Bugün 3 Mayıs... Dünyanın dört bir yanında gazeteciliğin onuru ve özgürlüğü konuşuluyor. Ancak ne acıdır ki, 1986 yılında katledilen Kolombiyalı gazeteci Guillermo Cano Isaza’nın anısına ilan edilen bu gün, hala "tehlike altında meslek icra etmek" anlamına geliyor. Özellikle Türkiye'de basın emekçileri için 3 Mayıs, bir kutlamadan ziyade bir dayanışma ve direnme gününe dönüşmüş durumda.

Anayasa "Özgür" Diyor, Uygulama "Dur" Diyor!

Aslında kağıt üzerinde her şey çok net. 1982 Anayasası’nın 28. maddesi, "Basın hürdür, sansür edilemez" diyerek devlete bu hürriyeti sağlama görevi yüklüyor. Ancak sahadaki gerçeklik maalesef bu maddeyle taban tabana zıt. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2024 verileri, durumun vahametini gözler önüne seriyor: Türkiye, basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 158. sırada. Bu rakam, sadece bir istatistik değil; susturulan seslerin, kapatılan ekranların ve demir parmaklıklar ardındaki kalemlerin özeti.

Baskının Sonu Yok: Sansürden Kayyıma...

Bugün muhalif bir ses çıkarmanın bedeli; kimi zaman bir yayının durdurulması, kimi zaman ağır para cezaları, hatta kurumların el değiştirip kayyıma devredilmesi oluyor. Yolsuzluk haberi yapanın tutuklandığı, halkın haber alma hakkını savunanın "dezenformasyon" ile suçlandığı bir süreçten geçiyoruz.

Taksim’de 1 Mayıs Geleneksel Çelenk Bırakma Töreni Yapıldı
Taksim’de 1 Mayıs Geleneksel Çelenk Bırakma Töreni Yapıldı
İçeriği Görüntüle

690X390Cc Gazetecilik Suc Degil 860X505

Faili Meçhulden Günümüze "Özgür Basın" Geleneği

Özellikle 90'lı yıllarda canı pahasına gerçekleri yazan ve bugün "faili meçhul" bırakılan meslektaşlarımızın mirası, bugün de aynı kararlılıkla sürdürülüyor. Gözaltılar, suikastlar ve tehditler bu geleneği yok edemedi. Bilinsin ki; hakikatin peşinden gidenlerin kalemi asla yerde kalmıyor.

Cezaevlerinde 30 Gazeteci

Haberin yayınlandığı tarih itibarıyla, Türkiye'de 30 gazeteci özgürlüğünden mahrum bir şekilde dört duvar arasında. Birgün'den ETHA'ya, yerel radyolardan ulusal ajanslara kadar geniş bir yelpazede kalem oynatan isimler, sadece işlerini yaptıkları için tutsaklar.

İşte o isimlerden bazıları: Ziya Ataman, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp, Mehmet Baransu, Hatice Duman ve daha niceleri...

Basın özgürlüğü sadece gazetecinin değil, toplumun nefes borusudur. Bu borunun tıkandığı bir toplumda, adaletin ve demokrasinin yeşermesi mümkün değildir. Tüm bu baskılara rağmen "haber namustur" diyenlerin günü kutlu olsun.

Kaynak: MA