İHD Hakkari Şubesi ve Kayıp yakınları Yüksekova'da  Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde ‘Kayıplar Bulunsun, failler yargılansın’ talebiyle sürdürdükleri eylemlerin 128’inci haftasında Velat Şedal’ın faillerini sordu.

Açıklamada ilk söz alan İHD Hakkari Şube Başkanı Sibel Çapraz hasta tutsaklar ve kaybedilenler için adalet istedi.

Çapraz İHD ve  tüm hak savunucuların hasta tutsaklar için adalet istediğin hatırlatarak şöyle konuştu: Maalesef Adalet Bakanlığı sağır ve körü oynuyor. Cezaevlerinde çok ağır hasta tutsaklar var; felçli hastalar, sadece kafasını oynatabilen, tedavi ve  bakım gerektiren hastalar var. 650’si ağır olmak üzere bin 500 tane hasta tutsak var. Geçtiğimiz günlerde Yüksekovalı hasta tutsak yıldırım Han’ı kaybettik. Ailenin tüm başvurularına rağmen serbest bırakılmadı.Cezaevleri ölüm evlerine dönüşmesin. Bu anlamda Adalet Bakanlığı’nın yetkili mercileri hasta tutsakların tedavilerinin uygun koşullarda yapılması için biran önce serbest bırakılması çağırısında bulunuyoruz”.

Ihd1 860X505-1

Daha Sonra Velat Şedal’ın olay örgüsünü okumak için İHD Şube Eş Başkanı Musa Bor olay örgüsünü şu sözlerle anlattı:

Sosyal devlet anlayışı vatandaşın canını malını koruma altına alma ilkeleri ile açıklanır. Türkiye’deki sosyal devlet statüsü ve hak arama anlayışı ise her ne kadar sosyal devlet anlayışını benimsediklerini söyleseler de bu durumun tam tersi yönündedir. Hak savunucularına karşı yükselen şiddet eğilimi, evladının akıbetini sormak için sokaklarda sesini yükselten annelere karşı takınılan adaletsiz tavır, mahkeme salonlarının siyasallaşması ile koca bir kara deliğe dönüşen yargı sistemi… Biz hak savunucuları, anneler ve adalet hakkına erişmek isteyenler her zaman olduğu gibi bu gün burada gerçek bir sosyal devletin inşasını kurulana kadar vazgeçmeyeceğiz…

Velat Şedal henüz 10 yaşındaydı. 25 nisan 2000 de Gece boyu süren mahalle ablukasında fiili bir sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. Ertesi sabah ablukanın kalkması ile mahalle sakinleri ihtiyaçlarını giderebilmek için evlerinden çıkmaya başladı. 26 nisan günü evden dışarı çıkan Velat, bölge polis kontrol noktasının hemen yanı başında arkadaşları ile oyun oynamaya başladı. Saat 13.oo sularında annesinin Velat’ı eve çağırması ile tüm çocuklar oyun alanından mahalleye doğru yürümeye başladı ve akabinde bir patlama sesi geldi. Annesi hemen toz bulutu oluşan patlama alanına koşmuş olsa da Velat’ın parçalanmış bedenini yerde gördü. Yanında ki Sibel Şedal’ın da hayatını kaybettiğini anlayan anne, diğer 4 çocuğun da ağır yaralı olduğunu bildirdi. Olay yerine toplanan mahalleli çocukların kontrol noktasına ait bir bombayı bulduklarını ve akabinde bu bombanın patlaması ile 2 çocuğun hayatını kaybettiğini ileri sürdü. Büyük tartışmaların yaşandığı olay yerine 2 saat boyunca ambulansın girişine izin verilmedi. Ağır yaralı çocuklar ambulansın engellenmesi ile bir pickup aracın kasasına konularak hastaneye götürüldü.

Hakkarili 14 yaşındaki Ammar Deri hastalığından iyileşmek istiyor Hakkarili 14 yaşındaki Ammar Deri hastalığından iyileşmek istiyor

1 gün sonra cenazeler ailelere teslim edildi. Velat Şedal ve Sibel Şedal Yüksekova da defnedildi. Dönemin valisi aile ile iletişim kurarak çocukların henüz küçük olduğu bahisle şikayetçi olmamaları konusunda ailelere bildirimde bulundu. Şedal Ailesinin ısrarlı hak arama mücadelesi Yüksekova savcılığının vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sekteye uğratrıldı. Bombanın türü, menşesi, zimmet durumunun hangi kolluk görevlisine ait olduğu hiçbir zaman açıklanmadı. Yapılan tüm başvurular ret edildi. Yargı erki Çocukların yaşam haklarının ihlal edildiği bahisle tazminat yoluna gitti. Velat Şedal’ın akıbeti yargı eli ile faili meçhul bırakıldı. Çocukların yaşam haklarının böyle basite indirgemek ve ortadaki ağır hak ihlalini görmezden gelip sürekli olarak sorumluların açığa çıkmasını engellemek bir gelenek haline geldi. 10 yaşında ki bir çocuğun katledilmesi olayında faillerin korunduğunu ve davaların sekteye uğratıldığını tüm kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz. Velat Şedal’ın akıbetini sormaktan ve hak arama mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Son kaybımızın akıbeti ortaya çıkana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz” .