TBMM Genel Kurulu’nda, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak değerlendirilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerindeki görüşmeler sürüyor.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup adına yaptığı konuşmada, teklifin Türkiye’nin çatışmalı geçmişinden yeni bir döneme geçiş açısından önemli bir eşik olduğunu ifade etti.
Konuşmasına barış sürecine katkı sunan isimleri ve Sırrı Süreyya Önder’i anarak başlayan Bakırhan, Kürt meselesinin yaklaşık bir asırdır çatışma, güvenlik politikaları ve hukuk tartışmaları üzerinden ele alındığını belirtti. Meclis’in bugün yeni bir siyasi ve hukuki yön belirleme sorumluluğuyla karşı karşıya olduğunu söyledi.
“Meclis yeni bir tarihin önünü açmalı”
Bakırhan, teklifin geçmiş dönemlerden farklı olarak gerekçesi bulunan, müzakereye ve itiraza açık bir yasama metni olarak ele alınmasını önemli bulduğunu belirterek, Kürt meselesinin ilk kez olağan bir yasama zemini içerisinde tartışılmasının tarihi bir anlam taşıdığını savundu.
Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren uygulanan sıkıyönetim, olağanüstü hal ve güvenlik merkezli politikaların toplumsal sorunları derinleştirdiğini dile getiren Bakırhan, artık geçmişin “acı ve inkârla dolu sayfalarının” kapatılması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, Türkiye’nin ortak tarihine vurgu yaparak Türkler ve Kürtlerin yüzyıllara yayılan ortak yaşam deneyimine dikkat çekti. 1921 Anayasası’ndaki yerel yönetim anlayışını da hatırlatan Bakırhan, Meclis’in bu tarihsel birikimden hareketle demokratik ve eşitlikçi yeni bir dönem başlatabileceğini ifade etti.
Öcalan, Erdoğan ve Bahçeli’ye teşekkür
DEM Parti lideri Bakırhan, konuşmasında Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na özel bir vurgu yaptı.
Öcalan’ın Türkiye’de çözüm arayışındaki rolünün ön yargılardan uzak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bakırhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de süreçte üstlendikleri rol nedeniyle teşekkür etti.
Bakırhan, mevcut teklifin herhangi bir kesime ayrıcalık sağlamadığını, çatışmanın sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin önünün açılması açısından ilk hukuki adım olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Bu süreçte kimse bir şey kaybetmeyecek”
Konuşmasında Türk kamuoyuna da seslenen Bakırhan, barış ve çözüm arayışının Türkiye’nin bölünmesi anlamına gelmediğini savundu.
“Ülkenin bütünlüğü ve değerleri müzakere konusu değildir” diyen Bakırhan, Kürtlerin ayrılma amacı taşıması halinde Meclis çatısı altında siyaset yapmayacaklarını belirterek, ortak vatan ve ortak gelecek vurgusu yaptı.
“Evlatlarınızın hatırasına en büyük hürmet başka ölümlerin yaşanmamasıdır”
Bakırhan’ın konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri ise çatışmalarda çocuklarını kaybeden ailelere yönelik mesajı oldu.
Bakırhan, farklı kesimlerin yaşadığı acıların yarıştırılmaması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin hiçbir yerinde yeni ölümlerin yaşanmamasının en temel hedef olması gerektiğini söyledi.
Çatışmalarda evlatlarını kaybeden ailelere seslenen Bakırhan, onların acısına saygının en güçlü biçiminin yeni ailelerin aynı acıyı yaşamamasını sağlamak olduğunu ifade etti.
Kürt toplumunda geçmişte yaşanan süreçlere ilişkin güvensizlik ve “yeniden kandırılma” endişesinin bulunduğunu da kabul eden Bakırhan, demokratik haklar için mücadelenin devam edeceğini ancak önceliğin çatışmayı sona erdirmek olduğunu söyledi.
“Ekim ayında demokratikleşme süreci başlatılmalı”
Bakırhan, teklifin yasalaşmasının ardından sürecin yalnızca bu düzenlemeyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı.
Asıl ikinci aşamanın ekim ayında Meclis’in yeniden çalışmaya başlamasıyla hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Bakırhan, demokratikleşme, hukuk, eşitlik ve özgürlükler temelinde yeni yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulundu.
Kürtlerin yanı sıra Aleviler, işçiler, kadınlar ve çeşitli nedenlerle hak ihlallerine uğrayan tüm toplumsal kesimlerin dahil olacağı kapsamlı bir demokratikleşme süreci öneren Bakırhan, Meclis’in yeni dönemdeki yönünün demokratik entegrasyon, özgürlükler ve hukukun üstünlüğü olması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, kalıcı barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle değil, demokratik siyasetin güçlendirilmesi ve herkesin hukuk önünde eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını belirterek konuşmasını tamamladı.





