Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuştu. İstanbul, Sakarya ve Kocaeli'nde yaşanan selde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Bakırhan, selde açığa çıkan tahribin giderilmesi gerektiğini belirterek, evleri ve iş yerleri zarar görenlere geçmiş olsun dileklerini iletti.
İstanbul'da planlanan "Kanal İstanbul" projesine dikkati çeken Bakırhan, “Bugün 'Kanal İstanbul' projesini tekrar hayata geçirmek için ısrar ediyorlar. Biz de buradan sesleniyoruz; İstanbul'un mega projelere ihtiyacı yok, İstanbul'un mega risklerden korunmaya ve kurtulmaya ihtiyacı var. Eğer bu topluma, insanlarımıza bir iyilik yapmak istiyorsanız bu mega riskleri ortadan kaldıracak projeler yapın" dedi. İktidarın iki yıldır belediyeler üzerinde baskı kurmaya çalıştığını söyleyen Bakırhan, 14 Ekim’de İstanbul’un iktidara mesajını verdiğini dile getirdi. Belediyelerin transferi yerine kentlerin sorunlarına odaklanılması gerektiğinin altını çizen Bakırhan, “Dereyi arsaya, yeşili betona, kenti ranta çeviren anlayışı değiştirmek gerekiyor” diye belirtti.
‘SİYASİ VE TOPLUMSAL KRİZLER SÜRÜYOR’
Federe Kürdistan Bölgesi’nde düzenlenen MERİ Forum’a değinen Bakırhan, forumun içeriği ve gerçekleştirdiği temaslar hakkında bilgi verdi. Ortadoğu’da savaşların yanı sıra siyasi ve toplumsal krizlerin de sürdüğünü belirten Bakırhan, "Ortadoğu'da önemli gelişmeler yaşanmaya devam ediyor. Sıcak savaşlar durmadığı gibi siyasal ve toplumsal krizler de durmuş değil. Dünyanın gözü burada olup bitenlere kesilmişken bugün artık orada savaş var, kimseyi ilgilendiremez diyebileceğimiz bir noktada değiliz. Çünkü Yemen'den atılan bir füze Riyad'a uçak kalkışlarını durdurabiliyor. Kızıldeniz'de başlayan bir gerilim birkaç gün sonra başta biz olmak üzere Avrupa'da dünyanın birçok yerinde bulunan marketlerdeki fiyatları yükseltebiliyor. Bir yerde ateş yandığında başka bir ülkede dumanı tutuyor" ifadelerini kullandı.
'KİMSE GERÇEK BİR BARIŞA YANAŞMIYOR'
Ortadoğu'da kimsenin büyük bir savaşın tarafı olmadığını söyleyen Bakırhan, "Ancak kimse gerçek bir barışı kurmaya da yanaşmıyor. Bunu nereden anlıyoruz? Herkes güvenlik arıyor. Herkes daha fazla silahlanıyor. Herkes daha fazla askeri üst kuruyor. Daha yüksek duvarlar örüyorlar ve sonunda ortaya daha fazla güvenlik değil, güvensizlik ortaya çıkıyor. Tam da böylesi bir dönemde MERÎ Forum'da Ortadoğu'nun geleceğini, Kürtlerin bölgedeki durumunu, Türkiye'de yürüyen Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni ve Suriye'de yaşanan gelişmeleri uzun uzun tartıştık, konuştuk. Forum vesilesiyle Sayın Neçirvan Barzani, Sayın Bafıl Talabani, Sayın Kubat Talabani, Sayın Mazlum Ebdî ve Sayın İlham Ehmed ile görüştük. Bölgedeki birçok ülkeden oraya gelip katılan, çok değerli, çok kıymetli aktörlerle görüştük. Türkiye'de yürüyen sürece ve Kürtler arasındaki diyaloğun gelişmesine verdikleri önemi bir kez daha o forumda gördük" diye belirtti.
'SÜREÇ SADECE TÜRKİYE'NİN SÜRECİ DEĞİLDİR'
Forumda en sık yapılan değerlendirmelerin başında Türkiye’de süren Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin Ortadoğu'ya etkileri olduğunu kaydeden Bakırhan, şöyle devam etti: "Barış ‘bölge barışının dinamosu’ olabilir dediler. Biz de bu tespite yürekten katılıyoruz. Çünkü Türkiye’de Kürt meselesi demokratik yollarla çözüldüğünde bunun olumlu etkisi Türkiye ile sınırlı kalmaz. Suriye’de, Irak’ta, İran’da da hissedilir. Bu süreç yalnızca Türkiye’nin değil, bütün bölgenin umududur. Orada siz de takip ettiniz. Bütün Kürt aktörleriyle bir fotoğraf verdik. Kıymetli ve değerliydi. Tabi ki yan yana gelmek önemlidir, bir fotoğraf karesinde ortak resim vermek önemlidir. Bugüne kadar oluşan mesafeyi bu buluşma ve resimler azaltır ama bir fotoğraf yetmez; bu yakınlaşmanın siyasi, toplumsal ve diplomatik ayakları da kurulmalıdır."





