Meclis’ten 24 Aralık’ta geçen ve ertesi gün yürürlüğe giren 11’inci Yargı Paketi, kadına yönelik şiddetten hüküm giyen veya tutuklananların şartlı tahliyesini sağlıyor ve nafaka haklarını kısıtlayacak düzenlemeler içeriyor. Pakete yönelik tepkilerin haklılığı, paketin yürürlüğe girmesinden sadece üç gün sonra Amed’de ortaya çıktı. Şartlı tahliye edilen Okay Gür, 27 Aralık’ta Rojda Yakışıklı’yı katletti.
KCDP Avukatı Elif Selin Erel, 2025 verilerine dikkat çekerek, şüpheli kadın ölümlerinin ilk kez kadın cinayetleri verisini geçtiğini söyledi. Erel, faillerin artık intihar süsü vererek kadınları katlettiğini ve genellikle en yakınları tarafından öldürüldüklerini vurguladı. “Faillere cesaret veren, kadın cinayetlerini besleyen kararlarla karşılaşıyoruz” diyen Erel, örnek olarak Ceyda Yüksel davasını anlattı. Failin, kurbanla cinsel birliktelik yaşamayı reddetmesi gerekçesiyle haksız tahrik indirimi almasını eleştiren Erel, “Erkeklik gururunun incinmesi gibi gerekçelerle indirim yapılması kabul edilemez. Cinayet işleyen bir failin mahkemeye takım elbiseyle çıkması iyi hal sayılmamalı” dedi.
‘Kadınların Hakları Hedef Alınıyor’
Elif Selin Erel, pakette yer alan nafaka ve boşanma düzenlemelerinin kadınları ekonomik olarak zayıflatacağını belirtti. Boşanma davalarında tazminat ve nafaka davalarının ayrılmasının, kadını mağdur edeceğini ifade eden Erel, “Kadın zaten boşanma sürecinde baskı ve tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Ekonomik özgürlüğü olmadan şiddet döngüsü devam eder” dedi. Pakette gündeme gelen arabuluculuk uygulamasının ise geri çekilmiş olmasına rağmen, yeniden gündeme gelebileceğine dikkat çekti.
‘Tahliye Olan Failler Potansiyel Katillere Cesaret Veriyor’
11’inci Yargı Paketi’nin şartlı salıverme düzenlemesine de değinen Erel, “Eşe, eski eşe ve kadınlara karşı işlenen cinayetler aftan muaf tutulmuş olsa da yaralama ve öldürmeye teşebbüs gibi suçlar aftan yararlandı. Bu, potansiyel katillere cesaret veriyor. Suçlular dışarıda kol gezerken kadınlar nasıl güvende hissedebilir?” diye sordu. Ayrıca tahliye edilen failin mağdura bildirilmemesinin ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu belirtti.
Erel, şiddeti besleyen politikaların ve mahkeme kararlarının kadın cinayetlerini artırdığını vurgulayarak, “Bu cinayetler münferit değil. Kadın hakları tartışmaya açıldığında en fazla zararı kadınlar görüyor. Bu afların kadınlar için koruyuculuğu yok” dedi.
‘Mücadele Etmenin Yolu Meclis’ten Geçiyor’
Hukuki mücadelede önceliğin Meclis olduğunu söyleyen Erel, uygulamadaki aksaklıklara da dikkat çekti: “Kolluk, savcılık ve mahkeme üçlüsü etkin şekilde çalışmalı. Şiddet önleme ve izleme merkezleri aktif olmalı. Caydırıcılık çok önemli. Katillere ve potansiyel katillere cesaret vermemek gerekiyor. Yapılabilecekler hem basit hem etkili, ancak doğru politikaların uygulanması şart.”
Erel, kadınların yaşamını korumak için yasaların yetersiz olmadığını, uygulamadaki eksikliklerin sorun yarattığını belirterek, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin kolluk kuvvetlerine kazandırılması gerektiğini ifade etti.





