Arıcılık yapan Sevim Kahraman, doğaya yapılan müdahalelerin verimi düşürdüğünü ve bu durumun emekle elde edilen ürün arasındaki farkı açtığını söyledi.
Sezon Yavaş Yavaş Açıldı
Üç yıldır Dêrsîm’de arıcılık yaptığını anlatan Kahraman, geçen yıl kovanlarını Pîlemûriye dağlarına götürdüğünü, bu yıl ise yaklaşık 70 kovana ulaşan arılarını Pulur’a taşımayı planladığını söyledi. Arılarını kışı atlatabilmeleri ve bakım yapabilmek için Gazîk (Cumhuriyet) Mahallesi’nde beklettiğini ifade eden Kahraman, “Sezon yavaş yavaş başladı. Kış Dêrsîm’de oldukça ağır geçti, çok kar yağdı. Ama arılarım genel olarak iyi çıktı. Sadece bir kaybım oldu, o da zaten zayıf bir kovandı. Ballarını da yeterince verdim, sezona iyi bir giriş yaptık. Mevsim dengeli geçerse, yağmur ve güneş yeterli olursa, su da bol olursa bu yıl verimli bir sezon olabilir” dedi.
Kovanlara Yer Bulmak Zor
Dêrsîm’in zengin bitki örtüsüyle arıcılık için önemli bir yer olduğunu belirten Kahraman, “En büyük sorun yer problemi. Kovanları nereye koyacağımız konusunda hep sıkıntı yaşıyoruz. Ben Karakoçanlıyım, buralı değilim. Hem kışlatma hem de yaz alacaklarımız için uygun yer bulmak zor. Kışın arıları merkeze yakın bir yere almak zorundayım, ama yerleşim yerlerine yakın olması bazı sorunlar yaratıyor. Arılar kimseye zarar vermiyor ama insanlar bunu bilmiyor. Hatta bulunduğum yerde bile sorun yaşıyorum; arıların dışarı çıkıp rahatsızlık vereceği düşünülüyor, oysa böyle bir durum yok” dedi.
“Doğal Ürün Üretmek İstiyorum”
Arıcılığın eskiden komün bir iş olduğunu, son yıllarda ise ticari bir hal aldığını söyleyen Kahraman, arılarla ilgilenmenin kendisine motivasyon verdiğini anlattı. Kovan bakımlarının yaz verimini belirleyen en kritik aşama olduğunu dile getiren Kahraman, “Şu an bakım, temizlik ve besleme süreci devam ediyor. Mayıs sonuna kadar burada olmayı planlıyoruz, eğer koşullar uygun olursa haziran ortasına kadar kalıp ardından yaylaya çıkacağız. Amacımız arıları sürekli taze nektar ve polen kaynaklarına ulaştırmak. Arıcılığa az sayıda kovanla başladım ve hâlâ sınırlı sayıda kovanla devam ediyorum. Arıların dünyası gerçekten büyüleyici; onların yaşamı, düzeni ve çalışma biçimi benim için büyük bir motivasyon kaynağı. En önemli isteğim temiz ve doğal ürün üretmek. Çünkü ürettiğim balı aileme ve dostlarıma veriyorum, içimin rahat olması çok önemli” diye konuştu.
Baraj, HES ve GES’ler Arıcılığı Etkiliyor
Doğaya müdahalelerin üretimi olumsuz etkilediğini söyleyen Kahraman, “Bölgede planlanan barajlar, HES’ler, GES’ler ve rüzgâr enerji santralleri doğayı etkiliyor. İklim de değişti, mevsimler artık eskisi gibi değil. Kar yağdı ama ani sıcaklık artışları olabiliyor, bu da otların kurumasına, çiçeklerin açmamasına yol açıyor. Tüm bunlar arıcılığı doğrudan etkiliyor ve verim her geçen yıl düşüyor. 10 yıl önce arıcılık yapanlar bugünkünün çok fazlasını alabiliyordu. Doğaya yapılan müdahaleler arttıkça verim azalıyor. Biz daha doğal üretim yapmak istiyoruz ama bu da daha az ürün almak demek. Bu durum emek ile elde edilen ürün arasında ciddi bir fark yaratıyor ve arıcılığın sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor” dedi.





