Kızı Rojin’in ölümünün aydınlatılması için yıllardır mücadele eden baba Nizamettin Kabaiş, “Baskı yapılmazsa hiçbir gelişme olmuyor. Cinayete dair çok fazla işaret var, bunların ortaya çıkarılması gerekiyor” diyerek sürece tepki gösterdi.

Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı öğrenci yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 15 Ekim 2024’te Van’ın Mollakasım kırsal mahallesinde yaşamını yitirmiş halde bulunmuştu. Olayın ardından başlatılan soruşturma, aradan geçen yaklaşık 15 aya rağmen tamamlanmadı.

Şüpheli ölümün aydınlatılması için aileyle birlikte hukuk ve kadın örgütleri de sürece dahil oldu. Rojin Kabaiş ailesi ve kadın örgütleri, 30 Ocak’ta Adalet Bakanlığı önünde bir araya gelerek dosyaya ilişkin taleplerini dile getirdi. Yapılan açıklamada, dosya üzerindeki gizlilik kararının kaldırılması, Adli Tıp Kurumu’nun tek yetkili merci olmaktan çıkarılması ve etkin, tarafsız bir soruşturma yürütülmesi istendi.

“BASKI OLMADAN DOSYA İLERLEMİYOR”

Adalet Bakanlığı önündeki eyleme katılan baba Nizamettin Kabaiş, faillerin ortaya çıkarılması için dördüncü kez Ankara’ya geldiğini belirtti. Kadın örgütleri ve avukatların yoğun çabaları sonucunda dosyada kısmi ilerlemeler yaşandığını ifade eden Kabaiş, “Baskı yapılmazsa gelişme olmuyor, bunu yaşayarak gördüm” dedi.

Kızının bedeninde tespit edilen iki ayrı DNA örneğine dikkat çeken Kabaiş, bu bilgilerin kamuoyuna açıklanmasının da baskılar sonucunda gerçekleştiğini söyledi. Kabaiş, “Kadınların tepkisi ve baroların baskısı olmasaydı, 2 erkek DNA’sı açıklanmayacaktı. DNA’ların vücudun hangi bölgelerinde olduğu tespit edildi. Bu olayın cinayet olduğu artık nettir. Bundan sonra kimse ‘intihar’ diyemez” ifadelerini kullandı.

Rojin Babası 857X503

“VAN GÖLÜ’NDE OLDUĞUNA DAİR TEK BİR DELİL YOK”

Savcıyla yaptıkları görüşmelere de değinen baba Kabaiş, soruşturmanın intihar ihtimali üzerinden yürütülmesine karşı çıktıklarını belirtti. Kabaiş, “Bize sürekli ‘Rojin suyun içindeydi’ deniliyor. Ancak Rojin’in Van Gölü’nde kaldığına dair tek bir somut delil yok. Mollakasım’daki kameraların bozuk olduğu söylendi. Bunların hepsini talep edeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Rojin Kabaiş’in kaç gün suyun içinde kaldığına dair soruların da hâlâ yanıtsız olduğunu belirten Kabaiş, Adli Tıp Kurumu’nun bu konuda net bir tespit yapması gerektiğini vurguladı. “15 aydır bu soruların cevabını alamıyoruz. Kaç gün suda kaldı, ne zaman hayatını kaybetti, bunların açıklanması gerekiyor” diyen Kabaiş, Rojin’in atletinde tespit edilen kan izlerine de dikkat çekti.

Suriye’de Yeni Anlaşma: Rojava’nın Güvenliği QSD’de, Kürt Hakları Yasal Güvenceye Alınıyor
Suriye’de Yeni Anlaşma: Rojava’nın Güvenliği QSD’de, Kürt Hakları Yasal Güvenceye Alınıyor
İçeriği Görüntüle

Kabaiş, “Bize o kanın Rojin’e değil, başka bir kadına ait olduğu söylendi. DNA’lar ne kadar önemliyse, o kan da en az o kadar önemli bir delildir” ifadelerini kullandı.

“BU DOSYA KAPATILAMAZ”

Olayın cinayet olduğunu ve üzerinin örtülmek istendiğini savunan Nizamettin Kabaiş, “Aile fakir, kimsesiz; dosyayı intihar diyerek kapatırız dediler. Ama öyle olmadı, olmayacak. Ölümü göze alarak bu mücadeleyi sürdürüyorum. Rojin intihar etmedi. İntihar ettiğine dair tek bir delil yok. Cinayete dair çok sayıda işaret var ve bunların tamamı ortaya çıkarılmalı” diyerek adalet çağrısını yineledi.

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma sürerken, aile ve kadın örgütleri sürecin yakından takipçisi olacaklarını belirtiyor.

Kaynak: MA / Sema Bingöl