Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan, Asur tabletlerinden Urartu izlerine, Osmanlı’nın sancak yıllarına uzanan bir geçmişiyle Hakkâri, yalnızca coğrafi güzellikleriyle değil, direnişi, kültürü ve insanıyla da eşsiz bir şehirdir. Ancak bugün bu kadim topraklar, tarihiyle değil, gençlerinin umutsuzluğu, borç batağı ve intihar haberleriyle anılıyor.

"Sahipsizliğin Bedeli"

Hakkâri, bereketli yaylaları, Cilo’nun görkemli dağları, inci gibi köyleriyle bir cennet olmalıydı. Ama yanlış politikalar, yatırım yoksunluğu, altyapı eksiklikleri ve yıllardır süren ilgisizlik bu kenti adeta kilitlemiş durumda. Gençlerimiz işsizlikle boğuşuyor, birçokları çareyi ya il dışına göç etmekte ya da sessizce tükenmekte buluyor.

Bugün Hakkâri’nin evlatları İstanbul’un inşaatlarında, Ege’nin tarlalarında, Akdeniz’in otellerinde geçim savaşı verirken, kendi memleketlerinde bir fabrika, bir atölye, bir istihdam umudu bile yok. İşsizlik sadece cepleri değil, yürekleri de boşaltıyor. Borç batağındaki gençler bankaların, kimi zaman da tefecilerin pençesinde kıvranıyor. Umutsuzluk, bazılarının hayatına son vermesine neden olacak kadar derinleşiyor.

Bu tablonun sorumlusu dağlar değil, Zap Suyu değil… Bu tablo, yıllardır halkın kaderini ellerinde tutan ama görevini hakkıyla yerine getirmeyen yöneticilerin eseridir.

"Yöneticiler ve Kanaat Önderlerine Çağrı"

Ey bu kentin yöneticileri, kanaat önderleri! Nerede sizlerin vicdanı? Nerede halkın acısıyla dertlenen bir idare anlayışı? Bugün halkla aranıza mesafe koyan, sadece nutuklarla günü kurtarmaya çalışan bir zihniyet var karşımızda. Medyatik pozlarla, flaşlar altında verilen mesajlarla bu halkın sorunları çözülmüyor.

Bugün bu şehir; vizyonsuzluk, bürokratik hantallık ve günü kurtarma telaşıyla adeta boğuluyor. Yatırımlar sadece yapı taşlarında kalıyor, istihdama dönüşmüyor. Gençler için umut olmak yerine, onlara karanlık bir gelecek sunuluyor. İş sahası, üretim atölyesi, girişim desteği… Bunlar hayal bile olamıyor artık.

Bu sorunları çözmesi gereken kanaat önderleri ise halkın içinde olmak yerine, koltuklarını korumanın, isimlerini duyurmanın peşinde. Ne bir proje, ne bir çözüm önerisi; sadece suskunluk, sadece ilgisizlik.

Ey Hakkâri'nin yöneticileri! Lütfen bu kadim topraklara, bu dağların yiğit evlatlarına kulak verin. Onlar işsiz, borçlu, çaresiz... Ama hâlâ umut bekliyorlar. Onlara umut olun. Onlara sadece geçici yardımlar değil, sürdürülebilir çözümler, adil yönetim ve yaşanabilir bir gelecek sunun.

Bugün intihar eden gençlerin ardından methiyeler düzmek, ailelerine "metanetli olun" demek artık yetmiyor. Bu ateş sadece düştüğü yeri yakmamalı; hepimiz yanalım ki başka ocaklar sönmesin.

Hakkâri sahipsiz değil. Kadınlarıyla, gençleriyle, emekçileriyle dimdik ayakta. Ama sizlerden, yöneticilerden, kanaat önderlerinden beklenen; bu potansiyeli görmek, desteklemek ve yol açmaktır. Koltuklar gelip geçer, ama bugün attığınız adımlar Hakkâri’nin yarınını belirleyecek.

Coğrafyamız kader olmasın. Tarih sizi yazacak; ya unutanlar, ya sahip çıkanlar olarak.

Hakkâri’de 5 Çoban Dosyası 29 Yıldır Cevapsız
Hakkâri’de 5 Çoban Dosyası 29 Yıldır Cevapsız
İçeriği Görüntüle

Saygılarımla, Yılmaz Özdemir