başladım. Madde kullandığını öğrendiğimde tedavi olması için konuştum ancak kabul etmedi. Daha sonra savcılık kararıyla zorunlu tedavi gördü. Yaklaşık 21 gün hastanede kaldı. İlaçlarını düzenli kullandı. İki yıl boyunca gerçekten çok iyiydi. 'Tamamen kurtuldu' diye düşünmüştüm ama daha sonra yeniden başladı."
"Yıllardır aynı döngüyü yaşıyoruz"
Bağımlılığın sürekli tekrarlayan bir döngüye dönüştüğünü ifade eden B.G., yıllardır aynı mücadeleyi verdiklerini söyledi.
"Bir süre bırakıyor, sonra yeniden başlıyor. Önce ayda bir kullanıyordu, sonra 20 günde bire, ardından 15 günde bire kadar düştü. Hep aynı döngüyü yaşıyoruz. Çok yoruldum ama onu yalnız bırakamam. Ben hem anneyim hem babayım. O benim evladım. Onu yalnız bırakırsam daha kötü olacağını biliyorum."
"Bağımlılığın nedenleri sadece bireysel değil"
Oğlunun yaşadıklarının yalnızca kişisel nedenlerle açıklanamayacağını belirten anne, ekonomik ve sosyal sorunların da bağımlılığı tetiklediğini dile getirdi.
"Bence insanları madde kullanımına iten en önemli nedenler ekonomik sıkıntılar, sevgisizlik, özgüvensizlik ve toplum tarafından dışlanmak. İnsan kendini değersiz hissettiğinde bu boşluğu farklı yollarla doldurmaya çalışıyor. Sonra sağlık sorunları başlıyor. Ne kullandığını bilmiyorsunuz. Bir gün çok öfkeli oluyor, bir gün içine kapanıyor, bazen saatlerce ağlıyor. Nasıl davranacağınızı bilemiyorsunuz."
"YEDAM'a gittik ama yeterli olmadı"
Tedavi sürecinde birçok kuruma başvurduklarını anlatan B.G., desteklerin sınırlı kaldığını söyledi.
"Daha önce Yeşilay Danışmanlık Merkezi'ne haftada bir gidiyorduk. Psikososyal destek aldık ama yeterli olmadı. Tedavi sürecinin büyük bölümünü kendi imkanlarımla yürüttüm. İlaçlarını takip ettim, tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştım."
Bağımlılık tedavisinde kullanılan ilaçların maliyetinin çok yüksek olduğunu belirten B.G., bazı ilaçların rapor kapsamında olmadığını ifade ederek şunları söyledi:
"Yurt dışından gelen ilaçlar çok pahalı. Bir iğnenin fiyatı yaklaşık 20 bin lira. Bunu ailelerin karşılaması mümkün değil. Devlet bu yükü ailelerin omzuna bırakmamalı. Bağımlılık uzun süreli bir hastalık. Bir insan 10-20 yıl bağımlı olmuşsa bunu 21 günlük tedaviyle nasıl iyileştireceksiniz? Tedavi bitiyor ama genç yine aynı ortama dönüyor. İş yok, destek yok, umut yok."
"Önyargılar bağımlılığı daha da derinleştiriyor"
Oğlunu hiçbir zaman suçlamadığını söyleyen B.G., toplumdaki önyargının bağımlılıkla mücadeleyi daha da zorlaştırdığını belirtti.
"Ben hiçbir zaman çocuğumu kötülemedim. Ona hep dik durmasını söyledim. Madde kullanıyor diye kimse değersiz değildir. İnsanlar 'Bundan bir şey olmaz' diye bakıyor. Oysa bu çocukların da hayalleri var."
Toplumdan dışlanan gençlerin yeniden madde kullanımına yönelme riskinin arttığını ifade eden anne, "Gençler sürekli bağımlı olarak etiketleniyor. Kendileri de 'Nasıl olsa bana hep böyle bakacaklar' diye düşünüyor. Sonra tekrar maddeye yöneliyorlar. Oysa sevginin iyileştiremeyeceği hiçbir şey yok." dedi.
"Bağımlılık bütün aileyi etkiliyor"
Bağımlılığın yalnızca çocuğun değil, tüm ailenin yaşamını değiştirdiğini vurgulayan B.G., ekonomik sıkıntılar nedeniyle çalışamadığını söyledi.
"Şu an çalışamıyorum çünkü sürekli oğlumla ilgilenmek zorundayım. Hem ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışıyorum hem de onun tedavisiyle ilgileniyorum. Bu yük tek başına taşınacak gibi değil."
Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca tedaviyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten anne, bağımlı bireylerin yeniden topluma kazandırılması için istihdam projelerinin hayata geçirilmesini istedi.
"Bu gençler için iş alanları oluşturulmalı. Devlet bağımlılıkla mücadele eden gençlere yönelik özel istihdam merkezleri kurmalı. İnsanların yeniden hayata tutunmasını sağlayacak projeler geliştirilmeli."
Tedavi merkezlerinin fiziki koşullarının da yetersiz olduğunu savunan B.G., yaşanan sorunlarla ilgili CİMER başta olmak üzere çeşitli kurumlara başvurduğunu ancak herhangi bir sonuç alamadığını ifade etti.
Ailelere çağrı yaptı
Benzer süreçleri yaşayan ailelere de seslenen B.G., çocukların yalnız bırakılmaması gerektiğini söyledi.
"Çocuğunuz madde kullanıyor ya da hata yapıyor diye onu dışlamayın. Hiçbir çocuk bağımlı olmak için madde kullanmaz. Toplum gençlerine sahip çıksın. Bir insan uçurumun kenarındaysa elini tutmak gerekir. Ben yıllardır bunu yapıyorum. Çünkü inanıyorum ki sevginin iyileştiremeyeceği hiçbir insan yok."





