Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında Adliye koridorlarında kendisine anlatılan bir hukuk skandalını yazdı.

“Bazen öyle şeyler geliyor ki kulağıma, doğru olduğunu bilmeme rağmen inanmak istemiyorum. Ah keşke yalan olsa, diyorum” diyen Pehlivan, sıradan bir boşanma hikayesinde yasaların ve hukuka güvenin geldiğini noktayı anlatıyor.

Pehlivan’ın anlattığı olay, başlangıçta sıradan bir boşanma hikayesi. İstanbul’da yaşayan yabancı ama Türk vatandaşlığı almış işadamı ile manken eşi 2018’da protokolle boşanıyor. Aradan bir sene geçiyor, işadamı başka bir kadınla nikah masasına oturuyor. Ve bütün olaylar bu andan itibaren başlıyor.

Eski eş sürekli maddi taleplerde bulunuyor. Bir zaman sonra boşanmayı iptal davası açıyor.

“Buraya kadar okuduğunuz her şey özel hayatta olabilecek türden olaylar. Ama işte asıl mesele perde arkasında” diyen Pehlivan, olayların gelişimini şöyle anlatıyor:

“Bir gün...

Bu işadamının evine ve ofisine polis operasyonu düzenlenmiş. İlginçtir, gözaltı kararı yokmuş ama evraklarına ve bilgisayarlarına el konulmuş. FETÖ’nün finansörü olmakla suçlanıyormuş. Garip mi, her şey bir ihbar mektubuyla başlamış.

İşadamı çok şaşkınmış. Gelin görün ki, soruşturmayı yapan ünlü savcının ismini öğrenince anlamış. Zira o savcı eski eşinin ve onun babasının çok yakınıymış. Kendisi de onlardan dolayı tanışıyormuş. Birlikte lüks restoranlarda çok yemek yemişliği de varmış.

Neyse

Bakan Yerlikaya'nın açıklaması: Türkiye genelinde binlerce kaçak yakalandı. Bakan Yerlikaya'nın açıklaması: Türkiye genelinde binlerce kaçak yakalandı.

Bu işadamının avukatlarından biri eski hâkimmiş. Öyle bir isimmiş ki zamanında Fethullahçıların kumpaslarına karşı mücadele vermesiyle tanınan biriymiş. İşte o hukuk bilgisi ve FETÖ’ye karşı duruşu tartışılmayacak isim, bir gün soruşturma savcısından randevu almış.

Gitmez olaymış, savcının dediklerini duymaz olaymış. Zira o savcı, işadamı hakkındaki FETÖ soruşturmasının seyrinin, ancak eski eşinin dediklerini yerine getirmesiyle değişebileceğini söylemiş.

Yetmemiş olacak ki ‘Tutuklatırım, gizli tanıklarla yıllarca içeride yatırırım’ diye imalarda bile bulunmuş.

Bunu duyan işadamı düşünmüş de düşünmüş...

Ve bu ahlaksız teklife boyun eğmemeyi tercih etmiş. Etmiş de kurtulmuş mu?

Yok. Hem kendisinin hem çevresinin banka hesaplarına blokeler konulmuş. Hatta yeni evlendiği eşi de FETÖ üyeliği suçlamasıyla soruşturmaya dahil edilmiş.

Ah işte, hem eski eşin açtığı boşanmayı iptal davasında hem de bu yeni FETÖ soruşturmasında benzer suçlamaların olması nasıl da tesadüfmüş!

Peki, Anayasa Mahkemesi’ne transfer olan İstanbul Adliyesi’nin eski başsavcısı bilmez miymiş bu yaşananları? Hiç bilmez mi! Duymuş ama kılını kıpırdatmamış.”