Star Kadın Derneği Colemêrg'in Gever ilçesinde “Tacize ,tecavüze ve istismara karşı şimdi kadın zamanı” şiarı ile yürüyüş gerçekleştirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gever ilçe binası önünde bir araya gelen kadınlar “Bı Hêza Cewherî Û Bı Vîna Azad Nıha Dema Jınê Ye!” pankartı ile Ziraat bankası kavşağına kadar yürüdü. Yürüyüşte, “Şiddetin üzerini örten değil, gerçeği açığa çıkaran bir toplum istiyoruz”,
“Taciz ve tecavüzün aması yoktur”, “Çocukların hakları için meydanlardayız”, “Jin Jiyan Azadi”, “Zarok siberoja cıvakê ye, cıvak xwedî lı zarokan derdıkeve” dövizleri taşıyan kadınlar sık sık “Jin jiyan azadi”, “Çocuğa uzanan eller kırılsın”, “Koruma aklama failleri yakala” sloganları eşliğine Ziraat bankası kavşağına yürüdü.
Yürüyüşe Star Kadın Derneği, Tewgera Jinen Azad aktivistleri (TJA), DEM Parti Milletvekilleri Öznur Bartın ve Vezir Çoşkun Parlak, Barış Anneleri Meclisi Üyeleri, ÖHD, İHD ve 13 yaşında tecavüze uğrayan çocuğun ailesinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.
‘Kadınların mücadelesi olmasaydı bu olayın üstü örtülecekti’
Star Kadın Derneği adına basın metinini okuyan Ömür Çifçi, Kadın cinayetleri, cinsel istismar, tecavüz, zorla evlendirme ve çocuklara yönelik şiddet münferit olaylar olmadığını ifade eden Ömür Çifçi, erkek egemen sistemin ve cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu söyledi.
Ömür Çifçi, “Kadınların ve çocukların yaşamına, bedenine ve iradesine yönelen bu saldırılar, erkek egemen kurumlar tarafından korunup derinleştirilmektedir. Gülistan Doku dosyasında aydınlatılmayan gerçekler, Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümü, İpek Er’e yönelik cinsel saldırı ve failin yargı sürecinde korunması, Siverek’te zorla evlendirilmek istenen genç kadının adalet arayışı,
Yalova’da Semiha Sözer’in öldürülmesi ve Urfa’da Emine Kurt’un ölümünün intihar olarak gösterilmesi, cezasızlık düzeninin açık örnekleridir. Kadınların mücadelesi olmasaydı bu olayların üzeri örtülmeye devam edecekti” sözlerini kullandı.
‘Bu politikalar kadınların yaşam alanlarını hedef almaktadır”
Gever’de 13 yaşındaki bir çocuğa yönelik istismar iddiaları da bu tablonun bir parçası olduğunu aktaran Ömür Çifçi, “Toplumun sevgisini ve güvenini kazanmış olmak hiç kimseye çocukların bedeni ve yaşamı üzerinde hak vermez. Sanatçı kimliği ve toplumsal konum, hiçbir istismar iddiasının üzerini örtemez.
Eray Oğuz, Nevzat Çiftçi ve Nejat Koparan hakkındaki iddialar ayrım gözetilmeksizin soruşturulmalı, çocuğun kimliği ve mahremiyeti korunmalıdır. Kadına ve çocuğa yönelik şiddet; cinayetlerin yanı sıra tecavüz, cinsel istismar, kadın ve çocuk ticareti, zorla evlendirme, fuhuşa sürükleme ve ekonomik sömürüyle de kendini göstermektedir.
Bu coğrafyada çocukların ve genç kadınların uyuşturucuya, fuhuşa ve yozlaştırılmış yaşam biçimlerine sürüklenmesi; kadınların dilinden, kültüründen ve tarihinden koparılması, özel savaş politikalarının toplumsal etkilerinden bağımsız değerlendirilemez. Bu politikalar toplumsal güveni, kültürel dokuyu ve kadınların yaşam alanlarını hedef almaktadır” dedi.
‘Herkesi meydanlara örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz’
Kadınların bedenini tüketim nesnesine dönüştüren, emeğini görünmez kılındığını ifade eden Ömür Çifçi, ekonomik bağımlılığa mahkûm eden erkek egemen kapitalist sistemin şiddeti yaşamın her alanında yeniden üretildiğini dile getirdi. Ömür Çifçi, “ Failleri koruyan, kadınları ve çocukları susturan bu düzene karşı sessiz kalmayacağız.
Bizler adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyütüyor; kadınların öz savunmasını ve örgütlü mücadelesini esas alarak şiddetsiz bir yaşamı savunuyoruz. Kadınların ve çocukların yaşamı pazarlık konusu değildir! Toplumun güvenini, sanatın ve kültürün değerlerini istismar ederek hiçbir suçun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz. Bütün kadınları evlerden sokaklara, mahallelerden meydanlara örgütlü mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” ifadelerini
‘Cezasızlık politikalarına karşı mücadelemiz sürecek’
Daha sonra söz alan Öznur Bartın, Kürdistan’da kadın ve çocuklara yönelik istismar, şiddet ve şüpheli ölümler birbirinden bağımsız olmayan birbiriyle bağlantılı olan büyük olay olmayan birçok meseleye tanıklık ettiklerini ifade etti.
Öznur Bartın, “ Bir çocuğun çıkardığı çığlık sessiz kalıyorsa duyulmuyorsa bunun sebebi bizim sessiz kalmamızdır. Kürdistan’da kadınlara ve çocuklara bu kadar yönelim olması ahlaksızlığın , fuhuşun, çeteciliğin dayatılması elbette münferit değildir. Bunlar sistemin geliştirdiği politikalardır. Bu cezasızlık politikalarından almış oldukları cesarettir. Çocuğun rehber öğretmenine anlatması ardından ailenin şikayetçi olmasından sonra tecavüzcülerin kimlikleri açığa çıkıyor.
Dosyanın savcısı 2 haftadır neden izinde? Çocuğun beyanlarından dijital materyallerin korunması beyanlarının bu noktada araştırılması iddialara ilişkin adli ve idari soruşturmamanın yapılması şu ana kadar ne yapıldı? Hiçbir şey yapılmadı. Koruculuğu, sözde kendini düğün sanatçısı olarak tanıtan ve kendini burada var eden ve yaşatan ve yine okul servisini kullanan aynı şekilde tecavüz beyanlarının içerisindedir. Biz kadınlar olarak cezasızlık politikalarına karşı mücadelemiz sürecektir” ifadelerini kullandı.





