İlçin, ateşin enerjisine inandığını ve bunu üretime dönüştürdüğünü söyleyerek, “Mumê” adını verdiği bir atölye açtı. Atölyede hem kendi mumlarını üretiyor hem de isteyenlere mum yapımını öğretiyor.

Dört yıllık akademisyenlik kariyerinin ardından, yaklaşık bir yıl önce Mumê’yi açtığını ifade eden İlçin, bu süreci şöyle anlattı:

“Burada birden fazla hammaddeden mumlar yapıyorum. Silikon kalıp ve kap içi mumlar üretmenin yanı sıra tamamen bana ait tasarımlar da ortaya koyuyorum. Yıllardır mum yakıyoruz ama neden sadece yakıyoruz, bunu hiç sormuyoruz. Aslında mumun çok farklı bir albenisi var, yüzyıllar öncesine dayanan bir çekim gücü diyebiliriz. İnsan atası ateşi bulduğu andan itibaren onunla çok güçlü bir bağ kurdu. Bir şömine, bahçenizde ya da deniz kenarında bir kamp ateşi yakabilirsiniz. Ama her an elinizin altında olacak, çakmağı çaktığınız an size enerji verecek şey mummuş. Biz ateşi sadece yemek yaparken kullanmıyoruz, onunla başka bir bağımız var. Ben de bu bağın farkında olduğum için burayı açmayı tercih ettim.”

Mum Atolyesi22 857X503

“Beraber öğreniyoruz”

Atölyesinin kendisi için adeta en yakın arkadaş olduğunu söyleyen İlçin, şöyle devam etti:

Sara Ebrahimi Devrim Muhafızları’nın İşkencesi Sonucu Hayatını Kaybetti
Sara Ebrahimi Devrim Muhafızları’nın İşkencesi Sonucu Hayatını Kaybetti
İçeriği Görüntüle

“Hepimiz için zor zamanlar vardır. Ben zor günlerimde mum dökmeyi tercih ediyorum. Bu atölyeyi açmadan önce de mum dökmeyi çok seviyordum. Sıkıntılı zamanlarda, psikolojimin bozuk olduğu dönemlerde akşamları gidip mum dökerdim. Mum yapmak size dünya ile bağınızı koparmanız için iki saatlik bir vakit veriyor. Hammaddeleri seçerken, renk seçerken, döküm yaparken, süsleme yaparken tamamen zihninizi boşaltıyorsunuz. O günkü sorunlar bir rafa kalkıyor. Zihnim, iki saatliğine de olsa bana huzur veriyor, sorunlarımdan arınıyorum.

Mumê açıldığından beri artık bunu evde değil, kendi atölyemde yapıyorum. Burada birlikte öğrenme çalışmaları da yapıyoruz. İnsanlar sadece anı biriktirmek için gelmiyor. Kendi mumlarını yapıp yakabilsinler diye buradayız. Aynı zamanda benim yaşadığım o rahatlığı onlar da yaşasın istiyorum. Buraya gelenler sadece tütsü ve mum almak için gelmiyor; burada mum yakar, çay içer, sohbet ederiz ve kalkarken kendi mumunu alır götürür. Bu süreklilik, müşterilerimle aramda dostluk bağı kurmama neden oldu. Artık burası gelip gideni çok olan bir yer haline geldi ve bundan büyük keyif alıyorum.”

“Bir ocakta pişirilir, mum da üretilir”

Hayatın içinde olan kadınlar kadar görünmeyen kadınların da var olduğunu vurgulayan İlçin, şunları söyledi:

“Hayatın içinde olmayan kadınların sayısı, olanlardan daha fazladır. Ama perdenin arkasında oldukları için onları göremiyoruz. Daha zor yaşam sürüyorlar. Ben Çorumluyum, bu coğrafyaya yeni gelmedim; oradaki kadınlar ile buradaki kadınlar arasında inanın hiçbir fark yok. Kadın olarak yaşamlarımız zor; hem anneyiz, hem eşiz, hem evladız, hem dışarda çalışıyoruz.

Kadınlara şunu söylemek istiyorum: Hayal ettiklerinizi gerçeğe dönüştürmek için çaba gösterin. Sadece bir çabayla serüvenimiz başlıyor. Hepimizin hayatı aynı değil; kimimizin hayatı daha kolay, ama zorda olanlar bile hayal edebiliyor ve bunu gerçeğe dönüştürme şansına sahip. Perdenin önündeki kadınlar, perdenin arkasındaki kadınlara varlıklarını hissettirsin. Kendi ocaklarında yemek de yapabilir, mum da üretebilirler. Emeklerini paraya dönüştürdüklerinde zaten devamı geliyor.”

Kaynak: MA