Uçum, Erdoğan’ın yeniden adaylığının hukuki olarak mümkün olabilmesi için TBMM’nin seçimleri yenileme kararı alması gerektiğini belirtti. Uçum, çözüm sürecinde Abdullah Öcalan’ın rolü ve Selahattin Demirtaş’ın başvuru hakkına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Uçum, Türkiye Basın Federasyonu’nun ev sahipliğinde gazetecilerle bir araya geldi.
Toplantıda 2028 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin tarihi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı, çözüm süreci ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hukuki durumu gündeme geldi.
Uçum, 2028 seçimlerinin 16 Nisan’da yapılabileceğini belirterek, Erdoğan’ın siyasi olarak adaylığının netleştiğini savundu. Yeniden adaylığın hukuki zemininin ise TBMM’nin seçimleri yenileme kararıyla oluşturulabileceğini söyledi.
16 Nisan 2028 tarihini işaret etti
Uçum, 2028 seçimlerinin 16 Nisan’da yapılmasını öngördüğünü belirtti. Bu tarihin, 2017’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi sağlayan anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulduğu gün olması nedeniyle sembolik anlam taşıdığını ifade etti.
Uçum, “Seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılmasını öngörüyorum. Bu tarih Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişimizin referandum tarihidir. Sembolik anlamı vardır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır” dedi.
Uçum, daha önceki değerlendirmelerinde de 16 Nisan tarihini gündeme getirmişti. Olağan seçim takvimine göre 7 Mayıs 2028 tarihini işaret eden Uçum, 16 Nisan seçeneğini “erken seçim” yerine “öne alınmış seçim” olarak nitelendirmişti.
“Erdoğan’ın siyasi adaylığı kesinleşmiştir”
Uçum, AK Parti’nin Cumhurbaşkanı adayının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu belirterek, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de bu yöndeki açıklamalarını hatırlattı.
Cumhur İttifakı’nı destekleyen diğer partilerden gelen açıklamalara da değinen Uçum, Erdoğan’ın siyasi olarak adaylığının kesinleştiğini savundu.
Adaylığın hukuki zemininin oluşturulması gerektiğini belirten Uçum, bunun mevcut Anayasa kapsamında mümkün olduğunu ifade etti.
Yeniden adaylık için Meclis formülü
Uçum’un işaret ettiği hukuki yol, Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan seçimlerin yenilenmesi hükmüne dayanıyor.
Anayasa’ya göre TBMM, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebiliyor. 600 üyeli Meclis’te bu karar için en az 360 milletvekilinin oyu gerekiyor.
Anayasa’nın 116’ncı maddesi, Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde bir kez daha aday olabilmesine imkan tanıyor.
Uçum, bu düzenleme kapsamında yapılacak adaylığı “istisnai adaylık” olarak tanımladı.
Meclis için şubat ayını işaret etti
Uçum, seçimlerin 16 Nisan 2028’de yapılabilmesi için TBMM’nin seçimleri yenileme kararını 2028 yılının şubat ayında alması gerektiğini belirtti.
Daha önceki değerlendirmelerinde de Meclis’in 9-15 Şubat 2028 tarihleri arasında karar alması halinde seçim takviminin 16 Nisan’a denk gelebileceğini ifade etmişti.
Uçum, muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı seçimlerde yenme iddiasında bulunduğunu hatırlatarak, bu nedenle Meclis’te seçimlerin yenilenmesine yönelik bir karara siyasi partilerin karşı çıkmayacağını düşündüğünü söyledi.
“2027’de seçim öngörmüyorum”
Uçum, 2027 yılında erken seçim yapılabileceği yönündeki tartışmalara ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
2027’de seçim öngörmediğini belirten Uçum, seçimlerin 2028 yılında yapılmasının ekonomik açıdan daha uygun olabileceğini savundu.
Uçum, “2027 bütçesiyle değil, 2028 bütçesiyle seçime gidilmesinin tercih edilecek bir durum olduğunu düşünüyorum” dedi.
Öcalan’a silahsızlanma alt komisyonunda görev verilecek
Uçum, çözüm süreci kapsamında oluşturulan yeni mekanizmalarda Abdullah Öcalan’ın rolüne ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu bünyesinde oluşturulan dört alt komisyondan Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda Öcalan’a görev verileceğini söyledi.
Uçum, bu görevlendirmenin Öcalan’ın hukuki statüsünde değişiklik yapılması veya serbest bırakılması anlamına gelmeyeceğini vurguladı.
İmralı’da oluşturulan çalışma alanının cezaevine bağlı bir birim olduğunu belirten Uçum, Öcalan’la yürütülen temasların hedefinin PKK’nın tasfiye ve silahsızlanma sürecinin tamamlanması olduğunu ifade etti.
Öcalan’ın süreçte muhatap alınmasının gerekçesine değinen Uçum, örgütün silah bırakması ve fesih sürecinin sonuçlandırılması için kendisine görev verilmesinin gerekli olduğunu savundu.
Sağlanan koşulların bir “imtiyaz” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Uçum, bunun “görevin gerektirdiği ortamın sağlanması” olduğunu söyledi.
Bir hükümlüyle örgütün tasfiyesine yönelik diyalog yürütülmesinin hukuken mümkün olduğunu savunan Uçum, olağan dışı süreçlerde olağan dışı yöntemlerin kullanılabileceğini ifade etti.
Daha önce AK Parti kaynaklarına dayandırılan haberlerde, Öcalan’a doğrudan resmi komisyon üyeliği veya statü verilmesinin planlanmadığı, ancak Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nun çalışmalarına ihtiyaç halinde katkı sunabileceği belirtilmişti.
Uçum’un son açıklaması ise Öcalan’ın komisyonda görevlendirilmesi üzerinden daha doğrudan bir rol tarif etti.
Demirtaş için “Başvurusunun önünde engel yok” açıklaması
Uçum, Kasım 2016’dan bu yana cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yeni yasal düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin soruyu da yanıtladı.
Demirtaş’ın başvuruda bulunmasının önünde hukuki bir engel olmadığını belirten Uçum, başvurunun otomatik olarak tahliye sonucunu doğurmayacağını ve ilgili mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Değerlendirmede Demirtaş’ın dosyasının kişi, örgüt ve suçlamalar bakımından yasanın kapsamına girip girmediğine bakılacağını belirten Uçum, şu ifadeleri kullandı:
“ Kişi bakımından, örgüt bakımından dosyası kapsama giriyor mu; bu değerlendirilecektir. Kararı ilgili mahkeme verecektir.”





