Van’ın Bahçesaray (Miks) ilçesine bağlı Şax ve Hebler köylerinden yıllar önce ayrılmak zorunda kalan yurttaşlar, aradan geçen on yıllara rağmen köylerine geri dönememekten şikâyetçi. Köylüler, tapulu arazilerinin bilgileri dışında Savunma Bakanlığı’na kiralandığını, köylerinin ise hem askeri faaliyetler hem de planlanan baraj projesi nedeniyle tehdit altında olduğunu belirtiyor.
1990’lı yıllarda bölgede yaşanan çatışmalı süreçte çok sayıda köy boşaltılırken, Şax ve Hebler köyleri de bu süreçten etkilenen yerleşim yerleri arasında yer aldı.
Bir Zamanlar Binlerce Kişinin Yaşadığı Köylerdi
Şax ve Hebler köyleri, boşaltılmadan önce bölgenin en kalabalık yerleşim yerlerinden biri olarak biliniyordu.
Köylülerin aktardığı bilgilere göre Hebler köyünde yaklaşık 4 bin, Şax köyünde ise yaklaşık 2 bin kişi yaşıyordu.
1985 yılında Hebler köyünde bazı gençlerin isimlerinin bilgileri dışında korucu listelerine yazıldığı belirtilirken, bu isimlerden biri de bugün 62 yaşında olan Mehmet Elçi oldu.
Korucu olmayı kabul etmediğini belirten Elçi, bu nedenle köyünü terk ederek Cizre’ye yerleştiğini söyledi.
Köyünden ayrıldıktan sonra yıllarca geri dönemediğini anlatan Mehmet Elçi, köy çevresinde uygulanan yasaklar nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını ifade etti.
Elçi, “1985 yılında köyden ayrılmak zorunda kaldım. İsmimin koruculuk için yazıldığını öğrendim ve bunu kabul etmedim. O günden sonra köyüme dönemedim. Geçtiğimiz yıl özel izinle bir saatliğine köyümü görebildim. Bu yıl da gün doğumundan gün batımına kadar birkaç saatliğine köye gittim. Evimin üzerine çıktım, tamamen yıkılmıştı. Bu beni çok üzdü” dedi.

Tapulu Araziler Savunma Bakanlığı’na Kiralandı
Köylülerin en büyük tepkilerinden biri ise tapulu arazilerinin bilgileri dışında kiralanmış olması.
İddialara göre Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 10 Mart 2009 tarihinde yaklaşık 758 bin metrekarelik alan, 49 yıllığına Savunma Bakanlığı’na tahsis edildi.
Köylüler, bu kararın kendilerine sorulmadan alındığını ve köye dönüşlerinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ifade ediyor.
Köylüler, Şax ve Hebler köylerinin bulunduğu bölgenin birinci derece sit alanı statüsünde olduğunu belirtiyor.
Buna rağmen bölgede askeri tatbikatlar ve atış eğitimlerinin gerçekleştirildiğini öne süren köylüler, tarihi ve kültürel değerlerin zarar gördüğünü savunuyor.
Mehmet Elçi, “Çevredeki birçok köye dönüşler başladı ama bizim köyümüze dönüşe izin verilmiyor. Sonradan öğrendik ki tapulu arazilerimiz kiralanmış. Gabar’ın en uzak noktalarına bile dönüş olurken biz Cizre’ye 12 kilometre uzaklıktaki köyümüze dönemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Köylüler, köylerinin yalnızca askeri uygulamalarla değil, aynı zamanda planlanan baraj projesiyle de tehdit altında olduğunu belirtiyor.
Devlet Su İşleri tarafından Cudi Dağı eteklerinde bulunan Nêrdûş Deresi üzerinde yapılması planlanan barajın, bölgedeki yaşam alanlarını etkileyeceği ifade ediliyor.
Projeye karşı açılan davada 25 Haziran tarihinde keşif yapılmasının planlandığı öğrenildi.
Mehmet Elçi, yıllardır tek hayalinin köyüne dönmek olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Biz köyümüze onurlu bir şekilde dönmek istiyoruz. Kırk yıldır bunun özlemini çekiyoruz. Köyümüz bölgenin en güzel köylerinden biriydi. Cizre’de tüketilen birçok meyve bizim köyden giderdi. Yüz dönüm tapulu arazim var ama gidip ekip biçemiyorum. Hayvancılık yapmak istiyoruz ama izin verilmiyor. Biz ne köyümüzün atış alanı olmasını ne de baraj altında kalmasını istiyoruz.”

“Gül Gibi Köyümüz Varken Şehirde Yaşamak İstemiyoruz”
Hebler köyünden Müdür Gök de köylerine geri dönmek istediklerini belirterek yıllardır yaşanan mağduriyetin sona ermesini talep etti.
Gök, “34 yıl önce köyümüz boşaltıldı. Bugün güvenlik gerekçeleri ortadan kalkmış durumda. Sürecin olumlu sonuçlar doğurmasını bekliyoruz. Köyümüze dönmek istiyoruz. Şax ve Hebler bölgenin en güzel ve tarihi köyleri arasında yer alıyor. Köyümüzün tatbikat alanı olmasını da baraj altında kalmasını da istemiyoruz. Gül gibi köyümüz dururken şehirde betonların arasında yaşamak istemiyoruz” dedi.
Şax ve Hebler köylüleri, yıllardır süren ulaşım, güvenlik ve mülkiyet sorunlarının çözülmesini istiyor.
Köylüler, hem köylerine dönüş hakkının tanınmasını hem de tarihi ve doğal değerleriyle öne çıkan bölgelerinin korunmasını talep ediyor.
Baraj projesi ve arazilerin kiralanmasına ilişkin süreçler devam ederken, köy sakinlerinin köylerine geri dönme umutları da sürüyor.






