Kamu kurumlarında çalışma barışı ve personel haklarına ilişkin açıklamalarda bulunan Büro Memur-Sen Hakkâri Şube Başkanı İsmail Karademir, çalışanlara yönelik sistematik baskı, dışlama ve yıldırma girişimlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Yöneticilerin sahip olduğu yetkilerin hukuki sınırlar içerisinde kullanılması gerektiğini vurgulayan Karademir, amirlik makamının çalışanlar üzerinde baskı kurma veya kişilik haklarını zedeleme aracı olmadığının altını çizdi.
6 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ni hatırlatan Karademir, çalışanların belirli bir süre boyunca kasıtlı ve sistematik biçimde aşağılanması, dışlanması, küçümsenmesi ve itibarsızlaştırılmasının psikolojik taciz kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti.
Sendikal mücadelelerinin kişilerle değil, haksız uygulamalarla olduğunu kaydeden Karademir, çalışanların hak ve hukukunu savunmaktan geri durmayacaklarını dile getirdi.
“Çalışma huzuru kamu hizmetinin kalitesini belirler”
Kurumlarda huzurlu bir çalışma ortamının yalnızca personelin değil, sunulan kamu hizmetinin de kalitesini doğrudan etkilediğini belirten Karademir, baskı ve değersizleştirme ortamının çalışma verimliliğine zarar vereceğini ifade etti.
Mobbinge maruz kaldığını düşünen kamu çalışanlarının sessiz kalmaması gerektiğini belirten Karademir, CİMER, ALO 170 ve yazılı dilekçe yoluyla başvuru yapılabileceğini, yaşanan olayların belgelenmesinin de hukuki süreçler açısından önem taşıdığını hatırlattı.
“Haksızlığa uğrayan hiçbir memur yalnız değildir”
Büro Memur-Sen olarak üyelerinin haklarını korumaya ve gerektiğinde hukuki süreçlerde yanlarında olmaya devam edeceklerini belirten Karademir, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Biz kurumlarımızın karşısında değil, çalışanlarımızın yanındayız. Güçlü kurum, hakkı gözetilen çalışanlarla mümkündür. Kimsenin ekmeğinde, görevinde ve onurunda gözümüz yok; ancak hiçbir çalışanın da haksızlığa uğramasına müsaade etmeyeceğiz.”





