GÜNDEM

Gülistan Doku sonrası faili meçhul dosyalar yeniden açılıyor: Yıllardır süren cezasızlık tartışması büyüyor

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyalar için yeni bir birim kurulduğunu açıklaması, 1990’lı yıllardan bugüne uzanan ve büyük bölümü beraat, takipsizlik ya da zaman aşımıyla sonuçlanan cinayetleri yeniden gündeme taşıdı.

Abone Ol

Dêrsim’de 5 Ocak 2020’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen son operasyonun ardından, Türkiye’de yıllardır aydınlatılamayan faili meçhul cinayetler yeniden tartışılmaya başlandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 21 Nisan’da yaptığı açıklamada, faili meçhul olaylar ve daha önce “takipsizlik” kararı verilen tüm dosyaların yeniden incelenmesi için özel bir birim kurulduğunu duyurdu. Gürlek, söz konusu dosyaların tek tek ele alınacağını, eksik ya da aksak yönlerin araştırılacağını belirtti.

Bu açıklama sonrası gözler, özellikle 1990’lı yıllarda yoğunlaşan ve büyük bölümü cezasızlıkla sonuçlanan dosyalara çevrildi. Faili meçhul cinayetlerin önemli bir kısmı, Tansu Çiller’in başbakan, Doğan Güreş’in Genelkurmay Başkanı ve Mehmet Ağar’ın İçişleri Bakanı olduğu dönemde yaşandı. Gözaltında kaybetmeler, yargısız infazlar ve köy yakma vakalarına ilişkin açılan davaların önemli bölümü ise ilerleyen yıllarda kapatıldı.

Kamuoyunun baskısıyla açılan birçok davada beraat kararları verildi, bazı dosyalar ise zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü. Kerboran, Cizre, Kızıltepe ve Yüksekova JİTEM davaları başta olmak üzere çok sayıda dosya cezasızlıkla sonuçlandı.

BERAAT VE ZAMAN AŞIMI KARARLARI

Şırnak’ın Görümlü köyünde 1993 yılında 6 kişinin zorla kaybedilmesine ilişkin açılan davada tüm sanıklar beraat etti ve karar Yargıtay tarafından onandı. Lice’de 1993 yılında 15 sivilin öldürüldüğü operasyonla ilgili dava da yıllar sonra açılmasına rağmen beraatla sonuçlandı; sanığın ölmesiyle dosya düştü.

Muş’un Kızılağaç köyünde gözaltına alınan 4 kişinin öldürülmesine ilişkin dava ise 20 yıl sonra açıldı ancak beraat kararıyla kapatıldı.

Kerboran JİTEM davasında 8 kişinin zorla kaybedilmesine rağmen sanıklar hakkında “yeterli delil bulunamadığı” gerekçesiyle beraat kararı verildi. Qoser (Kızıltepe) JİTEM davasında ise bazı suçlar zaman aşımından düşerken, diğer suçlamalar için beraat kararı verildi.

Pasûr (Kulp) davasında gözaltına alınan 11 kişinin akıbetine ilişkin açılan dava da önce beraatla sonuçlandı, ardından Yargıtay tarafından zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

DOSYALAR KAPATILDI, DELİLLER YOK EDİLDİ

Bazı dosyalarda ise etkili soruşturma yürütülmediği ve delillerin toplanmadığı eleştirileri öne çıktı. Kerboran ilçesine bağlı Çêlik Mahallesi’nde 7 kişinin öldürülmesine ilişkin soruşturma yıllarca sürüncemede bırakıldı; olay yerinin baraj suları altında kalmasıyla deliller tamamen yok oldu.

Midyat’ta 9 kişinin gözaltında kaybedilmesine ilişkin dosyada savcılık “delil yok” gerekçesiyle zaman aşımı kararı verdi.

Vedat Aydın cinayeti ise 30 yıl boyunca sonuçlandırılamadı ve 2021 yılında zaman aşımına uğradı.

KAMUOYUNDA YANKI UYANDIRAN DOSYALAR

Roboskî Katliamı’nda 34 kişi hayatını kaybetmesine rağmen dosya takipsizlikle sonuçlandı. Madımak Katliamı’nda firari sanıklar yönünden dava 2023 yılında zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

Gazeteci Musa Anter cinayeti ve JİTEM Ana Davası da zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin davada sanık polisler beraat etti. Kemal Kurkut’un 2017’de polis kurşunuyla öldürülmesine ilişkin davada da sanık hakkında “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verildi.

Uğur Kaymaz’ın öldürülmesine ilişkin davada polisler beraat ederken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’yi “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle mahkûm etti.

YAKIN DÖNEM OLAYLARI DA AYDINLATILAMADI

Van’ın Çatak ilçesinde iki köylünün helikopterden atıldığı iddialarına ilişkin soruşturma yıllardır sürmesine rağmen herhangi bir kamu görevlisi yargılanmadı.

Zırhlı araç çarpmaları sonucu son 15 yılda en az 36 kişinin, bunların 16’sının çocuk olduğu belirtilirken, bu olayların büyük kısmında cezasızlık kararı verildi.

Kadın ölümlerine ilişkin Rabia Naz Vatan, Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman, Rojin Kabaiş, Firdevs Babat ve İpek Er dosyaları da hâlâ aydınlatılmayı bekliyor. Bu dosyaların bir kısmında olayların “intihar” olarak kayıtlara geçmesi tartışma yarattı.

SINIRDAKİ ÖLÜMLER VE MÜLTECİLER

Sınır hattında yaşanan sivil ölümler de cezasızlık tartışmalarının bir diğer boyutunu oluşturuyor. Hakkâri ve çevresinde son yıllarda asker ve polislerin açtığı ateş sonucu en az 11 sivil hayatını kaybetti, ancak bu olaylarda herhangi bir kamu görevlisi ceza almadı.

Van’da son olarak 28 Aralık 2024’te sınır hattında açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Seyithan Durdu dosyasında da yargılama sürüyor.

Öte yandan, Türkiye-İran sınırında mültecilerin hayatını kaybettiği çok sayıda olayın çoğu kamuoyuna dahi yansımadı. Bu ölümlere ilişkin açılan dosyaların önemli bir bölümü ya “fail bulunamadı” gerekçesiyle kapatıldı ya da takipsizlikle sonuçlandı.

YENİ SÜREÇTE NE OLACAK?

Adalet Bakanlığı’nın kurduğu yeni birimin hangi dosyaları kapsayacağı henüz netleşmiş değil. Ancak kamuoyunda beklenti, yıllardır sonuçsuz kalan ve cezasızlıkla anılan bu dosyaların yeniden, etkin ve şeffaf bir şekilde soruşturulması yönünde.